Antropolog İrem Az, Soma’daki madenciler üzerine yürüttüğü çalışmada uzuv kaybı, engellilik ve beden işlerliği arasındaki ilişkiye odaklanmış. Az, ‘kazalı’ tanımını şöyle anlatıyor:
“Madencilik sektöründe ‘kazalanmak’ diye bir terim var. Ben sakatım veya engelliyim demiyor, kazalıyım diyor. Hiçbir sektörde kullanılmıyor bu. ‘Kazalanmak’ ifadesinin izleri 1970’lere kadar sürülebiliyor. Benim görüştüğüm madencilerin hepsi kazalı ama bunların tamamı uzuv kaybı değil. Bana hiçbir şey olmadı diyenin parmakları sıkışmış, on tırnağının onu da çıkmış, parmağı ezilmiş, sinir kaybı yaşıyor ama ameliyatlık bir durum olmamış. Bunları madenciler ‘Bende bir şey yok, çok şükür’ diye anlatır.”
Az’a göre madenciler zamanla bedenlerini bütün bir varlık olarak değil, çalışan ve çalışmayan parçalar üzerinden düşünmeye başlıyor. Soma’daki madencilerle yaptığı görüşmelerden örnek veren Az, işçilerin sakatlanan uzuvlarından söz ederken kullandıkları dilin dikkat çekici olduğunu söylüyor:
“Parmakları kopmuş olan, bacağı kangren olan, kolunun neredeyse tamamında işlev kaybı yaşayan, ayağı ezilmiş olan, bir sürü ameliyat geçirdikten sonra topallayan, ayakta uzun süre duramayan bütün bu madencilerde şunu gördüm: Kendi beden parçalarıyla ilgili şöyle konuşuyorlar: ‘Bu çalışmıyor’, ‘Bu çalışıyor’, ‘Bu iyi çalışıyor.’ Bedenini gündelik olarak o şekilde deneyimliyorsun. Kolum ne yapabiliyor? Bacağım ne yapabiliyor? Benim çalışma kapasiteme ne kadar katkısı oluyor bu beden parçasının? Kendisini öyle düşünmek zorunda olduğu için böyle görüyorlar.”
Engelli raporu almak zorlaştırıldı
2006 yılında sağlık ve engellilik yasalarında yapılan düzenlemelerle birlikte işçilerin engelli raporu alması zorlaştırıldı. Özellikle yüzde 40 engellilik barajı, uzuv kaybı yaşayan madencilerin önünde aşılması imkansız bir duvar gibi duruyor.
Engelli raporu için organ organ puanlama yapılıyor. İrem Az, ‘özürlülük ölçütü tablosu’ üzerinden yapılan hesaplamaların uzuv kaybı yaşayan işçilerin hayatını belirlediğine dikkat çekiyor:
“Engelli raporu almak sayısallaştırılmış bir süreç. Doktor bir parmak için yüzde 11 veriyor, öbür parmak için yüzde 11, bacak için yüzde 20, görme kaybı için yüzde 8… Sen orada uzuvlarının sayısallaştırıldığını yaşıyorsun. Yüzde 40’ı bulması gerekiyor ki engelli raporu alınabilesin.”
‘İşçi tanı almadan işten çıkartılıyor’
Az’ın aktardığına göre meslek hastalıklarında işçi çoğu zaman resmi tanı süreci tamamlanmadan işten çıkarılıyor. Madencilerin düzenli sağlık kontrolleri için hastanelere gönderildiğini anlatan Az, KOAH türü hastalıkların şirketlere önceden bildirilmesi gibi yöntemlere başvurulduğu örneğini veriyor:
“Hastane bir şekilde şirkete haber gönderiyor. Ya doktor ya hemşire ya bir memur. Bunu işçilerin bilme imkanı yok. Şirket daha resmi rapor çıkmadan işçiyi işten çıkarıyor. İşçi KOAH tanısı aldığında çoktan işten çıkarılmış oluyor.”
Ne yapmalı?
Birleşik Metal-İş Sendikası İş Güvenliği Uzmanı Nuran Gülenç de, eski ekipmanlarla çalışılan fabrikalarda güvenlik sistemlerinin büyük bölümünün uygulanamaz hale geldiğine dikkat çekiyor:
“Teknoloji hızla ilerliyor. Ama işverenler daha güvenli makinelere para harcamak istemiyor. Sektörde 60-70 yıllık, hatta daha eski makinelerle karşılaşmak mümkün. Bu makinelerin önemli bir kısmında güvenlik sistemlerini uygulamak zaten çok güç. Üstüne bir de gerekli bakım ve periyodik denetimler yapılmıyor. Biz örgütlenme yapmadan önce işçiler arasında ‘parmaksızlar’ olarak bilinen bir fabrika vardı. İşçilerin büyük çoğunluğu parmağını kaybetmişti. Örgütlendikten sonra kazalar azaldı.”
Gülenç’in çözüm önerisi ise şöyle:
“Sorunu tek bir başlık üzerinden değerlendirmek yerine tüm unsurları birlikte ele almak gerekiyor. Etkin ve düzenli denetimler hayata geçirilmeli, caydırıcı cezalar uygulanmalı, iş cinayetlerinde sorumluluğu bulunan herkes yargı önüne çıkarılmalı, sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı. Ancak o zaman iş güvenliği işverenler için vazgeçilmez bir zorunluluk haline gelir. Bu maliyeti karşılayamayanların ise bu işi yapmaması gerekir.”
İnşaat sektöründe 1 yılda 86 bin ‘iş kazası’
İş cinayetlerinin en fazla yaşandığı sektörlerden biri de inşaat. SGK verilerine göre 2024 yılında inşaat sektöründe 86 bin 736 kişi iş kazası oldu; bu tüm sektörlerdeki iş kazalarının yüzde 11.8’ine karşılık geliyor. Üstelik SGK verisi yalnızca bildirilen kazaları sayıyor. İnşaatlarda kayıt dışı, sigortasız, taşeronun taşeronunun yanında gündelikçi çalışan işçilerin geçirdiği kazalar hiçbir tabloya girmiyor.
İnşaat İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Yunus Özgür, sektörde kayıt dışılığın ne denli yaygın olduğuna dikkat çekti: “Büyük şantiyelerde işçiler genelde sigortalı ama kentsel dönüşümde, mahalle aralarındaki üç katlı beş katlı binalarda çalışanların yüzde doksanı kayıt dışı.”
1 müfettişe 2 bin 400 iş yeri düşüyor
Çalışma Bakanlığı faaliyet raporuna göre, Türkiye’de 2024 itibarıyla 2 milyon 156 bin iş yeri bulunuyor. Buna karşın görev yapan iş müfettişi sayısı yaklaşık 900; bir müfettişe ortalama 2 bin 400 iş yeri düşüyor.
Aynı yıl iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan denetim sayısı 2 bin 19. Yani iş yerlerinin yaklaşık binde biri denetleniyor. Bu denetimlerde 443 iş yerine toplam 51 milyon 567 bin TL idari para cezası uygulanması istendi; yalnızca 54 iş yerinde iş durdurma kararı verildi.
SGK verilerine göre 2024 yılında 888 kişi meslek hastalığı tanısıyla kayıtlara geçti. Meslek hastalığından öldüğü kayıt altına alınan kişi sayısı ise 3. Oysa bilimsel tahminlere göre 22 milyon çalışan üzerinden Türkiye’de her yıl 87 bin ila 262 bin arasında yeni meslek hastalığı vakası ortaya çıkıyor. Resmi rakamla bilimsel tahmin arasındaki uçurum, on binlerce vakanın kayıt altına alınmadığı anlamına geliyor.
ILO’nun 2023 verilerine göre dünyada her yıl 2 milyon 930 milyon kişi işle bağlantılı kaza ve meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor; bu ölümlerin yüzde 89’u meslek hastalıklarından kaynaklanıyor.
OECD verilerine göre Türkiye’de çalışanların yüzde 23’ü haftada 60 saatten fazla çalışıyor. Yasal haftalık çalışma süresi ise 45 saat. Uzun çalışma saatleri ve yorgunluk, iş kazaları ile ağır yaralanmaların doğrudan nedenlerinden biri.