Bolu Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında yargılanan görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir kafeye usulsüz ruhsat verilmesi ve rüşvet alındığı iddialarını reddetti. Özcan, "İddianamenin en zayıf yönü burası. Bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum" dedi.
Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan davanın ikinci duruşmasında, görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile birlikte 19 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada Özcan, hakkındaki rüşvet ve usulsüz ruhsat iddialarına ilişkin savunma yaptı.
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın ihbarı üzerine hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında "icbar suretiyle irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "Vakıf ve Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlamaları yer alıyor.
"BU SUÇLAMADAN KARŞINIZDA OLMAKTAN UTANIYORUM"
Kafe ruhsatı karşılığında rüşvet alındığı yönündeki iddiaları reddeden Tanju Özcan, mahkemede yaptığı savunmada şu ifadeleri kullandı:
"İddianamenin en zayıf yönü burası. Ben bu suçlamadan karşınızda olmaktan utanıyorum. Bundan dolayı bana dava açılıyorsa, Türkiye'de dava açılmayan idareci kalmaz."
Ruhsat işlemleriyle ilgili değerlendirmede bulunan Özcan, "Eksik evrakla ruhsat versek suç, istenilen belgeleri talep etsek yine suçlanıyoruz" diyerek iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia etti.
"BU VAKFI KÜÇÜK ESNAFTAN PARA ALMAK İÇİN KURMADIK"
İddianamede yer alan, BOLSEV Vakfı'na bağış karşılığında ruhsat işlemlerinin kolaylaştırıldığı iddiasını da reddeden Özcan, vakfın kuruluş amacının dar gelirli öğrencileri desteklemek olduğunu belirtti.
Özcan, "Biz bu vakfı küçük esnaftan para alalım diye kurmadık. Tam tersine küçük esnafın çocuklarına destek olmak için kurduk. Küçük esnaftan bir kuruş istemedik. Böyle bir talepte bulunmam da mümkün değil." dedi.
İş çözümü karşılığında vakfa bağış alınmasının söz konusu olamayacağını ifade eden Özcan, "Birisi odama gelip 'Vakfa bağış yapayım, işimi çöz' dese bırakın çözmeyi, kendisini odadan kovarım. Böyle bir konuşma ne oldu ne de olabilir." diye konuştu.
Dosyada yer alan görüşmenin uzun bir toplantı olmadığını söyleyen Özcan, söz konusu kişileri yalnızca kısa süre dinlediğini belirterek, "Toplantı olmadı. Görüşme 2-3 dakika sürdü. Büyük ihtimalle not alıp ilgili birimlere sorulmasını söyledim. 20-30 dakika oturup pazarlık yapacak bir durum söz konusu değildi" ifadelerini kullandı.
İddiaların hayatın olağan akışına uymadığını savunan Özcan, görüşmenin ardından aylar boyunca kendisine herhangi bir başvuru yapılmadığını dile getirdi.
"Ben ulaşılmaz biri değilim. Madem böyle bir durum vardı, neden 7 ay boyunca kimse bana gelip 'Biz bağış yaptık, ruhsat işi ne oldu?' diye sormadı?" diyen Özcan, iddiaların gerçek dışı olduğunu öne sürdü.