12 Mayıs'ta patronun sefalet zammına karşı greve çıkan P&G işçileri, grevlerini kararlılıkla sürdürüyor.
DİSK’e bağlı Lastik-İş Sendikası Gebze Şubesi’nin örgütlü olduğu ve Gebze Organize Sanayi Bölgesi'nde (GOSB) bulunan ABD sermayeli Procter Gamble'da (P&G) grev 35'inci gününde devam ediyor.
"Emeğin yanında olan partilere oy vermeliyiz"
Gazetemize konuşan P&G işçi baştemsilcisi Ceyhun Kara, kararlı mücadelelerini sürdürdüklerini belirtti. "Çıkamazlar, yürütemezler dedikleri grevi 35 gündür coşkuyla, ilk günkü heyecanla devam ettiriyoruz" diyen Kara, "Biz üretimde mesai yapan, yoğun çalışan bir ekibiz. Firmanın dünyadaki en verimli deterjan fabrikalarından birisi burası. 68 kişi burada üretim yapıyoruz. Ve bu 68 arkadaşımız gerçekten işinde uzmanlaşmış, işini bilen ve sahiplenen işçiler. Grevi biz de beklemiyorduk ama dışarı çıktıktan sonra toparlandık, çadırımızı kurduk, ziyaretler gelmeye başladı. Sizler geldiniz, ilk gün yanımızdaydınız, Emek Partisi yanımızdaydı, sesimizi duyurdu ve burada arkadaşlarımız biraz daha sınıf olmayı öğrendi. Biz daha öncesinde grevlere, direnişlere, 1 Mayıslara giderken fabrikada sayımız düşük olurdu. Şimdi arkadaşlarımız 'Başkan nerede bir grev, direniş var hep beraber gideceğiz' diyor. Bu sınıf adına güzel bir gelişme ve bunu arkadaşlarımız yaşayarak öğreniyor, bu bizim için çok iyi bir deneyim oldu. Grev bir okuldur sözü gerçekten burada gerçekleşti. Sonuçta farklı görüşte olan arkadaşlarımız var. Onlar da görüyor, yanımızda kimlerin olduğunu. Düzen partilerinden bu işçinin artık vazgeçmesi lazım. Bu iş ekmek meselesi, parti meselesi değil ama biz işçilerin emeğin yanında olan partilere oy vermesi lazım. Bu işin başka yolu yok. Yani kurtuluş gelecekse, hakça, eşitçe yaşam ve adaletli bir dağılım gelecekse ücretlerimize, bu şekilde olacak. İşçilerin mecliste, yönetimde olmadığı bir düzen böyle oluyor işte" dedi.
"Bizim bu zinciri kırmamız lazım"
Alım gücünün günden güne eridiği bir ortamda patronun TUİK enflasyonunu bile vermekten imtina ettiğini söyleyen Kara, "Biliyorsunuz TÜİK'in açıkladığı oranlar zaten komedi, bugün sokaktan bir ablamızı, bir abimizi çevirin, söyleyin size güler geçer. Emekli maaşları, asgari ücret, memur maaşları ortada. Artık insanlar geçinemiyor. İnsanlar sefaleti yaşıyor resmen. Doğru beslenme yok, doğru eğitim yok, sağlığa ulaşım paralı yani ülkede her şey ücretli olmuş ve gerçekten yetişemiyoruz. Biz burada yıllardır iyi kazanımlar elde ettik ama ülkemizdeki yoksulluk sınırı ortada. Biz bunun biraz üstünde ücret alıyoruz ama halk sefaleti yaşıyor. Bir zümre var, onlar çok iyi şartlarda yaşıyor ve pastanın ucundan bize vererek 'Alın size bu' diyorlar, bunu dayatıyorlar. Bizim bu zinciri kırmamız lazım. Bu da ancak mücadeleyle, dayanışarak olur. Artık saldırıları görüyoruz, işte madenciler. Günlerdir direniyorlar kazanılmış hakları için. Madenci çalışmış, emeğini, alın terini akıtmış ama hakkını alamıyor. Ya bu ne demek? Artık anayasal haklarımıza mücadeleyle ulaşır olduk, direnerek ulaşabildik. Türkiye Cumhuriyeti'ndeyiz, kuvvetli yasalarımız var ama yasalar uygulanmıyor. Yasalar hep işverenler tarafına uygulanıyor. Artık bunun A fabrikası, B fabrikası yok. Bizim mücadelemiz ekmek mücadelesi, emek mücadelesi" diye konuştu.
"Örgütsüz sen hiçsin"
P&G patronunun 28. günde irtibat kurduğunu, salı günü de başka bir görüşmenin yapılacağını aktaran Kara, "İçeride kağıt bölümünde başka bir sendika var. O sendikaya verilen zammı bizim kabul etmemiz mümkün değil, onu kabul etmedik. Artık burada ücret bir yere kadar, onur mücadelesi veriyoruz. En son Smart Solar'da da arkadaşlarımız direnerek kazandı. İşçi sınıfının artık bunu bilmesi lazım, örgütsüz sen hiçsin, örgütlüysen güçlüsün. Bizim yapmamız gereken toplu sözleşmelerimizde net ücrete geçmek, o kadar çok vergi ödüyoruz ki. İşverenlerin vergileri affediliyor, bunu Evrensel yazıyor. Milyon dolarlar siliniyor bir kalemde ama bizden o vergiler kuruşuna kadar alınıyor. Çok büyük sıkıntılar var. Kıdem tazminatımıza çökmüş durumdalar, yazık! Eskiden babalarımız çalışıyordu, bir aileye bakıyordu. Mutluyduk o dönemler, azla yetiniyorduk ama geçiniyorduk. Bir şekilde güven vardı, şu an güven de yok" dedi.
Grevin kendilerine çok şey kattığını söyleyen P&G işçi temsilcisi İlke Aydın, "Sermayenin sınıfı olan kinini bir kez daha öğrendik. Burası artık politikleştirmeye başlayınca sermayenin sınıfı olan kini nedir, nasıl olur daha iyi gördük. E tabi bu da bizim daha da kenetlenmemizi sağladı. Şu an 35'inci gündeyiz ama sanki dün çıkmış gibiyiz greve. O kadar büyük bir inanç, o kadar büyük bir kararlılıkla devam ediyoruz" dedi.
"OVP'nin sebebi bizler değiliz"
Grevin başarıyla devam ettiğinin altını çizen Aydın, "Taleplerimiz insani taleplerdi. Ülkenin geçtiği ekonomik koşullar, bölgemizdeki savaş ortamı bunların hepsini göz önüne alarak bir talepte bulunduk, çok büyük bir talep değildi açıkçası. Bu dönem bizim için koruma dönemiydi. Biz bu kadar iyi niyetli olmamıza rağmen karşımızda, 'Ben bunu verirsem yanarım, batarım, biterim, kapatırım' diyen bir anlayış vardı. Mehmet Şimşek'in Orta Vadeli Programı'nın (OVP) sebebi bizler değiliz, işçiler değil, memurlar değil, emekçiler değil, köylüler değil, ev hanımları, işsizler, sokaktaki vatandaşlar, okuldaki öğrenciler değil. Bu tamamen liyakatin bitip, ekonominin yönetilemediği bir düzenin faturasının emekçi yığınlara kesilme çabasıdır. Biz bunu daha önce Kemal Dervişler'de yaşadık. Babalarımızla birlikte yaşadık biz bunu. Kemer sıkma politikalarını çok iyi hatırlıyoruz, unutmadık. Yani Türkiye'de her şey unutulur deniliyor ya aslında işçi sınıfının hafızası unutmaz, unutmayacak da hiçbir zaman" diye konuştu.
"İşçi siyaset yapar mı?"
P&G'nin ekonomik olarak çok güçlü olduğunu vurgulayan Aydın, "Biz dünya devinde çalışıyoruz. Ülkenin bütçesinden daha çok bütçesi olan bir dünya devinden bahsediyoruz. Sen kârından feragat et o zaman. İşçiler sefaleti bir kader gibi görmemeli. Sefalet bizim kaderimiz değil, bize dayatılan bir koşul. Her durumda biz dayatmaya karşı örgütlü davranmalıyız. Sınıf bilincinin ne olduğunu, karşımızdaki işverenlerin de emeğe karşı olan kininin ne olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. İşçi siyaset yapar mı? Yapar. İşçi siyaset yapmazsa işçinin yerine siyaset yapanlar bugün olduğu gibi işçileri sefalete, açlığa mahkûm eder. Bu sebepten dolayı, bütün işçi sınıfının, bütün işsizlerin, kadınların, gençlerin, yaşlıların kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri alanlarda birleşmesi ve örgütlenmesi, bu organize kötülüğe karşı direnmesi gerekiyor. Bizim direnmekten başka bir çaremiz yok. Bugün açlık sınırının altında olan asgari ücretin bir kader olmadığını görmeliyiz. Birileri havuzlarında, yatlarında, katlarında yaşarken biz üretenleriz. Bir dönem 'Ayaklar baş mı olur' diyorlardı ya, tam tersine bizler ayak değiliz, bizler başız. Bizim üretmediğimiz noktada, bizler şey yapmadığımız noktada hiçbir ekonomi, hiçbir iktidar bunun karşısında duramaz. Bu sebepten dolayı birleşmemiz gerekiyor. Bu sebepten dolayı grev çadırlarında daha çok olmamız gerekiyor" dedi.
Bu işçiye bunlar reva değil
Lastik-İş Gebze Şube Başkanı Özay Bektaş, P&G işçilerinin grevin ilk günü gibi kenetlenmiş durumda olduğunu belirtti. Birlik ve beraberlik içerisinde grevlerini sürdürdüklerini belirten Bektaş, "Kazanılmış ve kazanılacak haklarımızı alana kadar mücadele edeceğiz. İşveren bir an önce kendine çeki düzen vermeli, masada bu işi bitirmek istiyoruz ama işverenin dediği ölçüde değil. Başka sendikalarla bizi kıyaslamasınlar, başka sendikalar enflasyonun altında oranlarla sözleşme bitirebiliyor ama burası Lastik-İş, burası DİSK ve sonuna kadar mücadele eden sendikayız. Bunu iyi bilmeleri lazım. Burada birliğimiz devam ettiği sürece bizi kimse yıkamaz" dedi.
Patronun grevin ilk gününden bu yana P&G işçilerini zora soktuğunu belirten Bektaş, P&G işçilerinin taslakta neler istediğini de açıkladı. "Burada işverenlere yakışmayan şu var, ilk gün greve çıktığımızda özel sağlık sigortalarını iptal ettiler. Aileleri, çocukları, hasta olanlar, tedavi görenler var. Bunlar gerçekten çok büyük mağdur oldu. İşçinin asıl tepkisi, paradan çok buna" diyen Bektaş, "Türkiye şartlarında gerçek olmayan enflasyonlarla yaşıyoruz. Enflasyon oysa ki daha fazla durumda ama biz onu kabul ederek taslak çalışmasında ve toplu sözleşmede yüzde 35 ile girdik ama Türkiye'nin krizi diyelim, Türkiye şartları diyelim biz bu durumu işçi olarak gördük ve işçi arkadaşlarla birlikte en son ilk 6 ay için yüzde 15,5'e kadar indik. Diğer dönemler için ise enflasyon ve artı oranlar istedik. Fakat son gelinen noktada işveren birinci altı için yüzde beş, ikinci, üçüncü ve dördüncü altı aylar için ise enflasyonun yüzde 40'ını verdi. Bu şekilde bunu kabul etme şansımız yok. Buradaki işçi normal bir çalışan değil, mühendis seviyesinde ve bir kişinin yaptığı işi değil daha fazla iş yüküyle çalışıyor. 4-5 kişinin yaptığı işi yapıyor P&G işçisi. Bu işçiye bunlar reva değil" diye konuştu.
"Anayasal hakkımızı kullanarak grevimize devam ediyoruz" diyen Bektaş, "Son yıllarda işçilerin karşılaştığı zorlukları ne biz, ne de işveren çözebilir. Bu yaşananlar Hükümet'in çözeceği bir durum. Doları baskı altında tutuyorlar. Dolar gerçek durumunda olsa bu işverenler de 'Kapatayım ya da yurt dışına gideyim, bu ücreti vermeyeyim' diye düşünmeyecek. Dolar sabit kaldığı için, biz üzerine enflasyon dahi alsak, yurt dışına yüksek gözüküyor. Aslında dolar belirli bir seviyeye çekilse bizler de normal Türkiye şartlarında yaşayabilecek bir ücret istiyoruz, hepsi bu kadar yani" dedi.