Ana içeriğe geç

İddianamesiz bir senesi doldu, ek süre dahi istenmeden tutukluluğu sürüyor: Çeşme Belediye Başkan Yardımcı Onur Gülin'e 13 aylık bilinmezlik zulmü

CHP’li belediyelere yönelik operasyon dalgasında tutuklanan Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin, İBB davası kapsamında, İBB davasında yer almadan tam 13 aydır neyle suçlandığını bile bilmeden Silivri Cezaevi’nde tutuluyor.

İddianamesiz bir senesi doldu, ek süre dahi istenmeden tutukluluğu sürüyor: Çeşme Belediye Başkan Yardımcı Onur Gülin'e 13 aylık bilinmezlik zulmü
Evrensel
16

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar dalga dalga büyürken, yargı sürecindeki usulsüzlükler ve hak ihlalleri de gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında tutuklanan ancak ana davadan dosyası tefrik edilenlerin (ayrılanların) bir kısmının hâlâ iddianamesi yazılmış değil. 13 aydır neyle suçlandıklarını bile bilmeden cezaevinde tutulan bu isimlerden biri de Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin.

İBB dosyasında iddianamenin kabul edilip kovuşturma aşamasına geçilmesine rağmen, aralarında bürokrat, çalışan ve şoförlerin de bulunduğu onlarca kişi adeta hukuki bir uzay boşluğunda bırakıldı. Hakkında hiçbir somut suç isnadı ve iddianame bulunmayan Onur Gül’ün Avukatı Canan Nehir Gül, müvekkilinin yaşadığı trajik süreci ve hukuk dışı uygulamaları anlattı.

Konumunu kendi attı, kaçma şüphesiyle tutuklandı

Avukat Canan Nehir Gül’ün aktardığına göre, 2021-2024 yılları arasında İBB Halkla İlişkiler biriminde Müdür Yardımcılığı ve ardından Şehit ve Yakınları ve Gazilerle İlişkiler Şube Müdürlüğü birimlerinde görev yapan Onur Gülin, 2024 yerel seçimlerinin ardından Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli tarafından Belediye Başkan Yardımcısı olarak atandı. Görevinin birinci yılında, tamamen İBB dönemine ait bir iddiayla dosyaya dahil edilen Gül’ün gözaltına alınma hikayesi ise trajikomik: “Eşinin ameliyatı için tesadüfen İstanbul’da hastanedeyken jandarmadan telefon geliyor. Bulamadıklarını söyleyince Onur Başkan bizzat kendi konumunu atıyor. Gidip oradan gözaltına alıyorlar ve ardından tutuklanıyor. Kendi konumuyla polisi ayağına çağıran bir insan, bugün ‘kaçma şüphesi’ gerekçesiyle içeride tutuluyor.”

"Kopyala- yapıştır gerekçeler sunuluyor"

Tutukluluk itirazları yaptıklarında aldıkları gerekçelerin kopyala- yapıştır olduğuna dikkat çeken Av. Canan Nehir Gül, “Bize düzenli olarak böyle gerekçeler sunuluyor. “Delilleri karartma şüphesi”, “kaçma şüphesi” gibi... Bu klasik, bizim bütün metinlerde gördüğümüz tutukluluk incelemesinde önümüze konulan şeyler. Ama zaten Onur Gülin sabit ikametgah sahibi, mesleği belli, yeri belli, yurdu belli. Nasıl bir kaçma şüphesinden bahsediyoruz? Kaldı ki kendi konum gönderiyor “Buyurun ben buradayım” diyor… Delil karartma desek, zaten bir yıl geçmiş aradan, delillerin toplanabileceği çok uzun bir süre varken hangi delili nasıl karartsın bu insan?” diye sordu.

"Suç olmadığı için üretme çabasında olabilirler"

Av. Canan Nehir Gül, sürecin 13 ay uzamasına ilişkin endişelerini ise şöyle dile getirdi: “Bizim önümüze gökten zembille bir kanıt indiremeyecekleri için şu ihtimali bile gözetiyoruz: Ya iddianame gelir ya da bir ihtimal takipsizlik de verebilirler. Çünkü bir senede, 13 ayda hiçbir şey bulamadıkları dosyaya 13 ayda acaba şu an ne koymaya çalışıyorlar, ne bulacaklar da koyacaklar biz bilmiyoruz. Suç üretmeye çalıştıklarına dair de endişelerimiz var, durumun hukuki olmayışını bildiğimiz için. Bu süreç her şeye gebe, bildiğiniz üzere, görüyoruz, canlı tanığıyız İBB davasından.”

4 bin sayfalık iddianamede adı var, kendisi yok!

Aylar sonra çıkan 4 bin sayfalık İBB ana iddianamesinde Onur Gülin’in ismi şüpheli listesinde yer almadı. İddianamede Gülin’in adı sadece iki yerde, somut hiçbir delile dayanmayan soyut iddialarla geçiyor. Bir gizli tanık beyanının yanı sıra, başka bir şüphelinin “Taner Çetin’le beraber tatile gitmişlerdi” iddiası dışında dosyada hiçbir şey olmadığını belirten Av. Canan Nehir Gül, otel kayıtlarında böyle bir tatilin olmadığının ispatlandığını, kaldı ki iş arkadaşıyla tatile gitmenin bir suç unsuru olamayacağını vurguladı.

"Hakimin yüzüne bakarak durumla alay etmek istiyorum"

Müvekkilinin 13 aydır iddianamesiz tutulduğunu belirten Av. Canan Nehir Gül, hukuki çaresizliği şu sözlerle özetledi: “Normal şartlarda bu durumda maksimum tutukluluk süresi bir yıldır ve bu süre aşıldı. Ek süre de istenmedi. İddianame olmaması demek, hukuken uzay boşluğunda süzülmek demek. Biz neyle suçlandığımızı bilmiyoruz. Oturup bir savunma hazırlayalım diyoruz ama çalışabileceğimiz hiçbir suçlama yok ortada. Eğer hukuk işleyecekse, ortada tek bir kanıt olmadığı için derhal salıverilmesi gerekiyor. Onur Başkan ‘Artık bir iddianame gelsin, ben çıkıp savunma yapayım ve hakimin yüzüne bakarak durumla alay etmek istiyorum’ diyor.”

"Cinayet koğuşunda kalıyor"

Av. Canan Nehir Gül, ayrıca Onur Gülin’in Silivri 3 No’lu Cezaevinde kaldığını söyledi. Gül, “Ağırlıklı cinayet koğuşu orası ve uyuşturucu kullananlar var. 19 Mart operasyonları sonrası gözaltı süreçleri de sancılı geçti.” dedi.

Tahliye sevinci 9 saat sürdü: Cezaevi kapısından geri döndürüldü

Süreç boyunca Onur Gülin ve ailesine yaşatılan en büyük yıkım ise 4 Aralık’taki aylık tutukluluk incelemesinde yaşandı. Aralarında Ekrem İmamoğlu’nun şoförlerinin de bulunduğu 21 kişilik gruptan Onur Gülin dahil 19 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

İzmir’den gelen ailesi ve iki küçük kızıyla cezaevi kapısında buluşmayı bekleyen Gülin, savcılığın jet hızıyla yaptığı itiraz üzerine cezaevinden çıkamadan, gece yarısı jandarma karakoluna götürülerek yeniden tutuklandı.

Onur Gülin: Bizi unutturmayın

Duruşmaya çıkan diğer sanıkların en azından kendilerini ifade edebilecek bir kürsüsü olduğunu ancak müvekkilinin bu haktan da mahrum bırakıldığını söyleyen Av. Canan Nehir Gül, Onur Gülin’in cezaevinden gönderdiği mesajı paylaştı: “Bizim unutturulmamıza izin vermeyin. Biz kapalı kapılar ardında sesimizi duyuramıyoruz.”

Yelda Işık Gülin: Neyi beklediğimizi bilmeden bekliyoruz

Onur Gülin'in eşi Yelda Işık Gülin ise 13 aydır süren iddianamesiz tutukluluğun insani, psikolojik ve ailevi boyutunu anlattı. Biri 14, diğeri 9 yaşında iki kız çocuğu annesi olan emekli Yelda Işık Gülin, her hafta İzmir’den İstanbul’a kilometrelerce yol katediyor.

"9 ve 14 yaşındaki kızlarım babalarının bacaklarına yapışıp ağlıyor"

Gülin kendisinin ameliyat olduğu gün hastane odasında eşinin gözaltına alındığını belirtti. Çocuklarının babalarından uzakta yaşadığı zorluğu anlatan Gülin, cezaevindeki görüş günlerinin birer işkenceye dönüştüğünü ifade etti: “Her hafta eşimizi görmeye gidiyoruz. Gitmek büyük bir heyecan ama orada bırakıp dönmek korkunç bir süreç. Açık görüş bittiğinde kızlarım babalarının bacaklarına yapışıyor, ağlıyorlar. Görevliler ‘Bırakmanız lazım’ diye kızıyor. Çocukları saatlerce kendilerine getiremiyoruz. Biri 14, biri 9 yaşında; ‘Babamız hiç mi çıkmayacak, niye çıkmıyor?’ diye soruyorlar. Anlamlandıramıyorlar.”

Haftada 10 dakika telefon, 60 kişilik koğuş ve sıcak su sıkıntısı

Soruşturmadaki “örgüt” iddiası nedeniyle aile içi iletişimin de tamamen engellendiğini belirten Gülin, Silivri 3 No’lu Cezaevindeki koşullara dair ise şunları söyledi: “Haftada sadece 10 dakika görüntüsüz telefon hakkımız var. ‘Merhaba’ derken süre bitiyor, yetmiyor. İzmir’de olduğumuz için okul nedeniyle kapalı görüşlere çocukları götüremiyoruz, psikologlar da travmatik olacağını söylüyor. Eşim bizi üzmemek için içerideki zorlukları anlatmıyor ama orada şartlar çok zor. 60 kişi kalıyorlar. Sabahları tuvalete girmek için bir saat sıra bekliyorlar. Haftada sadece bir gün sıcak su veriliyor. Geçenlerde koğuşta çok büyük tehlikeli de bir kavga çıkmış yanı başında. Bunu bile biz üzülmeyelim diye söylemedi, koğuştan birinin ailesinden öğrendim.”

"Köşede unutulmuş bir dosyayız sanki"

İBB davası ve yargılama süreçlerine dair düşüncelerini sorduğumuzda ise Gülin “Maalesef çok ağır şeyler söylemek istiyorum ama söylemeyeceğim. Sadece çok üzgünüm yani” yanıtını verdi. Yargılananların en azından kürsüye çıkıp kendilerini savunabildiğini ancak söyleyen Gülin, şu çağrıda bulundu: “Eşimin tek isteği unutturulmamak. Biz de sadece bir an evvel iddianamenin yazılmasını istiyoruz. Başka hiçbir talebimiz yok. Yargılanmak, kendini savunma hakkı bize de verilmeli. Diğer insanların davaları bitmek üzere ama biz bekliyoruz. Neyi beklediğimizi gerçekten bilmiyoruz. Çok anlamsız, böyle köşede unutulmuş bir dosyayız sanki.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler