Ana içeriğe geç

İTO Başkanı Avdagiç'den yüksek faiz ve enflasyon çıkışı

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, yüksek faiz ortamının reel sektör üzerindeki baskısının katlanarak sürdüğünü ve ihracatçı şirketlerin kârlılık çöküşü yaşadığını itiraf

İTO Başkanı Avdagiç'den yüksek faiz ve enflasyon çıkışı
Halk TV
16

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından yapılan yazılı bilgilendirmeye göre Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, kurumun haziran ayı meclis oturumunda gerçekleştirdiği hitapta, küresel piyasalar ve Türkiye ekonomisindeki son makroekonomik gelişmelere dair çarpıcı tespitlerde bulundu.

Türkiye’de uygulanan dezenflasyon modelinin 3 yıllık süreyi geride bıraktığına dikkat çeken Avdagiç, kalıcı ve nitelikli bir ekonomik genişleme için sanayiyi merkeze alan, dış satıma dayanan ekonomi yapısının tahkim edilmesini ana öncelik şeklinde gördüklerini ifade etti.

"YÜKSEK FAİZ ORTAMI REEL SEKTÖR ÜZERİNDEKİ BASKISINI SÜRDÜRÜYOR"

Yüksek faiz politikasının üretim çarkları üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Şekib Avdagiç, maliye politikaları ile finansman imkanlarının acilen revize edilmesi gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:

"Maliye politikaları, teşvikler ve finansman imkanları ile desteklenen bir üretim modeli Türkiye'yi dünyada yeniden şekillenen ticaret haritasında güçlü bir konuma taşıyacaktır. Enflasyonla mücadele önceliğimizi tehlikeye atmayacak şekilde finansman ve kur politikalarını revize ederek ihracattaki sıkıntıları aşabileceğimize inanıyoruz."

İş dünyası temsilcilerinin sahada karşı karşıya kaldığı finansal darboğaza ve kârlılık oranlarındaki sert gerilemeye işaret eden Avdagiç, durumun vahametini şu sözlerle aktardı:

"Yüksek faiz ortamı, reel sektör üzerindeki baskısını sürdürüyor. Özellikle ihracatçı şirketler yüksek finansman maliyetleri ve zayıf dış talep nedeniyle kârlılık baskısını giderek daha fazla hissediyor. Nitekim son büyüme verileri, 'gayrisafi katma değer' içinde kâr anlamındaki 'net işletme artığı' payının düşüş kaydettiğini gösteriyor."

"TÜRKİYE'NİN LOJİSTİK VE ÜRETİM MERKEZİ OLMA POTANSİYELİ GÜÇLENİYOR"

Uluslararası jeopolitik kırılmaların Türkiye ekseninde oluşturduğu potansiyel olanakları ele alan Avdagiç; Avrupalı firmaların tedarik zinciri güvenliği arayışlarının, Çin+1 hamlelerinin ve deniz nakliyesinde baş gösteren tıkanıklıkların lojistik altyapıyı desteklediğini belirtti. Önümüzdeki süreçte savunma sanayi, veri merkezleri, yenilenebilir enerji kaynakları, lojistik operasyonlar ve ileri teknoloji tabanlı imalat sanayinin güçlü yatırım sahaları olarak öne çıkacağını; Körfez–Türkiye–Avrupa kara hatlarının da coğrafi konumu eşsiz kıldığını savundu.

Küresel iktisadi yapının son otuz senenin en köklü kabuk değişimini yaşadığını dile getiren İTO Başkanı, şirketlerin operasyonel üs seçimlerinde ucuz iş gücü maliyetinden ziyade siyasi istikrar, güvenlik ve lojistik erişilebilirliği ön planda tuttuğunu belirterek şunları kaydetti:

"Son 30 yılda şirketler üretimi en ucuz işgücünün bulunduğu ülkelere taşırken, artık maliyet kadar güvenlik, siyasi istikrar ve lojistik erişim de önem kazanıyor. Devam eden savaşlar ve potansiyel savaş riskleri nedeniyle ülkeler bugün artık 'nerede daha ucuz üretirim' değil, 'nerede daha güvenli üretirim?' sorusunun cevabını önemsiyor."

Türkiye'nin coğrafi konumu, sanayi altyapısı, savunma sanayii kapasitesi ve çok yönlü diplomatik ilişkileri sayesinde ciddi avantajlar elde edebilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Avdagiç, "Türkiye'nin önemi tam da bu noktada artıyor: Bu yeni dönemde jeopolitik konumu ve potansiyeliyle öne çıkan ülkelerin başında Türkiye geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Orta Koridor, Kalkınma Yolu gibi çok yönlü bağlantıların sadece ulaştırma değil, birer ekonomik güç hamlesi olduğunu belirten Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şuna inanıyoruz: Eğer bu avantajları doğru kullanabilirsek, önümüzdeki 10 yılda üç farklı alanda sıçrama yapabiliriz. Bu avantajların ilki, üretim ve ihracat merkezi olma potansiyeli; ikincisi lojistik merkez olma potansiyeli; üçüncüsü de enerji ve teknoloji merkezi olma potansiyelidir. Yeni teşvik kararları, bu anlamda büyük bir adımdır. Avrupa şirketleri tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye çalışırken Türkiye yakın üretim merkezi olarak öne çıkıyor. Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı geçişlerinin taşıdığı güvenlik riski, özellikle kara taşımacılığı koridorlarını daha da değerli hale getiriyor."

"FIRSATLARI KALICI KAZANIMLARA DÖNÜŞTÜREREK BAŞARACAĞIZ"

Coğrafi konum avantajının tek başına otomatik bir refah üretmeyeceğini hatırlatan Avdagiç, mevcut durumu şu analiziyle özetledi:

"Bugün Türkiye için asıl mesele, stratejik öneminin artıp artmadığı değil, bu önemin ekonomik değere dönüşüp dönüşmeyeceği meselesidir. Bunu da 'üretken yatırımları artırarak, yüksek katma değerli sektörleri güçlendirerek ve makroekonomik istikrarı koruyarak', fırsatları kalıcı kazanımlara dönüştürerek başaracağız."

Dünya ekonomisinin faiz şoklarından sıyrılıp enerji ve jeopolitik risk evresine geçtiğini, Türkiye'nin ise içeride dezenflasyon programını başarıya ulaştırma mücadelesi verdiğini belirten Avdagiç; petrol fiyatları, yabancı sermaye girişleri ve enflasyon beklentilerinin en kritik üç değişken olduğunu bildirdi.

Doğru adımlarla 10 yıl içinde dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girmenin kaçınılmaz bir gerçek olacağını iddia etti.

İTO, 27 EKİM'DE SEÇİME GİDİYOR

Şekib Avdagiç, İTO yönetim ve meclis seçimlerinin 27 Ekim 2026 Salı günü Yeşilköy sınırları içinde yer alan İstanbul Fuar Merkezi (İFM) bünyesinde yapılmasının planlandığını duyurdu.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kanunu uyarınca oda seçimlerinin 4 senede bir, 1 Ekim ile 30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildiğini anımsatan Avdagiç, "İstanbul Ticaret Odası olarak seçimlerimizi bu sene 27 Ekim 2026 Salı günü gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Fatih İlçe Seçim Kurulu'nun teyidini müteakip resmi duyuruyu yapacağız." ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler