Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" sürecinden ekonomiye kadar önemli açıklamalarda bulundu. Terörün sona ermesinin Türkiye Yüzyılı için önemli bir hedef olduğunu belirten Yılmaz, "Terörsüz Türkiye'de kritik aşamadayız" ifadelerini kullandı.
AKİF BÜLBÜL/ANKARA - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gazetecilerle bir araya gelerek, "Terörsüz Türkiye" sürecinden ekonomiye, enflasyonla mücadeleden yabancı yatırımlara, demokrasi tartışmalarından CHP'deki gelişmelere kadar gündemin öne çıkan başlıklarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, Türkiye'nin hem içeride hem de dışarıda kritik bir dönemden geçtiğini belirterek, terörün tamamen sona erdirilmesinin Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
"İÇ CEPHEYİ GÜÇLENDİRME ÇAĞRISI DEVLET POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜ"
Türkiye'nin çevresinde savaşlar, çatışmalar ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı "iç cepheyi güçlendirme" çağrısının stratejik önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, bu süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrıların da yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti.
Bahçeli'nin hiçbir siyasi hesap gözetmeden ülkenin geleceğini önceleyen tarihi bir irade ortaya koyduğunu dile getiren Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli'nin ortak kararlılığıyla sürecin zaman içerisinde bir devlet politikasına dönüştüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Yüzyılı vizyonunun temel başlıklarından birinin "Terörsüz Türkiye" olduğunu belirten Yılmaz, yürütülen çalışmaların bugün kritik bir aşamaya ulaştığını ifade etti.
"TERÖR ÖRGÜTÜNÜN FESHİ İÇİN KRİTİK AŞAMAYA GELİNDİ"
Terör örgütünün kurucusunun örgüte fesih çağrısı yaptığını, örgütün de kendi mekanizmaları içerisinde bu çağrıya olumlu karşılık verdiğini belirten Yılmaz, bunun ardından yeni bir sürecin başladığını söyledi.
Türkiye'nin uzun yıllardır mücadele ettiği terör sorununu kalıcı şekilde çözme fırsatı yakaladığını dile getiren Yılmaz, "Bugün geldiğimiz noktada hem Terörsüz Türkiye hem de terörsüz bölge vizyonunu hayata geçirebilecek önemli bir imkan bulunuyor. Bunu değerlendirmek istiyoruz." dedi.
Yılmaz, sürecin yalnızca güvenlik politikası değil, aynı zamanda Türkiye'nin sorun çözme kapasitesini ortaya koyacak önemli bir demokratik sınav niteliği taşıdığını kaydetti.
TBMM'de kurulan komisyonun çalışmalarını da değerlendiren Yılmaz, İYİ Parti dışında Meclis'te grubu bulunan tüm siyasi partilerin komisyona katıldığını belirterek bunun önemli bir uzlaşı örneği olduğunu söyledi.
Toplumun farklı kesimlerinin dinlendiğini ve kapsamlı bir rapor hazırlandığını ifade eden Yılmaz, şimdi bu rapor doğrultusunda terör örgütünün feshi için gerekli yasal altyapının oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Hazırlanacak düzenlemelerin nihai karar merciinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, yasa teklifinin komisyonlarda ve Genel Kurul'da yapılacak görüşmeler sonucunda son şeklini alacağını söyledi.
Silah bırakma sürecine ilişkin soruları da yanıtlayan Yılmaz, hazırlanacak düzenlemelerin hem örgütün silah bırakmasını teşvik edecek hem de hukuki çerçeveyi netleştirecek bir yapıda olacağını ifade etti.
Silah bırakanların hangi hukuki statüyle karşılaşacağının yasa ile belirleneceğini söyleyen Yılmaz, uygulamanın belirli şartlara ve takvime bağlanabileceğini belirtti.
Meclis'in çalışma takvimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, düzenlemelerin yasama yılı sona ermeden tamamlanması yönünde çalışmaların sürdüğünü ancak gerek görülmesi halinde Meclis'in çalışma süresini uzatabileceğini ifade etti.
Türkiye'de demokrasi ve basın özgürlüğüne ilişkin eleştirileri de değerlendiren Yılmaz, her demokraside tartışmaların olabileceğini ancak değerlendirme yapılırken Türkiye'nin geçmişi ve dünyanın mevcut şartlarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Türkiye'de bugün sivil siyasetin ve milli iradenin geçmiş dönemlere göre çok daha güçlü olduğunu vurgulayan Yılmaz, demokratik standartların geliştirilmesinin yolunun yine demokratik siyaset ve özgür tartışma ortamından geçtiğini dile getirdi.
Yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmediği yönündeki değerlendirmeleri doğru bulmadığını ifade eden Yılmaz, dünyada doğrudan yabancı yatırımların son yıllarda önemli ölçüde azaldığını söyledi.
Küresel büyümenin yavaşladığını, ticaret hacminin daraldığını ve sermaye hareketlerinin geçmiş dönemlere göre zayıfladığını belirten Yılmaz, buna rağmen Türkiye'nin uluslararası doğrudan yatırımlardan aldığı payın önemli ölçüde arttığını ifade etti.
AK Parti'nin iktidara geldiği dönemde Türkiye'nin küresel doğrudan yatırımlardan aldığı payın yüzde 0,2 seviyesinde olduğunu hatırlatan Yılmaz, bugün bu oranın yaklaşık yüzde 1 seviyesine yükseldiğini belirterek, "Türkiye'nin küresel doğrudan yatırımlardan aldığı pay oransal olarak beş kat artmış durumda." dedi.
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin dünya ekonomisini olumsuz etkilediğini ifade eden Yılmaz, İsrail, ABD ve İran arasında yaşanan gerilimlerin enerji, lojistik, finansman ve sigorta maliyetlerini yükselttiğini söyledi.
Savaş ortamının küresel enflasyonu artırırken büyümeyi yavaşlatıcı etki oluşturduğunu belirten Yılmaz, Türkiye'nin de bu dışsal gelişmelerden etkilendiğini ancak uygulanan ekonomi programının kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.
"Bizim için önemli olan programın istikametidir." diyen Yılmaz, dışsal şokların geçici etkiler oluşturabileceğini ancak kararlı politikalarla bu etkilerin aşılacağını ifade etti.
Yaşanan gelişmelerin ardından akaryakıt fiyatlarında eşel mobil sistemini devreye aldıklarını hatırlatan Yılmaz, bu uygulama sayesinde savaşın enflasyon üzerindeki etkisinin önemli ölçüde sınırlandığını söyledi.
Eşel mobil uygulamasının bütçeye ciddi yük getirdiğini ancak buna rağmen mali disiplinin korunduğunu ifade eden Yılmaz, son üç yılda depremin yaklaşık 100 milyar dolarlık maliyetine rağmen hem deprem harcamalarının hem de bu uygulamanın bütçe imkanlarıyla karşılandığını kaydetti.
ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın piyasalara olumlu yansıdığını belirten Yılmaz, bölgede kalıcı barışın sağlanmasının küresel ekonomi açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
CHP'de yaşanan tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, yaşanan sürecin tamamen CHP'nin kendi iç dinamikleriyle ilgili olduğunu söyledi.
Son dönemde parti içindeki farklı gruplar arasındaki anlaşmazlıkların kamuoyunun gözü önünde yaşandığını belirten Yılmaz, bu gelişmeler üzerinden AK Parti'nin suçlanmasının doğru olmadığını ifade etti.
CHP'nin köklü bir siyasi parti olduğunu dile getiren Yılmaz, yaşanan sorunların parti içindeki kurumsal mekanizmalarla çözüme kavuşturulmasının en doğru yol olduğunu söyledi.
Hükümet olarak siyasi polemiklerden uzak durduklarını vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin önünde ekonomi, güvenlik, dış politika ve kalkınma gibi çok daha önemli gündemler bulunduğunu belirterek, "Ülkeye katkı sağlamayacak polemikler yerine vatandaşımızın sorunlarını çözmeye odaklanıyoruz." ifadelerini kullandı.