Ana içeriğe geç

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti

Afrika’dan Pakistan’a, Ukrayna’dan Londra’ya uzanan kariyer yolculuğunda konfor alanını terk etmekten çekinmeyen Şerif Kaynar, bugün dünyanın önde gelen şirketlerine lider buluyor.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti
Odatv
16

O zamanlar değeri pek çok kişi tarafından bilinmese de İstanbul’un en prestijli semtinde, eğitimli anne babanın şanslı ikizlerinden biri olarak dünyaya geldi. Lider adaylarına sık sık tekrarladığı “Cömert olun, paylaşmayı bilin” önerisindeki paylaşma duygusunu, ikizi sayesinde hiç çabalamadan öğrendi.
Önce Saint Joseph Lisesi’ni, sonra İngiltere'de Bradford Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği bölümünü bitirdi. İkizi Murat Kaynar buradan Amerika'ya gitmeye karar verdi. O İngiltere'de, City University'de işletme yönetimi alanında yüksek lisans yaptı.

Okulu bitip Türkiye’ye dönmeye hazırlanırken, rahatsızlığı nedeniyle Londra’ya gelen babasına refakat etmek için bu ülkede kaldı. Hastane dönüşünde metroda bırakılmış bir gazetede gördüğü ilana başvurdu. Elektrik mühendisi arayan Westinghouse, kimya mühendisi olmasına rağmen onu işe aldı. Belki şanslı doğmuştu, ama mesleğine dahi uygun olmayan o ilana başvurarak bu kez şansını kendisi yaratmıştı. Bu nedenle konuşmalarında gençlere, “Başınızın üzerinden geçen yüzlerce şanstan birini yakalamak için kolunuzu kaldırın” diyordu.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti - Resim : 1
Westinghouse, onu henüz 23 yaşındayken Afrika’ya gönderdi. Burada dört yıl çalıştıktan sonra bir süre Londra’da görevlendirildi. Londra’nın lüksünü bırakıp Pakistan’a gitmek zorunda kaldığında itiraz etmedi. Çok popüler olduğu İstanbul’u ardında bırakıp, İsviçreli ABB şirketi adına dilini dahi bilmediği Ukrayna’ya giderken de. Gençlere önerdiği gibi konfor alanını bozmaktan çekinmedi, hep risk aldı, çok çalıştı.

Ukrayna’da üç bin kişinin çalıştığı üç fabrikanın başındayken işinden oldu. İş bulmak için müracaat ettiği beyin avcısı şirketin yöneticileri ona kendilerinin Türkiye ofisini kurmasını önerdi. Hiç tereddüt etmeden 20 yıllık kariyerini terk edip, insan kaynakları alanına geçti.

Korn Ferry İnternational olarak Kanada Başbakanı’ndan, Yeni Zelanda Genelkurmay Başkanı’na, TOGG’un, Türkcell’in Vodafon’un CEO’suna kadar binlerce üst düzey yöneticiyi işe yerleştirdi.
Bugünlerde firmalara doğru yöneticileri bulup yerleştiren Korn Ferry’nin onursal başkanı olan, çeşitli konuşmalar yapmak için ülkeleri, şehirleri gezen Şerif Kaynar ile hayatını, mesleğinin inceliklerini ve başarıya giden yolu konuştuk.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti - Resim : 2

-Beyin avcısı ne yapıyor?
Firmalara en doğru yöneticiyi bulup yerleştiriyoruz.

-Size sadece firmalar mı başvuruyor? Ben de CEO olmak için başvurabiliyor muyum?
Bizim veri bankamızda 50 bin tane CV vardır. Sizin CV'nize bakarım. Üç tane cevap var. Ya çöpe gider, ama bir cevap alırsınız benden. İki, ilerideki projelerde kullanılmak üzere searcher diye isimlendirilen sistemimize koyarım. Üçüncüsü de şu anda yaptığımız belki 20-30 tane iş var. Onlardan bir tanesine koyarım. Çağırır, görüşürüm sizinle.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti - Resim : 3

-Yöneticileri nasıl buluyorsunuz?
Mesela TOGG’un başındaki Gürcan Karakaş’ı anlatayım. Tuncay Özilhan ile Rifat Hisarcıklıoğlu bir gün beni çağırdı. “Buraya biz CEO arıyoruz” dedi. Bütün dünyadaki otomotiv firmalarındaki en tepe seviyedeki Türkleri araştırdık. 20 kadar kişiyle temas kurduk. 10 kişiyle mülakat yaptım. 3 tanesini müşteriye tanıştırdım. Bir tanesi işi aldı. Şimdi Gürcan Karakaş’ın 8. senesi.
Serpil Timuray’ın Vodafone'a gelmesi, Vestel'e yeni bir CEO atadık. Doğanlar Holding'e yeni bir CEO atadık. Çok iş yapıyoruz.

-En ilginç işe yerleştirmeniz neydi?
Yeni Zelanda Genel Kurmay Başkanlığı'na, başkanı biz yerleştirdik.
Daha enteresan bir şey söyleyeyim. Şu andaki Kanada Başbakanı Mark Carney’i, 2014 yılında İngiltere Merkez Bankası'nın başına biz yerleştirdik. Bir de “Koskoca İngiltere'de İngiliz mi bulamadınız da bir Kanadalı yerleştirdiniz” dediler. Bu adam 2014 ile 2022 arasında Avrupa'nın en başarılı Merkez Bankası Başkanı oldu. Ve o pozisyondan sonra da şimdi Kanada'nın başında Mark Carney.
Aslında mesela Türk Hava Yollarının CEO’sunu biz bulmalıyız. Türkiye'de vermezler, çünkü devlete yakın insanları atarlar. Ama doğrusu, bu işin bizim gibi firmalara verilmesi. Çünkü biz en doğru insanı seçip buluyoruz.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti - Resim : 4

-Sizden torpil isteyen oluyor mu?
Söz konusu değil...Ancak bir kişi mesela çok yakınını görmemi ister. O gördüğüm kişiye onun pozitiflerini ve negatiflerini söylerim. Onun en doğru işi nerede bulabileceğini de söylerim. Doğru geri bildirimi herkese veriyorum.

-Enerji sektöründen insan kaynaklarına geçişiniz nasıl oldu?
ABB’de çalışıyordum. Bir gün Ukrayna'da 3 bin kişiyi yönetirken Zürih'e çağırdılar beni. Dediler ki: "Seni daha ufak bir göreve alıyoruz." Üç bin kişiyi yönetirken, üç kişilik bir ofise geçecektim.
Ben şoke oldum. Yeni bir iş bulacağım diye en büyük beyin avcılarına özgeçmişimi yolladım. Onlardan bir tanesi, "Biz sana iş bulacağımıza sen git bizim Türkiye'deki ofisin başına geç" dedi. Orada biz ofis kuracaklarmış. Öyle başladı. Tamamıyla bir tesadüf.

-Sizde ne gördüler de hiç ilginiz olmayan bir dalda iş teklif ettiler?
Beni Londra'ya Zais diye bir Alman firmasının Polonya'daki genel müdürlüğü pozisyonu için çağırmışlardı. Onun için mülakata girmiştim. Varşova'ya gidecektim. Çünkü benzer bir yer Kiev'de oturuyordum. Yine bir mühendislik firmasını yönetiyordum ABB’de. Ukrayna'daki pozisyonum belliydi. Bütün ABB'nin başıydım orada. Üç fabrikanın başıydım. Yani o güveni verdim onlara.
İkincisi de birtakım riskler almıştım. Yani üç kere daha zor yerlere gitmiştim. Afrika’da çalışmıştım. İstanbul'u bırakıp Kiev'e taşınmışım. Westhinghouse Londra'yı bırakıp Pakistan'a taşınmışım. Yani birtakım uluslararası ilişkilerimin olduğunu gördüler.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti - Resim : 5

-Risk almak, konfor alanında uzaklaşabilmek önemli değil mi?
Tabii ki. İstanbul'da çok güzel bir ev kiralıyorsunuz. Muhitiniz iyi. Ben aynı zamanda GİAD’ın (Genç İşadamları Derneği) başkanıydım. 40 yaşındaydım. Çok popülerdim. Bu konforu bırakıp ıssız, felaket bir şehre, Kiev'e gittim. Ama orası da bir kültür öğretti. Yeni bir lisan öğrendim, Rusça öğrendim. Ve şimdi bugün orada geçirdiğim 2,5 senenin meyvelerini yiyorum.

-Size gelen CV'lerde öncelikle neye bakıyorsunuz?
Bitirdiği bölüm değil, bitirdiği okul önemlidir. Öncelikle birden fazla pozisyonda başarı göstermiş olması lazım. Tek bir pozisyonda değil. Hatta iki ayrı şirkette başarı göstermesi daha da iyi. Ama birden fazla. İşini iyi bilmeli.
Biz neye bakıyoruz? Benzer sektörde tecrübeleri var mı? Ayrıca dünyadaki bu sektörde başarılı olmuş CEO'ların ne gibi özellikleri var? Onlardaki özelliklerle bu kişi ne kadar uyuşuyor?
Üçüncüsü de bir personalite analizi. Bir ağaç diktiğiniz zaman bazı toprakta çok büyür, bazı toprakta yeşermez. O kültüre uygun birini bulmak lazım. Mesela bir aile şirketine CEO ararken bütün hayatını yabancı şirketlerde geçirmiş birini seçmeyiz. Uymaz.

-CEO olmak için ille yurt dışında eğitim görmek şart mı?
Hayır. Bir kişi üniversite derecesi olmasa da CEO olabilir. Mesela benim odaya girdiği zaman müthiş beğendiğim, fakat 20 dakika sonra çok berbat dediğim veya girişte çok berbat dediğim, ama 20 dakika sonra aşık olduğum kişiler oldu.
Yani üniversite, görüntü, kıyafet bunlar her zaman önemli. Ama asıl kilit nokta lider özelliği olması.

-İyi bir lider nasıl oluyor?
Kapısı açık, bilgilerini paylaşan, bilgiyi kendisine saklamayan, etrafındaki ekibi motive eden ve kendisinden sonraki insanları yetiştiren, egosu düşük kişi iyi liderdir. En önemlisi de öğrenmeye açık, yeni şeyleri öğrenebilen kişidir. Öğrenmeye kapandığınız anda sıfır oluyorsunuz. Ben öğrencilere sık sık konuşmalar yapıyorum. Onlara söylediğim en önemli tavsiyem, “En iyilerle çalışın, cömert olun.” Parada cömert olmak değil kast ettiğim. Çalıştığı kişilere destek verecek.
Uzun vadede de bir liderin iyi bir lider olup olmadığını ölçtüğüm zaman da kendisinin altından kimler yetişmiş ona bakıyorum. Mesela Korn Ferry’de, Norveç’in , Amsterdam’ın başında, Londra’da bütün finansın başında Türk var. Bir sürü adam yetiştirdik Türkiye’den. Gülmesini bilmeyen insan lider olamaz. Lider olmak için iyi insan olmak gerekir. Sadece üst mevkiye değil altındakine de saygılı olmalı.
Şu andaki en önemli konu ben 22 yaşında çalışmaya başladım. 50 senedir çalışıyorum. 72 yaşındayım. Hiç ara vermedim. Şu anda Korn Ferry’de onursal başkanım ama yine de çalışıyorum.
Ve bütün bu 50 senede başarının özeti nedir derseniz iki cümle söyleyebilirim. Bir çalışkanlık, iki de dürüst olmak.

'Beyin Avcısı' Odatv'ye konuştu: Yeni Zelanda ordusuna nasıl müdahale etti - Resim : 6

-Dünyada rakibiniz yoktur diyorsunuz…
Evet, rakibiniz yoktur. Mesela siz Akbank'sınız. Yapı Kredi rakibiniz değildir. Çünkü Yapı Kredi de aynı ürünleri daha fazla kitleye satmaya çalışıyor. Yani pazarı büyütmeye çalışıyor. Yani Yapı Kredi'nin verdiği reklam, Akbank’a yarar. Rakipleriniz sizin satış elemanlarınızdır. Ben öyle bakıyorum hayata.
Bence bir de işinizi iyi yapmalısınız. Mesela evinize bir badanacı aldınız. Çok iyi boyadı. İkinci kere bir yer boyatırken fiyata hiç bakmazsınız. İyi bir uygulama yaparsanız müşterinizin güvenini kazanırsınız. Güven olduğu müddetçe fiyat detaydır. Çok önemli değildir. Bazı müşteriler teklif alıyorlar benden ve benim rakibimden. Ben iki misli daha pahalıyım, ama işi yine bana veriyorlar. Çünkü daha önceki işi çok iyi yapmıştım.

Müşterinin güvenini kazanmak çok önemlidir. Çalışkanlık ve dürüstlüğü hep ön planda tuttum bütün işlerimde. Bir işi yapamıyorsam, yapamıyorum dedim. Hep dürüst oldum müşteriye karşı. Bazen de yapamayacağım işleri almıyorum.

-İşe yerleştirme hizmetinizin maddi karşılığı nedir?
Bizim ücretimiz belli. Adamın senelik brüt kazandığının üçte birini alıyoruz. Yani diyelim ki 12 milyon lira senelik brüt ücretle işe girdi. Bizim aldığımız 4 milyon lira.

BARBARA HAYRANLIĞI SANAT EVİ YAPTIRDI

-Bir de Barbara hayranlığınız var…
Evet. Bu konu çok önemli benim için. Fransız şarkıcı Barbara’ya tutku ile bağlıyım. Onun adına Ayvalık’ta “La Maison de Barbara” binasını inşa ettirdim.

-Sanat evi mi burası?
Sanatçılar geliyor. Maksimum 12 hafta kalıyor. Senede 4-5 sanatçı kalmış oluyor orada. Bazen müzisyen, bazen yazar, bazen ressam, bazen heykeltraş, bazen fotoğrafçı, değişiyor. Ve seçimimiz tamamıyla bir erkekse bir kadın, bir yaşlıysa bir genç gibi oluyor. Yeni Zelanda'dan da misafirimiz oldu. Şu anda New York'tan bir yabancı misafirimiz var. Türkiye'nin en önemli ressamlarından Haluk Akakçe de kaldı. Meşhur Bingöllü Mahmut Celayir de kaldı. Her türlü sanatçıya açığız. Orada sanat üretiyorlar 3 ay boyunca.

-Sonra bir giderken size bir şey mi bırakıyorlar?
Biz onlara giderken bir veda partisi yapıyoruz. Eserlerini satıyorlar. O satılan eserlerin gelirinin yüzde 25'i, Ayvalık Ayazma Derneği'ne bağış olarak kalıyor.

-Barbara ile hiç tanıştınız mı?
İngiltere'de talebeyken para biriktirirdim. Otobüsle Paris'e gidip, onun konserlerini izlerdim. Bir kere konser çıkışında bir broşürü imzalattım ona. Yani tek tanışmam o kadar. Fakat Barbara Evi açılışında Barbara'nın kocası Roland Romanelli ‘yi çağırdım. Aynı zamanda akordeonistiydi. Geldi ve Barbara konseri verdi.
Ve sonra ailesi beni çağırdı Bordo'ya. Barbara'nın orijinal resimlerini hediye etti. Şimdi o resimler Barbara'nın evinde asılı.

-Bugüne kadar kaç sanatçı ağırladınız?
Şimdiye kadar 48 sanatçı geldi. Bunlardan belki 7-8 tanesi Barbara portreleri yaptı. Evimde değişik sanatçılardan Barbara portrelerinin bulunduğu bir oda var. Bir de bu 48 sanatçıdan 7’si, Ayvalık'a yerleşti. Ayvalık'a da bir sanatçı portföyü kazandırmış oldum.

Berrin Tuncel Birer

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler