“Okul Güvenliği ve Çocuk Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 48 maddelik Kanun Teklifi”ni Türkiye Büyük Meclisi'ne sunan Sunat, basın açıklamasında bulundu.
"Bir çocuk okula giderken ailesinin aklında artık sadece ders başarısı yok.'Acaba bugün başına bir şey gelir mi?' endişesi var. Bir öğretmen sınıfa girdiğinde artık sadece eğitim vermeye odaklanamıyor. Şiddetten, tehditten ve giderek büyüyen güvensizlik ortamından da kaygı duyuyor." diyen Sunat sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün bir çocuk yalnızca okul bahçesinde tehdit altında değil.
Telefon ekranında, sosyal medyada, dijital zorbalığın içinde, bağımlılık ağlarının hedefinde, şiddeti özendiren içeriklerin kuşatması altında.
Bu nedenle okul güvenliği artık sadece okul kapısından başlamıyor. Yalnızca bina güvenliği meselesi de değil. Türkiye artık bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda.
Şanlıurfa ilçesi Siverek’te yaşananlar…
Yaralanan öğrenciler, öğretmen ve kolluk kuvvetleri…
Kahramanmaraş’ta yaşananlar… 9’u öğrenci 1 öğretmen on eğitim şehidi. Yürek dayanacak gibi değil.
Farklı şehirlerde okullarda meydana gelen şiddet olayları… Bunların her biri bize aynı soruyu sormamıza sebep oluyor:
Bir daha böyle bir olay yaşanmaması için ne yapmalıyız?
İşte bugün sizlerle paylaştığım kanun teklifi bu sorulara verilmiş somut bir cevaptır.
Bu teklif; Çocuğu merkeze alan, riski önceden gören, aileyi sürece dahil eden, okulu koruyan, öğretmeni güçlendiren, çocuğu suçlu değil korunması gereken birey olarak gören yeni nesil bir çocuk koruma modeli olacaktır.
Aynı zamanda bu teklif; eğitimi, ruh sağlığını, sosyal hizmetleri ve dijital dünyayı aynı çatı altında ele alan, riski kaynağında önleyen, veri temelli bütüncül ve proaktif bir erken uyarı sistemini ortaya koymaktadır.
Teklifimizle;
-Her okulda saldırı, doğal afet gibi kriz anlarına karşı yılda en az iki kez tatbikatı zorunlu kılan kurumsal acil durum protokollerinin hazırlanmasını ve bir Okul Güvenliği Koordinatörlüğünün hayata geçirilmesini,
-Eğitim kurumlarında kontrollü giriş sistemini, özellikle risk düzeyi yüksek eğitim kurumlarında sertifikalı profesyonel güvenlik personelinin istihdamını,
-Akran zorbalığı ve dijital zorbalıkla mücadele mekanizmalarının kurulmasını,
-Çocukların şiddet veya bağımlılık sarmalına girmeden erken tespit edilmesini sağlayacak; içinde okul yönetiminden, rehberlik öğretmenine, kolluk ve sosyal hizmet uzmanına kadar her branşın yer alacağı, Çok Disiplinli Tehdit Değerlendirme Ekiplerinin (ÇDTE) oluşturulmasını,
-Eğitim kurumlarında her 200 öğrenciye en az bir psikolojik danışmanın görevlendirilmesini,
-Okul temelli sosyal hizmet modelini getirerek; aile içi ihmal, şiddet geçmişi ve yoksulluk gibi risklerin okul sıralarında tespit edilmesini,
-Okul terk riski taşıyan çocukların yeniden eğitim sistemine kazandırılmasını,
-Çocukların dijital ortamdaki güvenliği için 5651 sayılı Kanun’a ilk kez "Algoritmik Yaygınlaştırma" ve "Çocuk Kullanıcı" tanımlarını ekleyerek; şiddeti, okul saldırılarını ve intiharı öven içerikleri çocukların önüne düşüren sosyal ağ sağlayıcılarına ağır sorumluluklar yüklenmesini,
-Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik yaparak; eğitim kurumları ve yurt çevresinde işlenen tehdit, uyuşturucu ticareti ve organize suç faaliyetlerinin cezalarının yarı oranında artırılmasını ve bu soruşturmaların CMK kapsamında öncelikli iş sayılmasını,
-Çocukların ateşli silahlara erişimini engelleyecek, silah sahiplerinin mühimmatı ve silahı ayrı, kilitli sistemlerde saklamasını zorunlu kılan ve ihlalinde ruhsat iptali getiren sert tedbirlerin uygulanmasını amaçlıyoruz.
Bu kanun teklifi ile hiçbir çocuğun risk analizleri veya davranışsal verileri nedeniyle fişlenmesine, damgalanmasına veya suçlu ilan edilmesine izin vermiyoruz.
Cezalandırmayı değil tamamen onarıcı adaleti sağlamayı ve rehabilite etmeyi hedefliyoruz.
O nedenle bu teklif; Anayasamızın çocukların korunmasına ilişkin hükümlerine, eğitim hakkına, aileyi koruma ilkesine ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uygun şekilde hazırlanmıştır.
"BU MESELE SİYASİ DEĞİL, VİCDANİDİR"
Buradan açıkça ifade etmek isterim ki; bu mesele siyasi değil vicdanidir.
Bu mesele yalnızca bugünün değil Türkiye’nin geleceği meselesidir.
Bir çocuğun korkmadan okula gidebildiği, bir öğretmenin tehdit altında olmadığı, bir annenin evladını endişeyle beklemediği, bir gencin dijital karanlığın içine itilmediği bir Türkiye hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bugün Türkiye’de birçok çocuk yardım istemesine rağmen duyulmuyor.
Birçoğu zorbalığa uğruyor ama konuşamıyor.
Birçok çocuk psikolojik sorunlar yaşıyor ama fark edilmiyor.
İşte bu yüzden, çocukların hiçbir baskı ve korku hissetmeden akran zorbalığını, istismarı veya dijital tehditleri doğrudan aktarabileceği tam güvenli bir Anonim İhbar Sistemi öneriyoruz.
Biz diyoruz ki; Devlet çocuğu olay olduktan sonra değil, risk ortaya çıktığı anda korumalıdır.
Bu vizyon doğrultusunda; Millî Eğitim, İçişleri, Sağlık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıkları ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığını tek bir çatıda toplayan "Okul Güvenliği ve Çocuk Koruma Kurulu" oluşturulmasını teklif ediyoruz.
Parçalanmış uygulamalara son veriyor, "Ulusal Okul Güvenliği Veri Sistemi" ve "Bölgesel Risk Haritaları" ile devletin imkanlarını riskli görülen okullara yönlendiriyoruz.
Üstelik okul güvenliği ve çocuk koruma kurulunun her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’na rapor sunmasını zorunlu kılarak süreci tamamen şeffaf ve denetlenebilir kılıyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
Bu teklif özetle:
Daha fazla psikolojik danışman.
Daha erken müdahale.
Daha güvenli okullar.
Daha sorumlu dijital platformlar.
Çocukların silaha erişemediği daha güvenli bir Türkiye vizyonuna hizmet edecektir.
O nedenle biz İYİ Parti olarak diyoruz ki;
Okullar yalnızca eğitim verilen yerler değil geleceğin inşa edildiği yerlerdir.
Ve geleceğin güvenliği okulun güvenliğiyle başlamaktadır.
Bu kanun teklifimizin arkasındaki temel anlayış budur.
Temennimiz; bu teklifin Meclis’te ortak akıl ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla değerlendirilmesi ve çocuklarımızın güvenliği için güçlü bir toplumsal mutabakatın oluşmasıdır.
Çünkü çocuklarımızın güvenliği hiçbir tartışmanın konusu değil, hepimizin ortak emaneti olmalıdır.
Gelin bir sonraki trajediyi beklemeyelim.
Çocuklarımızı kaybetmeden harekete geçelim.
“Çocuklarımız İçin Güvenli Okullar, Güvenli Gelecek” diyelim."