Her ne kadar Paşinyan’ın bu seçimlerde aldığı oy yüzdesi bir önceki seçimlere göre, çok az da olsa, daha düşükse de, yine de rakiplerini açık farkla geride bırakmış olması, seçmen tercihlerinin de hangi yönde olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir.
Şu an için seçimin en büyük kaybedeni Rusya’dır çünkü Ermenistan Batı ile “kaynaşma” yönünde ilerlemektedir. Bunun yanında, Ermenistan komşularıyla olan ilişiklerinin iyileşmeye devam edeceğini belirtmiştir.

Nikol Paşinyan, Ermenistan’da rakipleri karşısında ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı. Seçimlerden önce, seçimleri kazandığı takdirde Ermenistan Anayasası’nın girişinde yer alan ve bu ülkenin komşulara karşı topraklarının genişlemesini öngören maddeleri söz konusu belgeden çıkaracağı sözünü vermişti, fakat kazandığı çoğunluk bunu gerçekleştirmeye yetecek düzeyde değil. Paşinyan’a muhalefet eden partilerin hemen tümü Azerbaycan ve Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurulmasına ve ülkenin Batı’ya dönük bir siyaset izlemesine karşı çıktığından, onlarla koalisyon kurarak anayasayı değiştirmek mümkün gözükmemektedir. Bu durum karşısında Ermenistan Anayasası’nın değiştirilmesi konusunun bir süre için rafa kalkmasından başka çare yoksa da verilen sözde durulmamasının, yani Ermeni anayasasındaki genişlemeci yaklaşımın geçersiz kılınmamasının, komşularıyla ilişkileri nasıl etkileyeceğini önceden kestirmek mümkün gözükmemektedir.
Türkiye ve Azerbaycan’ın Paşinyan’ı destekleme vakti
Ermenistan seçimlerinin sonuçları ne gösteriyor? Belki de en önde gelen konu Ermeni seçmeninin komşularla sürekli kapışmayı değil, iyi geçinmeyi istediğini göstermesidir. Seçmen toprakların genişletilmesini arzular gözükmemektedir. Her ne kadar Paşinyan’ın bu seçimlerde aldığı oy yüzdesi bir önceki seçimlere göre, çok az da olsa, daha düşükse de, yine de rakiplerini açık farkla geride bırakmış olması, seçmen tercihlerinin de hangi yönde olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir.
Sanıyorum şimdi Türkiye ve Azerbaycan’ın seçmenine barış ve refah vaat eden Paşinyan’ı destekleme vakti gelmiştir. Peki yapmaya söz verdiği fakat anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edememesi dolayısıyla vazgeçmek zorunda kalabileceği anlaşılan değişikliklerle ilgili olarak bu iki kardeş ülke ne yapmalıdır? Öncelikle Ermenistan hükümetinin anayasayı parlamentoda oylama ile değiştiremeyeceği, seçimler sonucu yeterli parlamenter çoğunluğu elde edemediği bir veri olarak kabul edilmek mecburiyetindedir. Buna karşılık Ermenistan’ın iktidar partisi, mevcut sınırları ülkenin kesin sınırları olarak kabul ettiğini ilan edebilir. Hatta anayasa değişikliği önerisini parlamentoya getirebilir, bu önerinin çoğunluk tarafından kabulünü sağlayabilir, yasalaşmazsa yeterli oyu alamadığı için yasalaşmadığını açıklayabilir. Önemli olanın parlamenter çoğunluğun toprak genişlemesini, başka ülkelerden toprak talebini benimsemediğini tescil etmek olduğu düşünülebilir. Buna karşılık, sözünü ettiğimiz jestlerin özellikle Azerbaycan hükümeti tarafından kabul edilir bulunup bulunmayacağını önceden tahmin etmek zordur. Ne de olsa, müteakip bir hükümetin bir önceki hükümetin aldığı kararı tanımaması ve değişmediği takdirde, anayasanın hükümete komşulardan toprak talep etme hakkını verdiğini iddia etmesi her zaman mümkündür. Belki de en iyisi, mümkün ise değişikliği halkoylamasına sunmaktır. Böylece bütün tartışmalar sona erecektir.
Ermenistan seçimleri ülke içinde olduğu kadar dış dünyada da ilgi uyandırmış ve uluslararası müdahaleye dahi konu olmuştur. Muhalefet gerek Rusya’da gerek diaspora Ermenileri arasında yaygın destek görmektedir. Tarihi olarak, başka ülkelere yerleşmiş ve refah içinde yaşayan Ermeniler ‘tarihi Ermenistan’ı yeniden inşa etmeyi vaat eden hareketleri desteklemeye yatkın olmuşlardır. Bu yaklaşımın Ermeni Gregoryen kilisesi tarafından da desteklendiği söylenebilir. Üyelerini kendisinden daha büyük ve daha güçlü başka kiliselere kaptırarak haritadan silinme tehlikesi karşısında kalan bir kilisenin bir yandan güçlü bir nefret objesi yaratmasını (bu Türkler oluyor), diğer yandan üyelerine bir misyon peşinde koşmaları gerektiğini hatırlatmasını tabii karşılamak gerekebilir. Ancak böyle bir yaklaşımın Ermenistan’ın komşularıyla sorunlu ilişkiler yaşamasına neden olduğunu açıklamaya da herhalde gerek yoktur. Artık herhangi bir Ermeni nüfusun yaşamadığı ya da pek az Ermeni’nin yaşadığı toprakların Ermenistan’a ait olduğunu iddia etmek inandırıcı olmaktan uzaktır. Bununla birlikte Robert Koçaryan’ın başını çektiği yayılmacı siyasi hareket oyların dörtte birini alacak kadar güçlüdür ve ciddiye alınması gereken alternatif bir siyasi gücü temsil etmektedir. Buna karşılık, diğer muhalif hareket Moskova’da yerleşmiş ve zengin olmuş, parlamento üyeliğine aday bile olamayan Karapetyan tarafından desteklenmekte ve Rusya ile yakın ilişkileri savunmaktadır. Gözlemciler, Rusya’ya yerleşmiş ve burada yaşayan Ermeni kökenli nüfusun Ermenistan’dan daha fazla olduğunu ileri sürüyorlar. Pek çok Rus ileri geleninin de, Sergei Lavrov başta olmak üzere, bir yanının Ermeni kökenli ileri sürülüyor. Yine de bu hareket güçlü değildir ancak Koçaryan ile birlikte hareket etmesi nedeniyle önem atfediliyor.
Paşinyan hükümeti Rusya’dan uzaklaşarak AB’ye yakınlaşmanın bayraktarlığını yapmaktadır. SSCB’nin dağılmasından sonra da Rus ağırlığının devam etmesini savunan çevreler ise Rusya ile yoğun iktisadi ve askeri ilişkilerin devamını arzulamaktadırlar. İki ülke arasında daha önceki dönemde bir yakınlık duygusu hüküm sürmüş olsa bile, bu duygu artık sona ermiştir. Hatırlanacağı gibi, dağılmayı izleyen bir dönemde Ermenistan Azerbaycan’a ait bir kısım toprağı işgal etmiş ve buraların kendisine ait olması gerektiğini iddia etmiştir. İşgalin üzerinden 30 yıla yakın süre geçtikten sonra, bu toprakların Azerbaycan tarafından geri alınması sırasında Rusya’nın çatışmalara karışmaması, yani Ermenistan’ı kollamaması, hayal kırıklığı yaratmak bir yana, Rusya’ya karşı beslenebilecek olumlu duyguları alıp götürmüştür. Paşinyan’ın bu koşullar altında Rusya ile olan iktisadi bağları zayıflatarak ülkedeki Rus askeri varlığını da yavaş yavaş sonlandırmaya yönelmesi fazla yadırganmamıştır.
Ruslar, kendi bildikleri yöntemleri kullanmak suretiyle seçim sonuçlarını etkilemeye çalışmışlardır. Ermeni seçim sistemi ülke dışında sandıklar kurulmasına imkan tanımamaktadır. Böyle olunca, Rusya, kendi sınırları içinde yaşamakla birlikte Ermenistan vatandaşlığını koruyan (bu kişilerin aynı zamanda Rus vatandaşı olduklarını da kuvvetle tahmin ediyorum) kişileri Erivan’a göndermeye gayret etmiştir. Herhalde acele etmenin telaşından olacak, gönderdikleri çoğu kişinin Ermenistan’daki askerlik görevlerini yapmadıkları Rusların dikkatinden kaçmıştır. Erivan’a inen çoğu erkek oy kullanma fırsatı bulamadan askeri makamlarca nezarete atılmış, asker kaçağı muamelesi görmüştür. Seçim sonuçları ise Ermenistan’ın bu türden engelleyici tedbirlere bile ihtiyacı olmadığını, her halükarda seçimi Paşinyan’ın kazanacağını göstermiş bulunmaktadır.
Seçim sonucunun neler getireceğini zaman gösterecek
Rusya’ya karşı olmadığını göstermek isteyen Paşinyan, seçim galibiyeti sonrası ilk ziyaretini Moskova’ya yapacağını açıklamışsa da, ardından da Brüksel’i ziyaret edeceğini belirtmiştir. Zafer konuşmasında ise Türkiye ve Azerbaycan’la daha iyi ilişkilerin gelişmekte olduğuna geniş yer ayırmıştır. Seçimlerde kazandığı başarı etkileyici düzeyde olmakla birlikte, anayasayı doğrudan değiştirecek çapta değildir. Sonucun neler getirebileceğini zaman gösterecektir. Şu an için seçimin en büyük kaybedeni Rusya’dır çünkü Ermenistan Batı ile “kaynaşma” yönünde ilerlemektedir. Bunun yanında, Ermenistan komşularıyla olan ilişiklerinin iyileşmeye devam edeceğini belirtmiştir. Gelişmelerin bu yönde devam etmesi, Ermenistan’ın şimdi izlediği siyasetin gelecekte değiştirilmesini belki güçleştirecektir.
Şu anda kesin olarak belli olan tek husus seçimlerin galibinin Paşinyan olduğudur.