Küresel çelik ticaretinde hükûmetler yerli üreticilerini korumaya yönelik adımlarını artırıyor. Sektörde yaşanan arz fazlası ve Çin kaynaklı rekabet baskısı sebebiyle birçok ülke kota, ek vergi ve ticaret tedbirlerini gündemine alırken, son olarak Kanada’dan Türk çelik ihracatçısını doğrudan ilgilendiren bir karar geldi.
Ottawa yönetimi, Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunmayan ülkelerden yapılacak çelik ithalatına uygulanan tarife kotası sistemini 27 Haziran 2027 tarihine kadar uzattı. Böylece Türkiye’nin de aralarında bulunduğu STA’sız ülkeler için 2024 yılı ithalat hacminin yüzde 20’si seviyesinde belirlenen kota korunacak. Kota miktarını aşan ithalat ise mevcut uygulamada olduğu gibi yüzde 50 oranında ek gümrük vergisine tabi olmaya devam edecek.
ABD DE VERGİ VE KOTA PLANLIYOR
Kanada’nın aldığı karar, Türk çelik sektöründe gözleri diğer büyük pazarlara çevirdi. Türk çelik ihracatının ağırlık merkezi Avrupa olmaya devam ediyor. Almanya ilk sırada yer alırken, İtalya, Romanya, İspanya ve İngiltere sektörün öne çıkan pazarları arasında bulunuyor. Ancak son yıllarda başta Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülke ve bölge, yerli üreticilerini korumaya yönelik yeni ticaret önlemlerini hayata geçiriyor. Avrupa Birliği çelik ürünlerinde ürün bazlı tonaj kotası ve korunma tedbirleri uygularken, yeni düzenlemeyle gümrüksüz ithalat kotasını yüzde 47 azaltarak 18,3 milyon tona düşürmeye hazırlanıyor. Ayrıca kota aşımında uygulanan verginin yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarılması ve çeliğin hangi ülkede eritilip döküldüğünü esas alan yeni menşe denetimlerinin devreye alınması planlanıyor.
ABD yüksek gümrük vergilerinin yanı sıra tarife kotası, anti-damping soruşturmaları ve telafi edici vergilerle çelik ithalatını kontrol altında tutuyor. Brexit sonrasında kendi ticaret politikasını oluşturan İngiltere ise çelik ürünlerine yönelik korunma önlemlerini sürdürüyor. Kanada’nın aldığı son karar, Türk çelik ihracatçısı açısından yalnızca tek bir pazardaki gelişme olarak değil, ana ihracat pazarlarında giderek güçlenen korumacılık eğiliminin yeni halkası olarak görülüyor.
Kanada’nın aldığı karar yalnızca kota miktarıyla sınırlı kalmıyor. Ottawa yönetimi, mevcut “ilk gelen ilk alır” yöntemi yerine firmalara önceden belirli miktarda kota tahsis edilmesini öngören firma bazlı kota sistemine geçilmesini de değerlendiriyor. Böylece Kanada pazarına ihracat yapmak isteyen şirketlerin önümüzdeki dönemde daha sıkı kurallarla karşılaşması beklenirken, bütün pazarlar yakından izleniyor.