İbrahim Kalın, teknolojinin sunduğu imkânların insanlığın ortak yararı doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bu alanda çok yönlü ve kapsamlı bir yaklaşımın zorunlu olduğunu ifade etti.
Teknolojiden kaçmanın mümkün olmadığını vurgulayan Kalın, asıl meselenin teknolojiyi insanların faydasına en doğru şekilde kullanmanın yol ve yöntemlerini geliştirmek olduğunu söyledi.
Teknolojinin giderek kendi teknokrasisini ürettiğini belirten Kalın, bu yapının bir kolunun ise "teknofaşizme" doğru evrilme riski taşıdığına dikkat çekti. Bazı teknoloji şirketlerinin kendi üstünlüklerini ve Batı merkezli dünya tasavvurunu sürdürmek amacıyla teknolojinin her türünü hiçbir ahlaki ilkeye, toplumsal kurala veya uluslararası anlaşmaya bağlı kalmaksızın kullanmayı meşru gördüğünü dile getirdi.
Teknolojinin güvenlik, dayanıklılık ve egemenlik açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Kalın, aynı teknolojinin bazı aktörlerin elinde "köleleştirilmiş bir yıkıcı silaha" dönüşebileceğini belirtti. Bu durumun üzerinde ciddiyetle durulması gereken önemli bir risk ve tehdit oluşturduğunu ifade etti.