Ana içeriğe geç

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık’a konuştu: GKRY silahlanmaya milyarlar harcıyor

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalanan anlaşmanın yok hükmünde olduğunu belirtti. Ertuğruloğlu, Doğu Akdeniz’de dengenin yalnızca Türkiye ve KKTC’yi içerecek şekilde kurulabileceğini söyledi

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık’a konuştu: GKRY silahlanmaya milyarlar harcıyor
Aydınlık
16

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA), bölgedeki gerilimi bir kez daha artırdı. Anlaşma, Fransız askerlerinin Ada’da konuşlandırılmasını ve askeri üslere erişimini sözde bir yasal çerçeveye oturtuyor. Kıbrıs Adası’nda gerilimi tırmandıran anlaşmaya tepki ise gecikmedi. Türkiye ve KKTC peş peşe sert açıklamalar yaparken, bölgede yaşananları KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’na sorduk. Anlaşmayı “yok hükmünde” ilan eden Ertuğruloğlu, Rum tarafının Ada’nın tek meşru temsilcisiymiş gibi davranarak attığı tek taraflı adımların Doğu Akdeniz’deki gerginliği artırdığını vurguladı.

‘GKRY’NİN TEK TARAFLI ADIMLARI GERGİNLİĞİ ARTIRIYOR’

GKRY ve Fransa arasında imzalanan anlaşmayla, Fransa’nın Ada’daki askerî varlığı hukuki bir zemin kazanmış oluyor. KKTC bu konuda uluslararası alanda ne gibi diplomatik adımlar atmayı planlıyor?

“Kıbrıs Adası’nda temel sorun, GKRY’nin Ada’nın tamamını temsil ettiği varsayımıyla hareket ederek üçüncü ülkelerle tek taraflı tasarruflarda bulunmasıdır. GKRY esasen askerî kazanım ve stratejik avantaj elde etmeye yönelik yoğun bir askeri çaba içerisinde. GKRY’nin kendisini Ada’nın tek meşru temsilcisi olarak göstererek Fransa ve diğer ülkelerle askerî içerikli anlaşmalar imzalaması, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını, egemen eşitliğini ve Ada üzerindeki eşit statüsünü yok sayan tek taraflı bir yaklaşımın ürünü olup yok hükmündedir ve hiçbir meşrutiyet taşımamaktadır.”

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık’a konuştu: GKRY silahlanmaya milyarlar harcıyor - Resim : 1

‘GÜVENLİK VE İSTİKRARIN TEK DAYANAĞI TÜRK ASKERİNİN MEVCUDİYETİDİR’

“Kıbrıs’ta güvenlik ve istikrarın tek dayanağı, önemli bir caydırıcı güç olan Türk askerinin adamızdaki mevcudiyetidir. GKRY’nin, çeşitli bahanelerle esasen askerî kazanım ve stratejik avantaj elde etmeye yönelik giderek yoğunlaşan bu ve benzeri adımları, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin hassas dengelere zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Yaşanan gelişmeler Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin taşıdığı hayati önemi bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu çerçevede KKTC, anavatan Türkiye ile savunma, güvenlik ve stratejik işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir.”

‘SİLAHLANMAYA MİLYARLARCA AVRO HARCIYORLAR’

ABD-İsrail-Yunanistan ve GKRY cepheleşmesine Fransa da mı eklendi?

“Doğu Akdeniz’de artan jeopolitik hassasiyete bağlı olarak Fransa’nın son dönemde GKRY ile savunma alanındaki işbirliklerini artırdığı görülmekte. Fransa’nın attığı adımlar bölgesel istikrara hizmet etmemekte, GKRY ve Yunanistan’ın maksimalist tezlerine ilave siyasi destek sağlamaktadır. GKRY’nin özellikle son dönemlerde, farklı gerekçelerle güneyi tek taraflı şekilde ABD, İsrail ve Fransa gibi ülkelerin askerî kullanımına açtığı gözlemlenmekte. Güney Kıbrıs’ın bazı ülkelerin askeri kullanımına açılması sonucunda bunların kalıcı askerî varlıklara dönüşmesi, zaten hassas dengeler üzerine kurulu olan Doğu Akdeniz’de yeni riskler ve gerilimler yaratmakla kalmayıp, hem Ada halkı hem bölge açısından bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin özellikle Hrtistodulidis’in Kıbrıs Rum liderliğine getirilmesinden sonra hız kazandığı ortadadır.”

‘DENGE ANCAK TÜRKİYE VE KKTC’Yİ İÇERECEK ŞEKİLDE KURULABİLİR’

Doğu Akdeniz’de KKTC ve Türkiye’nin çıkarları hangi uluslararası güçlerle örtüşüyor? Yunanistan, İsrail ve ABD’nin bölgedeki cepheleşmesine hangi cepheyle yanıt verilmeli?

“Bölgemizde barış, huzur ve istikrarın hakim olmasını isteyen tüm taraflarla KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları örtüşmektedir. KKTC ve Türkiye’nin temel yaklaşımı, Doğu Akdeniz’in rekabet değil işbirliği alanı olmasıdır. Doğu Akdeniz’de sürdürülebilir denge ancak Doğu Akdeniz’e en uzun kıyısı bulunan ve adamıza en yakın mesafede yer alan ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Ada’nın egemen eşit ortağı olan Kıbrıs Türklerini de içerecek denklemlerle kurulabilir. Kıbrıs Türklerinin Ada üzerindeki egemen eşit hakları ve Türkiye’nin bölgesel kapasitesi, jeostratejik konumu ve geniş coğrafyalara uzanan diplomatik bağlantıları göz ardı edilerek kurulacak hiçbir bölgesel mimarinin sürdürülebilir olması mümkün değildir.”

‘GÜNEY KIBRIS VE İSRAİL YAKINLAŞIYOR’

Son dönemde İsrailli kişi ve şirketlerin GKRY’de arazi ve emlak yatırımlarını artırdığı yönünde haberler var. KKTC bu gelişmeleri nasıl takip ediyor?

“Kıbrıs Adası gibi jeopolitik açıdan son derece önemli ve hassas bir yerde, İsrailli kişi ve şirketler tarafından gerçekleştirilen mülkiyet edinimlerinin siyasi, stratejik ve demografik boyutları da bulunmaktadır ve bu yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. İsrail’in GKRY’de artan arazi ve emlak alımları ve genel olarak Ada’ya yönelik politikaları tarafımızdan yakından takip edilmektedir. Ada’nın geleceğini etkileyebilecek nitelikteki bu gelişmelerin uzun vadeli sonuçlar doğurma potansiyeli bulunmaktadır. Bunun yanında, Güney Kıbrıs ile İsrail arasında son dönemde yaşanan askeri ve diğer alanlardaki yakınlaşma, bölgede giderek yalnızlaşan İsrail’in bölgede işbirliği yapabileceği bir ortak arayışından da kaynaklanmaktadır.”

‘RUM TARAFI, KKTC İLE TDT ARASINDAKİ İLİŞKİLERE ZARAR VERMEYE ÇALIŞIYOR’

Türk Devletleri Teşkilatı ile yakın ilişkilere sahip olan KKTC’nin Türk dünyasındaki varlığı karşısında, GKRY’nin Kazakistan’da büyükelçilik açma ve diplomatik hamle yapma girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleriyle kurduğu ilişkiler giderek kurumsallaşan ve güçlenen bir nitelik taşımaktadır. Bu ilişkiler geçici siyasi hesaplara değil; ortak tarihi, kültürel, kimlik ve yüzyıllara dayanan beşerî bağlara dayanmaktadır. GKRY’nin Türk devletleri nezdinde diplomatik girişimlerde bulunmasını, KKTC’nin Türk dünyasındaki artan görünürlüğünü ve ilişkilerini değiştirecek bir gelişme olarak görmüyoruz. Kıbrıs Türk halkı, Türk dünyasının doğal ve ayrılmaz bir parçasıdır. Rum tarafı, AB’nin desteğini de arkasına alarak KKTC ile TDT arasındaki gelişen ilişkilere zarar vermeye çalışmaktadır. KKTC, Türk dünyasıyla ilişkilerini kararlılıkla geliştirmeye; egemen eşitliğini, güvenliğini ve meşru çıkarlarını savunmaya devam edecektir.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler