Adana – Çukurova Sanat Girişimi (ÇSG), dar gelirli ailelerin çocuklarını bilimle buluşturmayı amaçlayan "Basit Sarkaç: Fen Matematik Sokağı Etkinlikleri"ni 29 Haziran–1 Temmuz tarihleri arasında Çukurova Okulu bünyesindeki Yazarlar Evi'nde gerçekleştirecek. 13-17 yaş grubundaki öğrencilere yönelik programda fizik, matematik, biyoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinler bir araya getirilecek. Etkinlikte öğrencilerin yalnızca bilimsel bilgi edinmesi değil, merak duygusunu geliştirerek eleştirel düşünme becerisi kazanması hedefleniyor.
ÇSG Kurucusu Yazar-Gazeteci Çetin Yiğenoğlu, projenin yalnızca üç günlük bir etkinlik olarak planlanmadığını, başarılı olmaları halinde etkinliğin yıl boyunca devam edeceğini söyledi.
‘Emekçilerin yaşadığı mahalleyi özellikle seçtik’
Etkinliklerin düzenleneceği Yazarlar Evi, Adana'nın en eski mahallelerinden Sarıyakup'ta, 1900'lü yılların başında inşa edilen Osmanlı dönemi sivil mimarlık örneklerinden tarihi bir konağın restore edilmesiyle oluşturuldu. Gazeteci-Yazar Çetin Yiğenoğlu'nun öncülüğünde kurulan merkez, bugün söyleşilerden film gösterimlerine, çocuk atölyelerinden bilim ve sanat etkinliklerine kadar çok sayıda çalışmaya ev sahipliği yapıyor. Yazarlar Evi'nin özellikle Sarıyakup Mahallesi'nde kurulmasının bilinçli bir tercih olduğunu söyleyen Yiğenoğlu, mahalle halkının güçlü bir kent kültürüne sahip olduğunu belirterek " Kamu kurumlarına yürüyerek ulaşılabilen, ayakkabı üretiminin merkezi, emekçilerin yoğun yaşadığı bir mahalle. Burada çocuklarını okula hazırlayan, kent yaşamına uyum sağlamış insanlar var. En büyük eksiklikleri ekonomik olanakları. Biz de tam bu nedenle bu mahalleyi seçtik" dedi.
‘Kalıcı bir kültür üretmek istiyoruz’
Yiğenoğlu, ÇSG'nin popüler etkinlikler düzenlemek yerine kalıcı kültürel üretimi hedeflediğini belirterek şunları söyledi: "Biz burada istesek çok daha kalabalık etkinlikler düzenleyebiliriz. Müzik koyarız, eğlence yaparız, insanlar gelir. Ama bizim amacımız bu değil. Biz yazmayı, düşünmeyi, sanatı ve bilimi önceleyen bir merkez oluşturmak istiyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Adana'da yüksek sanat ve düşünce üreten bir merkez olarak kabul görüyoruz. Bizim için önemli olan da bu."
‘Mahalleyle bütünleşen bir çalışma tasarladık’
Fen Matematik Sokağı fikrinin uzun tartışmalar sonucunda ortaya çıktığını anlatan Yiğenoğlu, çalışmanın Prof. Dr. Adnan Gümüş ile birlikte geliştirildiğini dile getirdi. Başlangıçta farklı isimler, modeller konuştuklarını anlatan Yiğenoğlu “Prof. Dr. Adnan Gümüş ile uzun değerlendirmeler yaptık. Amacımız sadece birkaç gün sürecek bir kurs düzenlemek değildi. Mahalleyle bütünleşen, çocukları bilimle buluşturan kalıcı bir çalışma tasarlamak istedik. Sonunda 'Fen Matematik Sokağı' isminde karar kıldık. Bu isim de aslında yapmak istediğimiz çalışmanın ruhunu yansıtıyor." Önceliklerinin ekonomik olarak dezavantajlı ailelerin çocukları olduğunu vurgu yapan Yiğenoğlu "Üç gün boyunca günde dört saat yoğun bir program uygulanacak. Özellikle lise ve üniversite sınavına hazırlanan 13-17 yaş grubundaki gençleri hedefliyoruz. Çocukların bilime dokunmasını, deney yapmasını, matematiği ezberden değil yaşayarak öğrenmesini istiyoruz” diye konuştu. Programın gelecekte süreklilik kazanmasının hedeflendiğini belirten Yiğenoğlu, "Eğer bu çalışmada başarılı olursak bunu yıl içine yayacağız. Ekim ayından itibaren sekiz aylık bir program planlıyoruz. Bir ay kimya, bir ay edebiyat, başka bir ay farklı bilim dallarında atölyeler düzenleyeceğiz. Bu, bir kez yapılıp bitecek bir etkinlik olmayacak. Sürekliliği olan, çocukların düzenli olarak bilim ve sanatla buluştuğu bir programa dönüşmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Eğitimin temeli merak ve sorgulamadır’
Eğitimin temel amacının yalnızca bilgi aktarmak değil, merak ve araştırma isteğini canlı tutmak olduğuna işaret eden Prof. Dr. Adnan Gümüş, mevcut sistemin öğrencileri belirli kalıplara sıkıştırdığı eleştirisinde bulunarak eğitim ile yaşam arasındaki kopukluğa dikkat çekti. Eğitimde esas meselenin yetileri geliştirmek olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Gümüş “Ama bunu dışarıdan dayatma ile değil, içsel motivasyonla yapmak gerekir. İnsanların en temel yetisi merak ve sorgulama yetisidir” ifadelerini kullanarak eğitimin sadece okullarla sınırlı olamayacağının altını çizdi. Çocukların doğayla, sokakla, şehirle, hayatın kendisiyle birlikte öğrenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Gümüş “Eğitim hayatın içinden koparıldığında didaktik ve dayatmacı bir hale gelir, bu da öğrenciyi uzaklaştırır” uyarısını yaptı.
‘Sokak, hane ve şehir de öğretir’
Pandemi ve deprem gibi süreçlerin yaygın eğitimin önemini yeniden gösterdiğini belirten Gümüş, öğrenmenin yalnızca kurumsal yapılara bırakılmaması gerektiğini belirterek “Öğrenme bir kuruma teslim edilemez. Sokağın, evin, kentin öğretici olması gerekir. Bir ağaca bakarken merak duymak, yürürken düşünmek eğitimin parçasıdır. Yaşamın her alanı eğitimsel bir karşılık taşır” diye konuştu.
‘Amaç bilgi ezberletmek değil, merakı tetiklemek’
Etkinliğin temel temasını oluşturan “basit sarkaç” konusunun yalnızca fiziksel bir deney olmadığını belirten Gümüş, bu kavramın farklı alanlara açılan bir düşünme modeli sunduğunu söyledi. “Fizikteki salınım ve çekim ilişkisini sosyolojiye, biyolojiye ve matematiğe bağlayabiliyoruz. İnsan bedeninden şehirlerin nüfus hareketlerine kadar birçok olguyu birlikte düşünmek mümkün” diye konuşan Gümüş, Adana ve Antalya gibi şehirlerin karşılaştırılması üzerinden bile demografik değişimlerin analiz edilebileceğini ifade etti. Gümüş, bu yaklaşımın öğrencilerin yalnızca bilgi öğrenmesini değil, olaylar arasındaki bağlantıları görmesini amaçladığına dikkati çekerek “Her şey birbirine bağlıdır; doğa, toplum ve insan birlikte anlaşılmalıdır” dedi. Etkinliğin temel hedefinin bilgi aktarımından ziyade öğrenme isteğini artırmak olduğuna vurgu yapan Gümüş, “Bir konuyu öğrenmek değil, o konuya nasıl bakılacağını öğrenmek önemlidir. Merak arttığında araştırma ve düşünme zaten kendiliğinden gelişir” ifadelerini kullandı. Eğitimdeki eşitsizliklere de değinen Gümüş, nitelikli eğitimin yalnızca belirli sosyal kesimlere ulaşmasının ciddi bir sorun olduğunu söyledi. Nesin Vakfı’nı örnek gösteren Gümüş, bu tür modellerin sınırlı sayıda öğrenciye ulaşabildiğini belirterek, “Bizim hedefimiz bilimi, felsefeyi ve sanatı bulunduğumuz mahallelere, en yoksul kesimlere kadar taşıyabilmek. Yerel imkanlarla herkesin katkı sunabileceği yaygın eğitim modelleri geliştirilebilir. Bilim yalnızca belirli bir sınıfa ait olmamalı; herkesin bulunduğu yerde üretilebilmeli” diye konuştu. Etkinliğin yalnızca çocuklara değil, toplumun tüm kesimlerine yönelik bir öğrenme kültürü oluşturmayı amaçladığını söyleyen Gümüş, “Sokak, hane ve şehir merakı destekleyen bir yapıya dönüşürse, bu hem bireyi hem toplumu dönüştürür” değerlendirmesinde bulundu.