Ana içeriğe geç

The Economist: Türkiye savaşın gölgesinde ticaret ve finans merkezi olma yarışında

The Economist'e göre, İran'da yaşanan savaşın bölge ekonomisinde yarattığı ağır tahribat sürerken, Ankara krizi yalnızca güvenlik perspektifiyle değil ekonomik fırsatlar açısından da değerlendiriyor. Ticaret rotalarının değişmesi, enerji koridorlarının yeniden şekillenmesi ve Körfez sermayesinin yön değiştirme ihtimali, Türkiye'nin lojistik, finans ve savunma sanayisinde yeni bir merkez olma hedefini hızlandırıyor.

The Economist: Türkiye savaşın gölgesinde ticaret ve finans merkezi olma yarışında
Ekonomim.com
16

The Economist, Türkiye'nin ABD-İran savaşının ardından ticaret ve finansta bölgesel güç olma yarışına girdiğini aktaran bir haber yayımladı.

Haberde şunlara yer verildi:

"Bölgede yaşanan savaşın ekonomik etkileri yalnızca İran ile sınırlı kalmıyor. İran ekonomisinde yaklaşık 600 milyar dolarlık zarara neden olduğu belirtilen çatışmaların iş gücünün yüzde 7'sine kadarını işsiz bırakabileceği değerlendirilirken, Körfez ülkelerinde de ekonomik aktivitenin belirgin şekilde yavaşladığı ifade ediliyor. Uzmanlara göre savaşın Orta Doğu genelindeki büyümeyi bu yıl yaklaşık 2 puan aşağı çekmesi bekleniyor.

Türkiye ise bu süreçte hem risklerle hem de yeni fırsatlarla karşı karşıya bulunuyor. Çatışmaların ilk etkisi enerji fiyatları üzerinden hissedildi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, nisan ayında aylık enflasyonun yüzde 4'ün üzerine çıkmasına neden olurken, Türk lirasındaki baskıyı azaltabilmek amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin önemli bir bölümünü kullanmak zorunda kaldığı belirtiliyor.

Körfez ticaritinin bir kısmının Türkiye'ye kayması hedefleniyor

Buna karşın Ankara, bölgedeki ticaret dengelerinin değişmesini uzun vadeli bir avantaja dönüştürmeye çalışıyor. Türk yetkililer, Körfez'de yavaşlayan ticari faaliyetlerin bir kısmının Türkiye'ye kaymasını hedeflerken, İstanbul'un Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasında daha güçlü bir lojistik merkez haline gelmesi için çalışmalar yürütüyor.

Bu kapsamda İstanbul limanlarında yük hacminin Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin ardından üç katına çıktığı ifade edilirken, Irak'tan Türkiye'ye uzanan Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden taşınan petrol miktarının da ağustos ayında nisana kıyasla üç katına ulaşmasının beklendiği belirtiliyor.

Türkiye'nin hedefi yalnızca mevcut taşımacılık kapasitesini artırmakla sınırlı değil. Hükümet, Orta Doğu ile Avrupa arasında yeni kara yolu ve demir yolu koridorlarını devreye alarak milyarlarca dolarlık uluslararası yatırım çekmeyi amaçlıyor. Bu projeler arasında yer alan Hicaz Demiryolu'nun gelecekte Suudi Arabistan'dan ham petrol ve yolcu taşımacılığı için önemli bir alternatif oluşturması planlanıyor.

Savunma iş birlikleri artırılıyor

Savunma sanayisi de Türkiye'nin büyüme stratejisinin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Türk savunma sanayisinin 2025 yılında silah ihracatında Almanya ile benzer seviyelere ulaştığı belirtilirken, şubat ayından bu yana üç Körfez ülkesiyle yeni savunma iş birlikleri için müzakerelerin sürdüğü ifade ediliyor.

Ekonomik dönüşüm planının önemli ayaklarından biri ise İstanbul Finans Merkezi. Hükümet, Körfez merkezli banka ve finans kuruluşlarının faaliyetlerini İstanbul'a taşımasını hedefliyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İstanbul Finans Merkezi yönetimi, yaklaşık 40 Körfez bankası ve danışmanlık şirketinin İstanbul'da ofis açma seçeneğini değerlendirdiğini açıklarken, mayıs ayında yabancı yatırımcılar ve finans kuruluşlarına yönelik yeni vergi teşvikleri de yürürlüğe alındı.

Bununla birlikte tablo tamamen olumlu değil. Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüzde 3,6 büyürken yıllık enflasyon yüzde 35'e geriledi ve mayıs ayında aylık enflasyon yüzde 1,7 olarak gerçekleşti. Ancak yükselen enerji maliyetlerini dengelemek amacıyla uygulanan yakıt vergi desteklerinin bütçeye maliyetinin milli gelirin yaklaşık yüzde 0,6'sına ulaşabileceği hesaplanıyor.

Türkiye jeopolitik dengeleri avantaja çevirmeye çalışıyor

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin ocak ile nisan ayları arasında 79 milyar dolardan 18 milyar dolara gerilediği belirtilirken, İran'daki savaşın başlamasının ardından yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarından en az 10 milyar dolarlık çıkış gerçekleştirdiği ifade ediliyor. Ayrıca Körfez'den ayrılan sermayenin önemli bölümünün İstanbul yerine Miami, Milano, Londra ve Cenevre gibi uluslararası finans merkezlerini tercih ettiği değerlendiriliyor.

Türkiye, bir yandan savaşın neden olduğu enerji maliyetleri, sermaye çıkışları ve finansal baskılarla mücadele ederken, diğer yandan değişen jeopolitik dengeleri lojistik, finans ve savunma sanayisi alanlarında uzun vadeli ekonomik avantaja dönüştürmeye çalışıyor. Bu stratejinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ise bölgedeki güvenlik ortamının seyri ve küresel yatırımcıların risk algısına bağlı olacak."

Kaynağa Git

İlgili Haberler