İsviçre’de cuma günü imzalanması beklenen mutabakat zaptı önceki gün ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalandı. Trump, G7 için gittiği Fransa’nın Versay şehrinde, Pezeşkiyan da Tahran’da zaptı imzaladı. 14 maddelik mutabakat zaptında İran’ın savaşta aldığı zararı karşılamaktan yaptırımların kaldırılmasına kadar birçok konu yer alıyor. Nükleer konusunda ise seyreltilme noktasına işaret ediliyor.
Yapılan yorumlarda ABD’nin ve İsrail’in bu mutabakat zaptında yenilgi yaşadığı, İran’ın ise kesin zafer kazandığı belirtiliyor.
İLK ADIM HÜRMÜZ İÇİN
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD ve İran’ın anlaşmayı imzaladığını doğruladı. Şerif, “İslamabad Mutabakat Zaptı derhal yürürlüğe girecektir. İlk adım olarak, İran İslam Cumhuriyeti Hürmüz Boğazı’nı anında yeniden açacak, Amerika Birleşik Devletleri ise deniz ablukasını derhal kaldıracaktır.” dedi.
Şerif ayrıca, Pakistan ve Katar’ın ev sahipliğinde cuma günü İsviçre’de resmi bir imza töreni düzenleneceğini duyurdu.
NİHAİ ÇÖZÜM NÜKLEER ANLAŞMAYA BAĞLI
Trump yönetimi tarafından paylaşılan ayrıntılara göre, nükleer anlaşmayı da içeren nihai bir mutabakatın parçası olarak ABD, BM Güvenlik Konseyi kararları da dahil olmak üzere İran’a yönelik “her türlü yaptırımı sona erdirecek.”
İran’ın balistik füzelerinin kısıtlanıp kısıtlanmayacağı ile ilgili soruya ise Trump, “Bazı füzelere sahip olmak zorundalar, çünkü diğer insanların da füzeleri var.” diyerek Suudi Arabistan’ı örnek gösterdi.
ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM VE 300 MİLYAR DOLARLIK FON
Nükleer konuda ise mutabakat zaptı, tarafların İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele almak için “karşılıklı olarak mutabık kalınan” bir mekanizma bulacağını belirtiyor. İran’ın elinde, Trump’ın daha önce ABD’ye teslim edilmesini talep ettiği, zenginleştirilmiş 440 kilogram da dahil olmak üzere toplamda 9 tondan fazla uranyum stoku bulunuyor.
Metne göre bu stok, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetiminde, tesis bünyesinde “minimum” seviyeye seyreltilecek. Üst düzey bir ABD’li yetkili, “Zenginleştirilmiş stoku imha edeceklerini ve bunu en azından bu yöntemle yapacaklarını söylüyorlar.” iddiasında bulundu.
Mutabakatta ayrıca, nihai bir anlaşmaya varılması şartıyla, ABD’nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın “yeniden inşası ve ekonomik kalkınması” için 300 milyar dolarlık bir fon kurulması yönünde çalışacağı belirtiliyor.
İRAN’IN PETROLÜNE SERBESTİYET
Financial Times’ın daha önce aktardığı üzere, 8 Nisan’da başlayan ateşkesin 60 gün süreyle uzatılması kapsamında ABD, İran’a petrol ihraç etmesi için geçici muafiyet tanıyacak. Bu süreçte İran boğazı kademeli olarak açarken, ABD de İran limanlarındaki ablukayı kaldıracak. Dondurulan varlıkların serbest bırakılması ve nihai bir çözüme ulaşılması ise tarafların yeni bir nükleer anlaşmaya varmasına bağlı olacak. Gerekirse 60 günlük bu süre uzatılabilecek.
DOSTLARIMIZI YALNIZ BIRAKMADIK
Mutabakatla ilgili açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, mutabakat metninin ilk maddesinde Lübnan’ın adının üç kez geçtiğini ve Lübnan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterileceğinin vurgulandığını belirtti. Sözcü, İran’ın “hiçbir koşulda dostlarını yalnız bırakmadığını” kanıtladığını söyledi.
TRUMP’IN ‘AZAMİ BASKI’ POLİTİKASININ ÇÖKÜŞÜ
Bazı Batılı analizlerde bu anlaşma, tarafların doğrudan çatışma yoluna devam etmek yerine gerilimleri yönetmeye yöneldiği bir yaklaşım, yani “maksimum baskı” politikasındaki bir eksen kaymasının işareti olarak değerlendiriliyor.
Trump göreve geldiğinde bu politikayı daha da ileri boyuta taşıyarak İran’a savaş açmıştı. Böylelikle İran’a tavizler verdirtmeyi planlıyordu. Fakat en sonunda İran’ın lehine olan bir anlaşmaya imza atmak zorunda kaldı. Bu açıdan bakıldığında, aşamalı bir çerçeveye girilmesi, siyasi realizmin ve baskı araçlarının sınırlarının kabul edilmesinin bir göstergesi olarak görülüyor.
ABD İÇİNDE TEPKİ: ÇOK FAZLA TAVİZ VERDİK
Anlaşma, ABD’de hem bazı Cumhuriyetçiler hem de Trump muhalifleri arasında tepkiyle karşılandı. Eleştirenler, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarını düşürmek amacıyla Tahran’a çok fazla taviz verildiğini savunuyor.
Söz konusu 14 maddelik mutabakat metninde, Washington’un öncelikli hedefleri arasında yer alan ve İsrail ile Körfez müttefiklerinin en büyük endişe kaynağı olan “İran’ın balistik füze programı” veya “bölgesel milis gruplara verdiği destek” gibi maddeler yer almıyor.
