17-18 Temmuz tarihlerinde Adalet Bakanlığı önünde gerçekleştirilen adalet nöbeti ve basın açıklamasına yönelik polis müdahalesini en güçlü şekilde kınıyoruz.
Yıllardır hukuksuz KHK'lerle ihraç edilen kamu emekçileri, tek bir talebi dile getirmek için Adalet Bakanlığı önündeydi: geciktirilen adaletin bir an önce yerine getirilmesi ve haksız-hukuksuz biçimde ihraç edilen emekçilerin görevlerine iade edilmesi.
Ancak bu haklı talep polis barikatları, orantısız güç kullanımı ve gözaltılarla karşılık bulmuştur.
Aradan yıllar geçmesine rağmen binlerce kamu emekçisi hâlâ belirsizlik içinde yaşamaktadır. Adaletin yıllarca bekletilmesi başlı başına yeni bir hak ihlalidir.
Hak aramak suç değildir. Barışçıl gösteri ve ifade özgürlüğü anayasal haktır. Buna rağmen Ankara Emniyetinin demokratik haklarını kullanan KESK üyelerine yönelik sert müdahalesi kabul edilemez. Orantısız güç kullanılması, yurttaşların sürüklenmesi ve gözaltına alınması hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Aralarında KESK ve Eğitim Sen MYK üyelerinin de bulunduğu 20 sendikacının gözaltına alınması, sendikal haklara ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ciddi bir müdahaledir.
İktidar, ekonomik krizin ve adaletsizliğin üzerini baskıyla örtemez. Copla, gözaltıyla ve barikatlarla adalet talebi susturulamaz.
Adalet Bakanlığının görevi adalet isteyen yurttaşların karşısına polisi dikmek değil, hukukun gereğini yerine getirmektir.
Taleplerimiz:
Haksız ve hukuksuz şekilde ihraç edilen tüm kamu emekçileri derhal görevlerine iade edilmelidir.
- Bekletilen dosyalar gecikmeksizin sonuçlandırılmalıdır.
- Gözaltına alınan KESK ve Eğitim Sen yöneticileri ile tüm sendikacılar serbest bırakılmalıdır.
- Orantısız güç kullananlar hakkında etkili soruşturma yürütülmelidir.
- Toplantı ve gösteri hakkına yönelik baskılar son bulmalıdır.
Hak, hukuk ve adalet mücadelemiz baskılara rağmen sürecektir. Çünkü adalet bir gün herkese lazım olacaktır.