Ana içeriğe geç

ODTÜ'de ekolojik yıkımın kaynağı tartışıldı: İnsanlık altıncı kitlesel yok oluşu mu tetikliyor?

ODTÜ Biyolojik Bilimler Öğrencileri, Evrim Atölyesi ön gösteriminde düzenlenen etkinlikte geçmişteki kitlesel yok oluşları ve günümüzdeki iklim ile biyoçeşitlilik krizini tartıştı.

ODTÜ'de ekolojik yıkımın kaynağı tartışıldı: İnsanlık altıncı kitlesel yok oluşu mu tetikliyor?
Evrensel
16

Ankara - ODTÜ Biyolojik Bilimler Öğrencileri, 23. Gençlik Yaz Kampı Evrim Atölyesi ön gösterimi kapsamında "Kitlesel Yok Oluşlardan Günümüze: 6. Yok Oluşa mı Gidiyoruz?" etkinliğiyle bir araya geldi.

4 Temmuz Cumartesi günü Evrim Atölyesi ön gösterimi kapsamında "Kitlesel Yok Oluşlardan Günümüze: Altıncı Yok Oluşa mı Gidiyoruz?" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik 3 kısımda gerçekleşti: Birinci kısımda jeolojik devirlerde gerçekleşen 5 kitlesel yok oluş ve sebepleri tartışılırken, ikinci kısımda bugün dünyamızda biyoçeşitlilik ve iklim krizi ne durumda, ilk 5 kitlesel yok oluşun aksine bugün buna yol açan sebeplerin insan eliyle mi gerçekleştiği konuşuldu.

Aykut Kence Evrim Konferansı (AKEK) Jeolojik Devirler ekibinden etkinliğe katılan anlatıcılar, Ordovisyen, Devoniyen, Permiyen, Triyas ve Kretase dönemlerinde gerçekleşen yok oluşları; kıtaların oluşması ve parçalanması, alg patlamaları, volkanik hareketler, radyasyon, devasa yangınlar ve göktaşı çarpmaları gibi jeolojik ve biyolojik süreçlerin; atmosferik CO artışı, okyanuslarda ötrofikasyon ve oksijen azalması, asit yağmurları ile küresel ölçekte aşırı soğuma veya ısınma gibi çevresel değişimlere yol açan sonuçları üzerinden ele aldı.

“İklim krizinin etkileri sınıfsal eşitsizliklerden bağımsız değil”

Biyoçeşitlilik kısmında ise günümüzde fosil yakıt kullanımının artmasıyla sera gazı emisyonlarının yükseldiği, bunun da küresel ısınmayı hızlandırarak ekolojik dengeleri bozduğu anlatıldı. 1990’dan bu yana küresel ısınmaya neden olan emisyonların yaklaşık yüzde 65’inin en zengin yüzde 10’luk kesimden, yüzde 20’sinin ise en zengin yüzde 1’lik kesimden kaynaklandığına dikkat çekildi. El Niño gibi aşırı sıcak hava olaylarına sebep olan fenomenlerin tamamen doğal olmasına ve önceden tahmin edilebilmesine rağmen alınmayan önlemlerle beraber etkilerinin giderek yıkıcılaşması insan faktörünün buradaki önemini gösterdi. Önceki kitlesel yok oluşlardan farklı olarak günümüzde yaşanan biyolojik çeşitlilik krizinin insan faaliyetleri sonucunda gerçekleştiği vurgulanırken; maden yasası ve orman alanlarında değişikliğe gidilmesini öngören yasa teklifinin 13. maddesinin ormanı doğal yaşamın temel unsurlarından biri olmaktan çıkararak metalaştırdığı ve karbon ticareti ile sermayenin çıkarına göre konumlandırarak ekolojik yıkımı daha da derinleştirdiği ifade edildi. Ayrıca bu yıl Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’nin, iklim krizine yönelik gerçek çözümler üretmek yerine şirketlerin ve sermaye gruplarının kendilerini “çevreci” göstermeye çalıştığı ama kendi şirketlerinin reklamını yaptığı bir alana dönüştüğü, iklim krizinin nedenleri ve etkilerinin sınıfsal eşitsizliklerden bağımsız ele alınamayacağı belirtildi.

Etkinliğin son bölümünde ise çözüm önerileri tartışıldı. Katılımcılar, günümüzde yaşanan biyoçeşitlilik ve iklim krizinin devam eden bir süreç olduğunu, bunun kitlesel bir yok oluşa dönüşmesinin engellenmesinde insanlığın belirleyici rol oynayabileceğini vurguladı. Ekolojik krizle mücadelenin yalnızca bireysel önlemlerle sınırlı kalmaması gerektiği belirtilirken, bu konudaki tartışma ve örgütlenme alanlarının genişletilmesinin, üniversitelerde bilimsel ve toplumsal sorumluluk üstlenilmesinin önemine dikkat çekildi. Sorunun kaynaklarının doğru anlaşılması ve buna karşı kolektif mücadelenin büyütülmesi gerektiği ifade edilirken, 23. Gençlik Yaz Kampı'nın da bu tartışmaların yürütülebileceği önemli alanlardan biri olduğu belirtildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler