24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'na katılan A Milli Futbol Takımı, Avustralya'nın ardından Paraguay'a da mağlup olarak üçüncü ve son maçlar öncesinde son 32 turuna yükselme şansını kaybetti.
Turnuvaya büyük umutlarla başlayan ve futbol otoritelerinin 'sürpriz takım olabilir' yorumları ile değerlendirdiği A Milli Takımımız'ın elenmesinin yankıları devam ediyor.
The Athletic, A Milli Takım'ın Dünya Kupası'ndan elenmesi ve oyun sistemindeki sorunlara değinen bir analiz yayınladı.
The Athletic'te yer alan analizde şu ifadeler yer aldı:
Türkiye için bu elenme ne kadar hayal kırıklığı yaratıyor?
Türkiye, 2026 Dünya Kupası’na D Grubu’nun en ilgi çekici takımlarından biri olarak katıldı. Birçok analist, Vincenzo Montella’nın takımını, Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu ve Kenan Yıldız gibi Avrupa’da forma giyen seçkin oyunculardan oluşan bir çekirdek kadro etrafında şekillendirilmiş, grubun en yetenekli takımı olarak değerlendiriyordu. 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na geri dönen Türkiye’den, bu neslin nihayet 2002’de yarı finale yükselen takımın mirasını devam ettirebileceğine dair büyük beklentiler vardı.
Ancak Türkiye, Avustralya ve Paraguay’a arka arkaya aldığı yenilgilerin ardından eve dönüyor.
Bu elenmeyi özellikle sinir bozucu kılan şey, yeteneklerin açıkça ortada olması. Arda Güler, dünya futbolundaki en yetenekli genç oyun kuruculardan biri olmaya devam ediyor. Hakan Çalhanoğlu, Avrupa’nın en başarılı orta saha oyuncularından biri. Kenan Yıldız ise Juventus’un en parlak genç yıldızlarından biri olarak öne çıkıyor. Yine de iki maç boyunca Türkiye, top hakimiyetini ve teknik kalitesini anlamlı bir hücum gücüne dönüştürmekte zorlandı.
TÜRKİYE'NİN SORUNLARI
Avustralya’ya karşı alınan mağlubiyet, özellikle geçiş anlarında takımın hız ve kadro derinliği eksikliğini ortaya çıkardı. Paraguay’a karşı alınan yenilgi ise farklı bir sorunu vurguladı: Öngörülebilirlik.
Galarza’nın golünün ardından Paraguay büyük ölçüde savunmaya çekildi ve Türkiye’yi savunmasını aşmaya zorladı. Bu tepki, Avustralya maçında gördüğümüze oldukça benziyordu. Arda Güler ve Kenan Yıldız defalarca gol fırsatları yaratmaya çalıştı, ancak ataklar sonuçsuz kaldı ve fırsatlar hiçbir zaman gole dönüşmedi.
Sonuçta futbolda önemli olan gol fırsatları yaratmak değil, bunları gole çevirmektir.
'TÜRKİYE'NİN YAKLAŞIMI DEĞİŞMEDİ'
İşte bu noktada Montella’ya kaçınılmaz olarak sorular yöneltilecektir. Tercih ettiği 4-2-3-1 sistemi bu takımın temelini oluşturuyor ancak turnuva boyunca rakipler farklı zorluklar ortaya koyduğunda uyum sağlama konusunda pek istekli olmadığını gösterdi. Avustralya, organizasyonu, fiziksel üstünlüğü ve kontrataklarıyla Türkiye’yi yendi. Paraguay ise erken bir gol ve disiplinli savunmasıyla galip geldi. Yine de Türkiye’nin yaklaşımı büyük ölçüde değişmedi.
Tehlikeli bir sürpriz takım olarak görülen bu takım için, uyum sağlayamama durumu ağır bir bedele mal oldu. Yetenekleri yadsınamazdı. Esneklikleri ise öyle değildi.