MİLLİYET.COM.TR / Yunanistan’da yayımlanan Banking News, Atina yönetiminin İsrail ile geliştirdiği savunma ve dış politika hattını “ölümcül hata” olarak nitelendiren çarpıcı bir analiz yayımladı.
‘ÖLÜMCÜL HATA: TUZAĞA DÜŞTÜK’
“Ölümcül hata: Yunanistan tuzağa düştü, Miçotakis ve Dendias ölümcül hatalar yaptı - İsrail bizi Türkiye ile topyekün bir savaşa sürüklüyor” başlıklı analizde, Başbakan Kiryakos Miçotakis ve Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın attığı adımların ülkeyi geri dönüşü zor bir stratejik denklem içine soktuğu iddia edildi.
‘İSRAİL’İN KUKLASI OLDUK’
Yazının en sert bölümünde Yunanistan’ın İsrail’e “kuklaya” dönüştüğü, bu durumun ise ülkeyi Türkiye ile çok cepheli bir çatışma riskine açık hale getirdiği öne sürüldü. Banking News, bu tabloyu açıkça “kabusa dönüşen bir tuzak” olarak tanımlarken, İsrail’in uluslararası izolasyon içinde olduğu ve bu nedenle Yunanistan’ı kendi bölgesel stratejisinin parçası haline getirdiği iddiasını gündeme taşıdı.
‘BİZİ TÜRKİYE İLE SAVAŞA SÜRÜKLÜYORLAR’
Analizde en dikkat çeken ifade, İsrail’in Yunanistan üzerinden Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelme riskini büyüttüğü yönündeki değerlendirme oldu. Gazete, bu süreci “İsrail bizi Türkiye ile topyekun savaşa sürüklüyor” sözleriyle aktarırken, Atina’daki stratejik kaygıların merkezine Türkiye’nin yükselen askeri ve jeopolitik ağırlığını yerleştirdi.
Banking News’e göre Yunanistan’ın savunma alanındaki İsrail merkezli dönüşümü artık klasik bir ittifak değil, çok daha derin bir entegrasyon süreci. Yaklaşık 3.5 milyar dolarlık “Aşil Kalkanı” hava savunma sistemi kapsamında İsrail üretimi sistemlerin Yunan savunma mimarisine entegre edilmesi, Elbit Systems’tan alınan yaklaşık 750 milyon dolarlık topçu sistemleri ve İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin Yunan şirketi Intracom Defense’i satın alması bu sürecin temel taşları olarak gösterildi.
İsrailli şirketlerin Yunan savaş pilotlarını eğitmesi ve iki ülke subaylarının ortak komuta yapıları içinde çalışması ise ilişkinin “müttefiklikten entegrasyona geçtiği” iddiasını güçlendirdi.
‘TRUVA ATI PLANI’
Analizde bu yakınlaşma Tel Aviv’in “Truva atı planı” olarak tanımlandı. Yunanistan’ın İsrail’in Körfez ülkeleri üzerindeki etkisini dolaylı olarak taşırken aynı zamanda Arap dünyasıyla ilişkilerini zayıflattığı, bunun da ülkeyi daha geniş bir bölgesel çatışma mimarisine sürüklediği ileri sürüldü.
Analizde, Yunanistan’ın Körfez ülkeleriyle 2016’dan itibaren geliştirdiği güvenlik ve savunma eksenli ilişkileri de uzun bir arka plan olarak ele aldı. 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalanan karşılıklı savunma anlaşması, aynı yıl ortak tatbikatlar ve bölgesel güvenlik koordinasyonu, 2021’de Suudi Arabistan’a Patriot hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması ve üst düzey askeri ziyaretler bu dönemin en önemli adımları olarak sıralandı.
‘HESAPLAR GÖLGELENMİŞ DURUMDA’
Ancak Banking News’e göre bu tabloyu belirleyen asıl güç dengesi Türkiye’nin yükselen bölgesel etkisi oldu. Ankara’nın son yıllarda yalnızca Doğu Akdeniz’de değil, Körfez’den Kızıldeniz’e, Orta Doğu’dan Afrika hattına kadar genişleyen diplomatik ve askeri kapasitesi, Yunanistan’ın tüm stratejik hesaplarını gölgelemiş durumda.
Türkiye’nin NATO içindeki konumu, yüksek tempoda büyüyen savunma sanayisi, insansız hava araçları ve füze teknolojilerindeki üstünlüğü, Körfez ülkeleriyle yeniden kurduğu ekonomik ve güvenlik ilişkileriyle birleşerek Ankara’yı bölgesel denklemin vazgeçilmez merkez aktörü haline getiriyor.
‘ATİNA’NIN PLANLARINI ALTÜST EDER’
Bu noktada analiz, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır gibi kilit bölgesel güçlerle işbirliği ve koordinasyonunu artırarak “bölgesel sahiplenmeye dayalı bir güvenlik mimarisi” ya da başka bir ifadeyle “istikrar ekseni” oluşturma çabalarına dikkat çekti. Bu eksenin başarıyla uygulanması halinde Yunanistan’ın Orta Doğu politikasını ve mevcut bölgesel planlarını ciddi biçimde altüst edebileceği değerlendirmesi yapılıyor. Bu nedenle Atina’nın, İsrail ile ittifakını daha da derinleştirmeyi ve Ankara’ya yalnızca Doğu Akdeniz’de değil, Körfez dahil Türkiye’nin aktif olduğu tüm cephelerde karşı koymayı stratejik bir zorunluluk olarak gördüğü ileri sürülüyor.
‘CAYDIRICI OLMAKTAN UZAK’
Banking News ayrıca İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında oluşan üçlü güvenlik eksenine de dikkat çekti. Ortaya atılan 2500 kişilik ortak hızlı müdahale gücü planı ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi çevrelemeye dönük askeri koordinasyon girişimleri bu çerçevede değerlendirildi. Ancak analiz, Türkiye’nin artan askeri kapasitesi ve çok cepheli dış politika refleksinin bu tür oluşumları “caydırıcı olmaktan uzak” hale getirebileceği yorumuna da yer verdi.
‘ANKARA’NIN AĞLARI GÜÇLENİYOR’
Aynı zamanda Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelerin Türkiye ve Mısır’ı dışlayarak yeni bir jeopolitik hat oluşturduğu belirtilirken, bu hattın tam karşısında Türkiye’nin alternatif ticaret ve güvenlik ağlarını güçlendirdiği vurgulandı.
‘YÖNÜ BELİRLEYEN TÜRKİYE’
Analizin son bölümünde ise daha büyük resim çizildi: İsrail ve Hindistan merkezli yeni ticaret ve güvenlik koridorunun Körfez üzerinden Avrupa’ya uzandığı, Yunanistan’ın da bu hattın kilit geçiş noktalarından biri haline geldiği ifade edildi. Ancak bu mimarinin Türkiye’nin yükselen bölgesel gücüyle doğrudan çarpışma potansiyeli taşıdığı, Ankara’nın ise bu tür denklemlerde artık yalnızca “tepki veren” değil, yön belirleyen aktör konumuna yerleştiği ileri sürüldü.