Ana içeriğe geç

Trump’ın ‘barış’ı İran’da nasıl tartışılıyor?

ABD’nin başlattığı savaşta müzakere ile çatışma bir arada devam ederken İran içinde, yönetimi oluşturan siyasi klikler arasındaki güç ilişkileri de revize oluyor.

Trump’ın ‘barış’ı İran’da nasıl tartışılıyor?
Evrensel
16

ABD Başkanı Donald Trump’ın, cuma günü gazetecilere, İran ile anlaşmanın nihai hale geldiğini söylemesinin ardından, uzaktan katıldığı bir seçim mitinginde, “Biliyor musunuz, bugün İran ile savaşı bitirdik” dedi. Trump ayrıca Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Başkan Yardımcısı JD Vance’in bu anlaşmanın imza töreni için muhtemelen birkaç gün içinde bir Avrupa şehrine gideceğini belirtti. Buna karşın İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, tartışılan mutabakat metninin maddeleri ve detaylarının hâlâ devletin üst kademelerinde incelenmekte olduğu, imza töreninin zamanı ve mekanına ilişkin her türlü haberin şu aşamada spekülasyondan ibaret olduğu açıklaması yaptı.

İran’da ‘anlaşma karşıtları’na barikat

İran’daki farklı siyasi kliklerin gazeteleri ve siyasi figürler arasında konuyla ilgili tartışmalar dikkat çekiyor. Önceki haftadan kısa bir hatırlatma yapalım. Geçtiğimiz hafta İran-ABD arasındaki müzakereler sürerken yönetim kademesindeki iç çekişmelerin derinleştiği bir dönemde, radikal muhafazakarların oluşturduğu “Paydari Cephesi”nin mitingleri yasaklandı.

Ayrıca gece düzenlenen mitinglerde “İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda herhangi bir taviz verilmesine karşı çıkan” pankartlar taşıyan kişilerin de, bu programlara katılımının engellenmesi üzerine Cumhurbaşkanlığı kararı açıklandı. İran-ABD müzakere heyetinde yer alan İran Meclis Başkanı Kalibaf ise Paydari’nin düzenlediği mitingleri “Aşırılık yanlısı milis eylemler” olarak nitelendirdi ve onların “İran’ı yok edeceği” vurgusu yaptı.

Bu tartışmalar, İran’ın “Lübnan’ın yanındayız” diyerek İsrail’e saldırı düzenlemesinin ardından çok daha hareketlendi. Toplumda, özellikle işçiler arasında “Biz açlıkla mücadele ederken yeni bir savaşın ateşini niye harlıyoruz?” şeklinde yaygınlaşan yorumlar dikkat çekti.

"Ne barış ne savaş ortamından çıkmak"

Trump’ın açıklaması ve devamında cuma günü köşelere ve gazetelere yansıyanlar. İki yönlü bir eğilim ortaya koydu. İran yönetimi içindeki muhafazakar kliklerin gazeteleri “İran, meydanın kazananı” manşetleri atarken, reformcu kliklerin gazeteleri Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın “Ne barış ne savaş ortamından çıkmamız lazım” sözlerini kullandılar veya “barış istikrarı” gibi başlıkları tercih ettiler.

İran’da reformcu kliğe yakın “Sazandegi” gazetesinde, etkili reformcu siyasetçilerden Hosein Maraşi ile yapılan röportaj öne çıktı. Burada Maraşi, İran’ın savaş sonrası dönemdeki en önemli görevinin sadece çatışmalardan kaynaklanan yıkımları yeniden inşa etmek olmadığını, aksine yönetim yapılarının düzenlenmesi ile başlayan ve ekonomi, siyasi sistem ile toplumla iletişim kurma biçimine kadar uzanan kapsamlı bir ‘modernizasyon’ sürecine girmek olduğunu ifade etti. Maraşi, 2026 yılındaki İran toplumu ile 1980’li yılların toplumu arasında köklü farklar bulunduğunu ve eğer siyasi sistem, savaş döneminde şekillenen ulusal bütünlüğü korumak istiyorsa kendisini yeni toplumsal gerçekliklerle ve yeni nesillerin talepleriyle uyumlu hale getirmesi gerektiğini söyledi. Maraşi, ‘yapısal modernizasyon’un halkın yeniden siyasi sistemin arkasında toplanabilmesi için gerekli olduğuna vurgu yaptı.

Bu demeçler sadece Maraşi’nin bireysel fikri değil, tüm reformcu klik; “ılımlılar” olarak bilinen İtidal kliği ve çeşitli siyasetçilerin öne çıkarmaya çalıştığı tartışmanın bir parçası. Bu tartışma İran’da yapısal ekonomik değişimleri de beraberinde getiriyor. Özellikle İran’da “serbest piyasa”, “dış yatırımcılara” alan tanıma bu süreçte geçmiş köklü tartışmaların bir yansıması olarak öne çıkıyor.

İşçiler ‘istikrar’ istiyor

Savaş sürecinde temel malların fiyatlarında artış, döviz piyasasında şiddetli dalgalanmalar, devlete ait fabrikalarda sigorta kesintileri, işten çıkarmalar ve ödenmeyen ücretler işçilerin belini daha fazla büktü. Böyle bir atmosferde, toplumun bir kısmının “istikrar”, “düzen” ve “kontrolün geri gelişi”ni vadeden anlatılara yöneldiği görülüyor. Bu yönelim birkaç faktörle açıklanabilir:

Birincisi, ekonomik güvensizlik ve kesinlik ihtiyacı. İkincisi savaş ve yaptırım baskısı. Üçüncüsü ise güçlü partilerin yokluğu, sendikal faaliyetlerin kısıtlanması ve demokratik kitle kuruluşlarının zayıflığı. Bunlar siyasetin, örgütlü düzeyden bireysel ve duygusal tepki düzeyine kaymasına neden oluyor.

Keza bu süreçte muhalif güçlerin tasfiyesi de hız kazanmış vaziyette. İran’daki idam sayısı, savaşın gölgesinde kalmış durumda.

Ancak önümüzdeki süreçte “eski” İran rejimi ile karşı karşıya olmayacağımız söylenebilir. Olası bir İran-ABD barışı, yalnızca İran’ın içinde siyasi bir kabuk değiştirme ile gerçekleşebilir görünüyor. Yoksa “savaş-barış” döngüsünün devam edeceği öngörülebilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler