TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri öncesinde grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gündemin ilk tartışma başlığı ise İç Tüzük uygulamaları oldu. Muhalefet, iktidarı TBMM İç Tüzüğü hükümlerini kendi lehine kullanmakla eleştirirken, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, tüm işlemlerin İç Tüzük çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek, muhalefetin kullandığı usul haklarını iktidarın da kullanabileceğini ifade etti.
GÜNAYDIN: İNSANLAR ORADA SEYİRCİ KALINARAK YAKILDI
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, konuşmasına Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenleri anarak başladı.
Katliam sırasında güvenlik güçlerinin ve kamu kurumlarının müdahale etmediğini savunan Günaydın, "Hiç kimse beni Sivas'ta konumlandırılmış askerin, polisin ve itfaiyenin olayları önlemekte yetersiz kaldığına inandıramaz. İnsanların yakılmasına seyirci kalındı." dedi.
TBMM bünyesinde hazırlanan komisyon raporunu hatırlatan Günaydın, olayın arkasındaki ihmallerin ve sorumluların tam anlamıyla ortaya çıkarılmadığını savunarak, yargılama sürecini de eleştirdi.
ZENGİN: 1993 TÜRKİYE'NİN EN KARANLIK YILLARINDAN BİRİYDİ
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise 2 Temmuz 1993'te yaşanan Madımak olaylarının Türkiye'nin ortak hafızasında derin iz bıraktığını söyledi.
Madımak'tan üç gün sonra yaşanan Başbağlar Katliamı'na da değinen Zengin, her iki olayın da Türkiye'nin acı hafızasının parçası olduğunu belirtti.
Olayların arkasındaki tüm bağlantıların tam anlamıyla ortaya çıkarılamadığını ifade eden Zengin, "Failler yargılandı ancak bunların kim tarafından ve nasıl kurgulandığına ilişkin gerçek cevabı hâlâ bulamadık. Bu acıların ortak bir noktaya evrildiğini düşünüyorum." dedi.
Genel Kurul'daki tartışmalarda İç Tüzük uygulamaları da gündeme geldi. Muhalefetin eleştirilerine yanıt veren Zengin, TBMM İç Tüzüğü'nde yer alan usul haklarının yalnızca muhalefete ait olmadığını belirterek, "İç Tüzük maddelerini ihtiyaca göre nasıl kullanıyorsanız biz de yeri geldiğinde kullanacağız." ifadelerini kullandı.
Genel Kurul'da konuşmaların ardından Uzman Erbaş Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
TEMELLİ: İKTİDARA GELİRKEN YASAKLARLA MÜCADELE ETMEK İÇİN GELMİŞTİNİZ, ŞİMDİ KUZEY KORE İLE YARIŞIYORSUNUZ
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, NATO'nun gelmesiyle beraber adeta Ankara'nın bir karantinaya döndüğüne dikkati çekerek "Tabii, NATO'nun gelmesiyle beraber ortaya bir mizah da çıkıyor. Biliyorsunuz, iktidar partisi de sürekli 'tek, tek, tek' diyerek gider, şimdi tek tip taksici de yarattı, sanırım Trump taksiye binecek çünkü taksicilere tek tip kıyafet giydiriyor" dedi.
1980 öncesi Gırgır isimli mizah dergisini hatırlatan Temelli, komedyen Deniz Göktaş'ın bugün havalimanında gözaltına alınmasına ilişkin şöyle konuştu:
"Mizahı olan tahammül ve mizah-siyaset ilişkisi açısından çok önemli bir yayındı Gırgır. O dönemin siyasi liderleri Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit her hafta neredeyse Gırgır'ın kapağında yer alırlardı, o siyasi liderlerin hiçbirinin aklına Gırgır'ı yasaklamak gelmezdi, mizaha düşmanlık gelmezdi. 12 Eylül geldi, darbeciler geldi, ilk yaptıkları şey neydi biliyor musunuz? Bir Gırgır'ı kapatmak, ikincisi, siyasi liderlerini Zincirbozan'a göndermek. Dolayısıyla siyaset ile mizah arasındaki ilişkiden eğer kopuksanız o ülkede zaten demokrasiden bahsedemezsiniz. Siz kopuksunuz, neden biliyor musunuz? Bugün Deniz Göktaş gözaltına alındı. Ben izledim, çok nitelikli bir mizah yapan bir genç arkadaş ve onu gözaltına aldınız, tahammül edemediniz. Oysa, gelirken iktidara yasaklarla mücadele etmek için gelmiştiniz, şimdi Kuzey Kore'yle yarışıyorsunuz yasaklar konusunda. Evet, mizah anlayışınızı da yitirdiniz. Oysa, mizah bir ülkenin sadece gülen yüzü değildir, bir ülkenin demokrasisine, bir ülkenin toplumsal barışına en çok hizmet eden anlayıştır ama bu anlayıştan yoksunsunuz."