Ana içeriğe geç

Uzmanlar, ABD-İran mutabakatını gazetemize değerlendirdi: Ateskes değil seçim molası

Ekim ayında İsrail’de, kasım ayında ABD’de seçim olacağını hatırlatan uzmanlar, İran ile ABD arasındaki mutabakata rağmen nihai barışın uzak olduğunu belirterek “İsrail-İran hattında üçüncü raunt kaçınılmaz” diyor...

Uzmanlar, ABD-İran mutabakatını gazetemize değerlendirdi: Ateskes değil seçim molası
Türkiye Gazetesi
16

Ekim ayında İsrail’de, kasım ayında ABD’de seçim olacağını hatırlatan uzmanlar, İran ile ABD arasındaki mutabakata rağmen nihai barışın uzak olduğunu belirterek “İsrail-İran hattında üçüncü raunt kaçınılmaz” diyor...

Küresel denklemi sarsan etkiler üreten İsrail-İran-ABD savaşında ateşkes sağlandı. Uzmanlar olan biteni kalıcı barıştan ziyade İsrail ve ABD’de yapılacak seçimler öncesi taktik mola olarak nitelendiriyor.

İsrail’in iç dinamiklerini yakinen tanıyan isimlerden Muhammed Tarık “Yahudi çevrelerde İsrail’in hem 60 günlük teknik müzakere döneminde masa dışı bırakıldığı hem de alınan kararlarda fikri sorulmayan ülke olduğu kanaati hâkim. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ağır baskı altında. İsrail kamuoyu Netanyahu’nun bütün süreçten tasfiye edildiğini fikrinde. Böyle bir vasatta Netanyahu, Lübnan’daki işgal üzerinden süreci baltalamaya çalışacak. Çünkü neredeyse daha önceden belirlediği hiçbir hedefe ulaşamadı; üstelik masa dışında kaldı” dedi.

Bölgesel kaos merkezli Netanyahu konseptinin çöktüğünü anlatan Tarık, anlaşmanın içerideki yansımasını şu sözlerle özetledi:

İran savaşı seçim öncesinde Netanyahu’ya büyük zafer dosyası sunacaktı. Netanyahu’nun planı, sonbahar seçimlerine İran’daki rejim çökmüş, Orta Doğu’da yeni bir denklem kurulmuş ve Likud güçlenmiş şekilde gitmekti. Ancak rejim değişmedi, Trump anlaşmaya yöneldi. İsrail, Lübnan’da sıkıştı ve Netanyahu ile Trump arasında gerilim çıktı. Netanyahu’nun Trump’a saldırması beklenemez. Çünkü İsrail’in ABD’ye bağımlılığı sürüyor. Ayrıca Netanyahu seçmenine karşı ‘Washington’da kapıları açabilen tek lider benim’ imajını da kaybetmek istemez. Bir anlamda çatışmadan beslenen iklim alanını ve konforunu kaybetti.

İsrail şimdiden seçim atmosferine girdi. Knesset’in feshi için yasa tasarısı ilk okumadan 106-0 geçti; seçim tarihi henüz kesinleşmedi ama tasarıya göre 8 Eylül-20 Ekim 2026 arasında yapılmak zorunda.

Haredi partilerin yol açtığı askerlik muafiyeti krizi de Netanyahu’yu zorlayan faktörler arasında. Anketler Netanyahu’nun partisi Likud’un 22 sandalyeye gerilediğini gösteriyor. Şu anki dağılıma göre Netanyahu bloku 50, muhalefet bloku 60, Arap partileri 10 sandalye seviyesinde görünüyor. En geç ekim ayında yapılması gereken seçim artık onun için çok daha riskli. Bu seçim Netanyahu’nun son seçim olabilir.

Bölge uzmanı Zahide Tuba Kor’a göre, mevcut şartlar savaş ve çatışmaların uzun soluklu barışa evrilmesi için yeterli değil. Ateşkes ve barış masasının kurulmasını kasım ayında yapılacak ABD senato seçimleri ekseninde değerlendiren Kor “Amerikan yönetimi hem ABD hem de küresel denklemi etkileyen tahribatın izlerini silmeye çalışacak. Uzun soluklu bir barış bu şartlar altında imkânsız gibi. İsrail’i durduracak en önemli etken ABD’nin silah satışını ve fiilî savaş ittifakı sonlandırması ile mümkün. Netanyahu istediklerini alamadığı için ilk fırsatta yine saldıracak. Gazze, Lübnan, Suriye veya Batı Şeria üzerinden sabote edecek. Varılan sonuç İsrail’de Netanyahu’nun yenilgisi olarak okundu.

İç dengeler iki günde sarsıldı. Bu sebeple Netanyahu’nun tek şansı yeni cepheler açmak. İsrail toplumunu tanıyanlar bilir ki dikkatler içeriye döndüğünde ağır hesaplaşma kaçınılmaz olur. Bu sebeple halk hep güvenlik ve beka eşiğinde tutulmak zorundadır. Siyasi elit halkı savaş atmosferinde tutmaya mecbur. ABD, İsrail’e silah sattığı sürece sadece Filistin değil tüm bölge kâbus yaşamaya devam eder. Özellikle İran-İsrail savaşında üçüncü raunt kaçınılmaz” şeklinde görüş belirtti.

Lübnanlı aktivist-araştırmacı Ömer Abdulkerim ise “Siyonist rejim, İran-ABD ateşkes anlaşmasında ön şart olarak sunulan Lübnan üzerinden gelinen noktayı sabote etmeye çalışıyor. İsrail kesin bir biçimde Lübnan’dan çekilmeyecek. Netanyahu’nun tek seçim kozu olarak Lübnan kaldı. Bunu kaybetmeyi göze alamaz. Ayrıca hem genel anlamda ABD-İran barışı hem de Hürmüz Boğazı meselesini Lübnan üzerinden sabote etmeye devam edecek” yorumunda bulundu.

PROF. DR. KUTAY KARACA: BARIŞ, UZUN ÖMÜRLÜ OLMAZ

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Kutay Karaca, İran-ABD barış anlaşmasını “Tahran rejimini konsolide etme” olarak tanımladı. Barışın sürekli olmayacağını savunan Prof. Dr. Karaca “İsrail varlığını güvenlik gerekçeleriyle sürdürebilen bir devlet özelliği taşıyor. Türkiye’den, istedikleri düşman üretme projesinde başarılı olamadılar. Çünkü Türkiye bölgesel bir unsur olmaktan çok küresel etki üreten devlet. İsrail düşmansız varlığını sürdüremez.

Yine mevcut İran rejimi de İsrail düşman kültü ile ayakta kalabilir. İran’a para muslukları açılmazsa önümüzdeki aylarda farklı iç krizlerle boğuşması kaçınılmaz. Bugüne dek nükleer zırhını elde etmek ve rejim ihracı yegâne motivasyon kaynakları oldu. İran sınırları dışında kurdukları Şii egemen gövdeyi bu söylem üzerinden inşa ettiler. İsrail denkleminde ise aynı şey Netanyahu için geçerli. Birçok kaybedeni olan, net kazananı olmayan bu kısır döngüye şimdilik ara verildi. Seçim faktörü burada önemli ancak mevcut İran rejiminin yerinde dünyaya entegre bir yönetimi önce İsrail istemez. Yine Netanyahu’nun varlığına en fazla ihtiyaç duyan ülke İran’dır” diye konuştu.

İSRAİL MUHALEFETİYLE DİRSEK TEMASI

İsrail’deki seçimlerde Netanyahu’nun kaybedeceğini öngören Washington yönetimi, en güçlü başbakan adayları eski Başbakan Naftali Bennett (sağda) ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ile dirsek teması kurma çabalarını hızlandırdı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler