Ana içeriğe geç

Dışarısı 30, seranın içi 45 derece: ‘Su içerek hayatta kalmaya çalışıyoruz’

Adana'da sebze ve meyve hasadı sürerken, üretimin görünmeyen yükünü tarım işçileri taşıyor. Kentte hava sıcaklıklarının 30 derecenin üzerine çıkarken, hasat yapılan seralarda sıcaklık 45 dereceyi buluyor.

Dışarısı 30, seranın içi 45 derece: ‘Su içerek hayatta kalmaya çalışıyoruz’
Evrensel
16

Adana'da biber hasadı yapılan seralarda sıcaklık 45 dereceyi buluyor. Günlük 1250 liraya çalışan tarım işçisi Halil, "Bugün çalışırsak tokuz, yarın çalışmazsak açız" diyerek ağır çalışma koşullarına ve geçim sıkıntısına dikkat çekti.

Türkiye'nin önemli tarım üretim merkezlerinden biri olan Adana'da sebze ve meyve hasadı sürerken, üretimin görünmeyen yükünü tarım işçileri taşıyor. Kentte hava sıcaklıklarının 30 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte plastik örtülerle kaplı seralarda çalışma koşulları daha da ağırlaşıyor.

Adana'nın güneyinde, narenciye bahçelerinin arasındaki bir biber serasında görüştüğümüz işçiler, kavurucu sıcağa yakalanmamak için güne henüz gece bitmeden başladıklarını anlattı. Sabah 03.00'te evden çıkan işçiler, 04.00'te işe koyuluyor; sera içindeki sıcaklığın dayanılmaz hale geldiği öğle saatlerinde, yaklaşık 12.00'de mesailerini sonlandırıyor.

'Ancak bir su içiyoruz'

Açık tarlalarda çalışan işçiler ise günün koşullarına göre 6 ila 8 saat arasında çalışıyor ve genellikle akşamüstü 17.00 civarında paydos ediyor. Daha ağır çalışma koşullarına sahip olan karpuz işçileri ise parça başı çalıştıkları için belirli sayıda kamyonu doldurduktan sonra, çoğunlukla öğleden sonra işi bırakıyor. Son yıllarda tarımda çalışacak insan bulmanın zorlaşması nedeniyle ve grevlerin etkisiyle çalışma saatleri az da olsa kısalmış gibi görünüyor.

Çalışma koşullarını anlatan tarım işçisi Halil, yaşadıkları zorlukları şu sözlerle dile getirdi, "Rezillik. Halimden de belli oluyor. Otların içinde çalışıyoruz, yapışkanın içinde çalışıyoruz. Bu otlar insanı kaşındırıyor. Acı çekerek, zorluklar içerisinde çalışıyoruz."

Adana'da hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerine çıkarken, sera içindeki sıcaklık daha da yükseliyor. Halil, "Dışarıda 30 dereceyse burası 45 derece oluyor. Buranın sıcağına alıştığımız için çalışabiliyoruz. İlk defa gelen biri yapamaz. Biz de ilk zamanlarda çok zorlandık, bunaldık. Zamanla alışıyor insan. Ancak bir su içiyoruz. O da hayatta kalmak için" diye konuştu.

Yevmiye 1245 lira: Sadece boğaza yetiyor

Ağır çalışma koşullarına rağmen aldıkları ücretin geçinmeye yetmediğini söyleyen Halil, günlük yevmiyelerinin 1245 lira olduğunu belirtti. Çiftçi 1500 lira ödüyor, kalan 255 lira elciye (tarım aracısı) kalıyor. Halil, "Akşama kadar çalışıyoruz ama bu ücret yeterli mi? Tabii ki yeterli değil. Artırılmasını talep ediyoruz" diyor. Halil, mevcut ücretlerin yalnızca günlük ihtiyaçları karşılayabildiğini ifade etti.

Tarım işçilerinin önemli bir bölümünün herhangi bir birikim yapamadığını söyleyen Halil, yaşadıkları ekonomik sıkıntıyı şu sözlerle anlatıyor, "Ancak boğaza yetiyor. Birikim yapmak, bir şey sahibi olmak için yeterli değil. Sadece günü kurtarıyoruz. Bugünü atlatıyoruz, yarın Allah kerim. Yarın çalışmazsak açız, bugün çalışırsak tokuz."

Düşük ücretler gençlerin geleceğini de etkiliyor

Geçim sıkıntısının yalnızca günlük yaşamı değil, gençlerin gelecek planlarını da etkilediğini söyleyen Halil, evlenmenin bile birçok genç için ulaşılması güç hale geldiğini anlattı. Bazı bölgelerde sürdüğünü belirttiği başlık parası uygulamasına dikkat çeken Halil, "Genciz, evlenmek istiyoruz. Ama hayat şartları çok zor. Başlık paraları istiyorarlar Bu koşullarda bunu karşılamak mümkün değil. Devlet büyüklerimizden talep ediyoruz. Bu yevmiyelere bir el atsınlar. " dedi.

Sıcağa karşı sabah 3'te başlayan mesai

Yaz aylarında öğle sıcağından korunabilmek için günün henüz karanlık saatlerinde çalışmaya başladıklarını anlatan Zarife Kayabaşı, günlük yaşamlarını şöyle anlattı, "Sabah üçte kalkıyoruz. Hava sıcak olduğundan dolayı erken kalkıyoruz. Hazırlıklarımızı yapıp dört buçuk-beş gibi tarlaya giriyoruz. Öğlen sıcağına kalmamak için erken çalışıyoruz." Normal koşullarda sekiz saat çalıştıklarını belirten Kayabaşı, sera işlerinde sıcaklık nedeniyle çalışma süresinin altı saate kadar düştüğünü söyledi. İşçiler sabah saatlerinde başladıkları mesaiyi öğle saatleri gelmeden tamamlamaya çalışıyor.

"Sera işi zaten başlı başına zor"

Sıcaklığın yanı sıra seradaki çalışma koşullarının da işçiler açısından yıpratıcı olduğunu dile getiren Kayabaşı, "Serada ot var, yapışkan var. İşçi ister istemez mağduriyet yaşıyor ama seçemiyoruz. Mecburuz. Ne iş bulursak gidiyoruz" diye konuştu.

Kayabaşı'na göre geçim koşullarının ağırlaşması da işçileri daha zor şartlarda çalışmaya itiyor. Eskiden tek kişinin çalışmasının bir aileyi geçindirmeye yettiğini belirten Kayabaşı, bugün ise bütün aile bireylerinin çalışmak zorunda kaldığını anlatıyor.

Ücretler aylarca ödenmiyor

Tarım sektöründeki en önemli sorunlardan birinin ücretlerin gecikmesi olduğunu vurgulayan Kayabaşı, üreticilerin ve işçilerin zincirleme biçimde mağdur edildiğini ifade etti. Çiftçinin mart ayında yaptığı üretimin karşılığını haziran ayı olmasına rağmen hala alamadığını dile getiren Kayabaşı, aracıların ve tüccarların yüksek kar elde ettiğini belirterek, "Biberi tarladan 10 liraya alıyorlar, gidip 20 liraya satıyorlar. Üretici dokuz ay emek veriyor ama karşılığını alamıyor" dedi.

"İşçiler günlük yaşayan insanlar"

Ödemelerde yaşanan gecikmelerin doğrudan tarım işçilerini etkilediğini belirten Kayabaşı, işçilerin günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirterek "İşçiler günlük yaşayan insanlar. Kiraları var, çocuklarının ihtiyaçları var." dedi. (Evrensel)

Kaynağa Git

İlgili Haberler