Ana içeriğe geç

Araştırma: Şirketlerin önündeki engel yavaş karar alma

İşletmelerin büyümesinin önündeki temel engel yalnızca pazar koşulları değil, aynı zamanda şirketlerin karar alma kabiliyetleri. Farklı ülkelerde yapılan bir araştırmaya göre iş dünyası liderlerinin büyük bir çoğunluğu yavaş karar almanın büyümenin önündeönemli bir engel olduğunu düşünüyor.

Araştırma: Şirketlerin önündeki engel yavaş karar alma
Dünya Gazetesi
16

İş dünyasındaki genel kabule göre dış unsurlardan biri ola­rak görülen risk, artık büyük ölçü­de şirket içi bir faktör haline gel­miş durumda. Uluslararası alacak sigortası ve risk yönetimi şirke­ti Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş li­deriyle gerçekleştirdiği son araş­tırmaya göre katılımcıların yüzde 68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirket­ler artık yalnızca riskten kaçın­maya çalışmıyor; daha hızlı karar almayı öğrenmek zorunda kalı­yor. Riskin giderek karar alma ve büyümenin itici gücüne dönüştü­ğü bir dönüşüm süreci yaşanıyor.

Pek çok kuruluşta karar alma süreçleri, satış ekipleri ile risk yönetimi fonksiyonları arasında süren gerilimlerin yanı sıra mev­cut verilerin etkin şekilde kulla­nılamaması nedeniyle yavaşlıyor. Kuruluşların yaklaşık yüzde 59’u risk ekiplerinden gelen geri bildi­rimlerin aşırı temkinli ya da piya­sa gerçeklerinden uzak olarak al­gılandığını düşünüyor.

Bu durum yalnızca güvensizliği artırmak­la kalmıyor karar alma süreçle­rini de olumsuz yönde etkiliyor. Bunun sonucu kısır döngü olarak tanımlanabilecek bir tablo orta­ya çıkıyor: Şirketlerin yüzde 52’si pazarlar arasında verilerin par­çalı olduğunu bildirirken, bütün­leşik veri eksikliği nedeniyle ka­rarlar daha çok kişisel değerlen­dirmelere dayanıyor. Bu durum ise temkinli yaklaşım eğilimini artırarak karar alma süreçlerini daha da yavaşlatıyor.

Güvenli liman algısı: Hayır

Yöneticilerin yarısı fırsatların belirli bir çerçeve içinde değer­lendirilebileceği durumlarda bile “evet” yönünde ilerlemek yerine “hayır” demenin daha güvenli ol­duğuna inanıyor.

Bununla birlikte bugün karar vericilerin yalnızca yüzde 24’ü risk ekiplerini gerçek bir büyü­me ortağı olarak görürken, yüzde 44’ü önümüzdeki beş yıla kadar bu rolü üstleneceklerini öngörü­yor. Karar vericilerin yüzde 62’si ticari büyüme hedefleri ile risk di­siplini arasında hâlâ temel bir çe­lişki bulunduğuna inanıyor.

Büyüme odaklı yaklaşım oranı çok düşük

Şirketlerin yalnızca küçük bir bölümü, yüzde 12,6’sı, bugün ta­mamen büyüme odaklı bir yak­laşım benimsiyor. Uyguladıkları somut yöntemlerle öne çıkan bu şirketler belirsizlikleri daha hız­lı uygulanabilir kararlara dönüş­türebiliyor ve diğer kuruluşların kaçırdığı fırsatları değerlendire­biliyor. Bu şirketlerin yüzde 70’i risk ekiplerini karar alma süre­cinin en erken aşamalarından itibaren sürece dahil ediyor. Bu konuda araştırma ortalaması ise yüzde58 seviyesinde. Yine ay­nı gruptakilerin daha yüksek bir oranı, yüzde 29’u, riski rekabet avantajı olarak görüyor (Ortala­mada bu oran yüzde 19).

Yüzde 54’ü ‘yapay zekâ destekli risk analizi’ hızlanmalı görüşünde

Verinin performansın temel be­lirleyicilerinden biri haline geldi­ği bu ortamda şirketlerin yalnızca yüzde 20’si farklı pazarlarda tutar­lı verilere sahip olduğunu belirti­yor. Bu durum şirketlerin karşılaş­tırma yapma ve öngörü geliştirme yeteneklerini sınırlandırıyor. Bu kısıtlılıklarla birlikte beklentiler de şekilleniyor. Yöneticilerin yüz­de 59’u risk ekiplerinin senaryo si­mülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlan­masını istiyor. Yüzde 54’ü yapay zekâ destekli risk analizi çözümle­rinin kullanımının hızlandırılma­sını talep ediyor.

Dış iş ortaklarından beklentiler

Şirketler artık iş ortaklarından beklentileri de risk korumasın­dan öteye geçiyor. Yüzde 77’si pa­zar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizlerden yararlanmak istiyor. Yüzde 71’i ise daha fazla fırsatı değerlendi­rebilmek için iş ortaklarının ken­dilerine güven vermesini bekli­yor. Genel tabloya bakıldığında karar vericilerin yüzde 65’i dış iş ortaklarının koruma, veri ve ön­görü yeteneklerini bir araya ge­tirerek daha cesur iş kararları­nın alınmasını mümkün kılması beklentisi içinde.

Kaynağa Git

İlgili Haberler