Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında düzenlenen Net Sıfır Emisyon Zirvesi'nde konuşan Şimşek, son yıllarda iklim politikalarında hedefler ve taahhütlerin ön planda olduğunu, ancak artık bu hedeflerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Birçok ülkenin iddialı planlara sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, asıl meselenin bu planların gerekli hız ve ölçekte uygulanabilmesi olduğunu dile getirdi.
'HAREKETSİZ KALMANIN MALİYETİ DAHA YÜKSEK'
İklim değişikliğiyle mücadele edilmemesinin ekonomik sonuçlarının çok ağır olacağına dikkat çeken Şimşek, çok sayıda araştırmanın, önlem almamanın maliyetinin iklim krizini önlemek için yapılacak harcamalardan çok daha yüksek olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Şimşek, iklim politikalarının yalnızca çevreyi korumaya yönelik değil, aynı zamanda ekonomik büyümeyi ve toplumsal refahı güvence altına almaya yönelik bir yatırım olduğunu belirtti.
Gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşabilmesi için büyük bir finansman açığı bulunduğunu ifade eden Şimşek, Çin hariç gelişmekte olan ekonomilerin 2030 yılına kadar her yıl yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık kaynağa ihtiyaç duyduğunu, mevcut finansman akışlarının ise yalnızca 200 milyar dolar seviyesinde kaldığını kaydetti.
'İKLİM RİSKİ EKONOMİK RİSKE DÖNÜŞTÜ'
İklim risklerinin artık geleceğe ait bir tehdit olmadığını vurgulayan Şimşek, bunun günümüzde doğrudan ekonomik sonuçlar doğuran küresel bir risk haline geldiğini söyledi. Dünyada iklim kaynaklı zararların yalnızca dörtte birinin sigorta kapsamında karşılanabildiğini belirten Şimşek, kalan yükün hane halkları, şirketler ve devletler üzerinde kaldığını ifade etti.
Bu durumun zamanla ülke risklerini artırabileceğini ve finansal istikrar açısından yeni sorunlar yaratabileceğini dile getiren Şimşek, küresel ölçekte daha hızlı, sade ve etkili bir iklim finansmanı sistemine ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
TÜRKİYE'NİN COP31 HEDEFLERİ
Türkiye'nin bu yıl üstleneceği COP31 Başkanlığı kapsamında öncelikli konulara da değinen Şimşek, enerji güvenliği, erişilebilirlik ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Bu çerçevede elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik küresel bir tartışma başlattıklarını belirten Şimşek, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035 yılına kadar yüzde 20 seviyesinden yüzde 35'e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Şimşek, atık yönetimi, şehirler, okyanuslar ve gençlerin iklim politikalarına katılımı gibi alanların da COP31 gündeminde yer aldığını belirterek, bu başlıkların yatırım ve yenilikçilik açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.
ANTALYA VE İSTANBUL İKLİM GÜNDEMİNDE ÖNE ÇIKACAK
Özel sektörün sürece daha fazla dahil edilmesi amacıyla COP31 İş Dünyası Forumu'nun başlatıldığını aktaran Şimşek, forumun önümüzdeki dönemde yeniden toplanacağını ve COP31 kapsamında Antalya'da çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.
Eylül ayında İstanbul'un İklim Finansmanı Haftası'na ev sahipliği yapacağını da duyuran Şimşek, iklim alanındaki en büyük eksikliğin yeni taahhütlerden çok mevcut sözlerin uygulamaya geçirilmesi olduğunu belirterek, uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti.