Ana içeriğe geç

MHP’li Semih Yalçın’dan manifesto gibi açıklama! "Tarih Devlet Bahçeli’yi vizyoner ve dönüştürücü bir lider olarak yazacaktır"

MHP Genel Başkan Yardımıcısı, İstanbul Milletvekili Semih Yalçın sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulundu. MHP'li Yalçın yaptığı açıklamada:

MHP’li Semih Yalçın’dan manifesto gibi açıklama! "Tarih Devlet Bahçeli’yi vizyoner ve dönüştürücü bir lider olarak yazacaktır"
Bengü Türk
16

Bugün 6 Temmuz 2026. Milliyetçi-Ülkücü Hareket için kutlu bir gün. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin Ülkücü irade marifetiyle Hareketimizin liderliğine seçilişinin 29. yıl dönümünü kıvançla, sürurla idrak etmekteyiz. MHP Lideri Devlet Bahçeli; 1997 yılının Temmuz ayında, liderlik bayrağını devralarak Hareketimizin ve milletimizin önüne düşmüş;rehberimiz, kılavuzumuz ve yolbaşçımız olmuştur. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Türk siyasi tarihinde partisini uzun yıllar boyunca yöneten seçkin liderler silsilesi içinde mümtaz bir mevkie sahiptir. Bununla birlikte Sayın Devlet Bahçeli’nin liderlik hususiyetleri, uzun soluklu genel başkanlıktan daha çok, Türkiye’nin bütünlüğü ve milletimizin bekasına dönük hamleleri ve kriz çözme kapasitesi bağlamında değerlendirilmeyi hak etmektedir. Siyaset bilimci ve tarihçilere göre Sayın Devlet Bahçeli; gerektiğinde pragmatist tavır sergilemekten çekinmeyen, stratejik manevralara girişebilen, oyun kurucu bir aktördür. Öyle ki Devlet Bahçeli, hükümet ortağı olmadığı dönemlerde dahi siyasette oyun kurucu bir rol üstlenmiştir. Kriz dönemlerinde aldığı kritik inisiyatiflerle devlet mekanizmasının kilitlenmesini önleyen yapısal bir "oyun kurucu" rolü üstlenmiştir.

Sayın Devlet Bahçeli özellikle 1999 koalisyonu ve 2016 FETÖ İhanet Kalkışması sonrası süreçteortaya çıkan radikal stratejik dönüşümlerde başat rol üstlenerek siyasetin yönünü tayin etmiştir. Bilge siyaset adamlarına özgü “devlet aklı" modelinin ete kemiğe bürünmüş hâli olarak öne çıkan Bahçeli’nin hemen her adımında, duygusal tepkilerden ziyade uzun vadeli stratejik hesaplamalara dayalı rasyonel bir üslup dikkati çekmektedir. Sayın Devlet Bahçeli, partisinin ideolojik ve taban odaklı vizyonunu kurumsallaştırmakla birlikte “koruyucu lider” işlevi üstlenerek -dar fikrî kalıplara sıkışmadan- MHP’nin tesir alanını sürekli genişletmiştir. Devlet Bahçeli, uzlaşı ve sağduyu odaklı bir devlet adamı profili çizerek kemikleşmiş siyasi önyargıları kırmıştır. Keskin ideolojik eğilimleri yumuşatarak siyasi kutuplaşmayı törpülemiş, kamplaşmaların toplumda yarattığı psikolojik travmayı bir ruhhekimi ustalığıyla tedavi etmiştir. Sayın Genel Başkanımızın bu seçkin hususiyetleri, MHP’ye Türk siyasi hayatında oldukça geniş bir hareket ve manevra alanı kazandırmıştır. Bu sayede partimizin millet nezdindeki itibarı artmıştır.

MHP; milletimizin varlık refleksinin siyasetteki temsilcisi, birlik ve bütünlüğümüzün teminatı gibi iftihar edeceğimiz niteliklerle daha çok anılır olmuştur. Sayın Devlet Bahçeli, son yıllarda, özellikle farklı ve birbirine karşı sert muhalefet yapan siyasi blokların bir araya gelmesindeki rolü ile öne çıkmıştır. Ak Parti ile birlikte hayata geçirilen Cumhur İttifakı ve Dem Parti’yi meşru Türkiye partisi olma sorumluluğuna zorlayan Terörsüz Türkiye adımı, buna en çarpıcı iki örnektir. Siyaset bilimcilere göre Devlet Bahçeli, güçlü icra liderliklerini müspet yönde etkileyerekmuhalefeti sisteme entegre etme ve siyasi matematiği dengeleme misyonu üstlenmiştir. Bu sayede merkez-çevre dengesi kurularak Cumhur İttifakı ve MHP’ye oldukça geniş bir tabana hitap etme imkânı sağlanmıştır.

Bazı siyaset bilimcilerin değerlendirmelerine göre Sayın Devlet Bahçeli’nin siyaset tarzı, Batı ülkelerin politika jargonunda "kral yapıcı" (kingmaker) diye tanımlanan figürlerinkine benzerlik göstermektedir. “Kral yapıcı” tabiri Batı’da, icra erki doğrudan kendi uhdesinde olmasa da devleti yönetenleri ve yönetim anlayışını belirleyebilme veya yönlendirebilme gücüne sahip olan devlet adamları için kullanılmaktadır. Devlet Bahçeli’nin liderlik tarzı; akademik çevrelerde rasyonalite, inandırıcılık ve ikna edicilikmatriksi üzerinden de incelenmektedir. Kimi akademisyenler, Sayın Devlet Bahçeli’nin çeşitli politik metotları başarıyla hayata geçirmesinde, mesleki kökeni olan iktisat biliminden gelen disiplinli analizlerin katkısına vurgu yapmaktadır.

Devlet Bahçeli, Türk siyasetinde istikrarı sağlayan ve yapısal dönüşümleri yöneten pragmatik bir lider olarak da tarif edilir. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye vizyonuyla başlattığı; terör örgütü PKK'yı kendini feshe ve silah bırakmaya, onun parlamentodaki uzantısını da meşru yollardan siyaset etmeye yönlendiren hamleler, politik hayatımızda dengeleri kökten değiştiren stratejik bir dönüşüm adımı olarak değerlendirilmektedir. Sayın Devlet Bahçeli’nin, dış etkenlere ve güvenlik endişelerine karşı iç cepheyi güçlendirmeyi hedefleyen ve kamuoyunda da makes bulan Terörsüz Türkiye daveti, siyasi yelpazedeki konumlanışlar ve toplumsal etkiler açısından politik bir inkılap olarak nitelendirilse yeridir. Devlet Bahçeli, bir yandan "iç cepheyi tahkim etmek" için çabalarken, diğer yandan da siyasi normalleşme vizyonunun taşlarını döşemiştir. Devlet Bahçeli’nin, bölgesel jeopolitik risklere karşı devleti güçlü, bir ve bütün; toplumu barış içinde ve yekpare kılmak amacıyla attığı Terörsüz Türkiye adımı, Cumhur İttifakının gücünü pekiştirmiştir. Zira bu adımla hem Cumhur İttifakının terörle mücadelede ezber bozan bir inisiyatif alması sağlanmış, hem de muhalefetin siyasi manevra alanı daraltılmıştır. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin yeni yüzyılını ve yarınlarını teminat altına alan siyasi bir proje olarak tescillenmiştir. MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından yapılan Terörsüz Türkiye çağrısı, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da desteğiyle devlet politikası hâline gelmiştir. Ayrıca Terörsüz Türkiye adımı, bölücü terör örgütü militanlarının topluma ve sivil siyasete entegre edilmesi için yasal ve yapısal reformların tartışılmasına zemin hazırlamıştır.

Ne var ki bu önemli stratejik açılım; milliyetçi-muhafazakâr tabanın bir kısmında ve meselenin özünü idrak edemeyen İP ve Zafer Partisi çevrelerince taviz olarak değerlendirilmiş, çok sert tepkilerle karşılanmıştır. Terörsüz Türkiye hamlesine kör bir bakış açısıyla ihanet yaftası yapıştırılmıştır. Oysa birçok siyaset bilimciye göre Terörsüz Türkiye hamlesi, devletin bekası ve terör sorununun köklü çözümü için milliyetçi-devletçi reflekslerin barışçıl yöntemlerle harmanlandığı tarihî bir dönüm noktasıdır.

Bu nitelikleriyle de tarihe geçecek bir projedir. Bu bağlamda MHP Lideri Devlet Bahçeli,toplumsal kalıpları ve yerleşik tabuları yıkan vizyoner ve yenilikçi lider olarak öne çıkmıştır. Böylesi özelliklere malik liderler, siyaset biliminde, kemikleşmiş yapıları değiştirerek “yeni bir yapı inşa ediciler” veya “değişim yöneticileri” olarak da tanımlanmaktadır. Bu tür liderlerin ön plana çıkan ortak özellikleri, - En umutsuz durumlarda bile hızlı strateji geliştirebilmeleri, - Popülist olmayan, zor ama gerekli kararları alarak geleceği şekillendirecek yeni bir hedef ortaya koymaları, - Soruna değil, sonuca odaklanmalarıdır.

Genel Başkanımız Sayın Bahçeli, 6 Temmuz 1997’den beri günlük siyasette yıpranmak yerine devlet kurumlarını koruma refleksini ön planda tutan geleneksel bir liderlik sergilemektedir. Devlet Bahçeli’nin vizyoner liderliğinin karakteristiği, milletimizin tarihî köklerine uzanmaktadır. Devlet Bahçeli, Bilge Kağan’dan gelip Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Alparslan Türkeş’le devam eden Türk devlet aklını tevarüs ederekülkemizin bekasına odaklanan ve üniter yapıyı merkeze alan pragmatik ve stratejik bir yönetim felsefesi ortaya koymuştur. Kurduğu stratejik ittifaklar yanında "Önce ülkem ve milletim!" düsturuyla hayata geçirdiği politikalar, Atatürk’ün "Millî Mücadele" ve tam bağımsızlık ilkelerini koruma yolunda attığı rasyonel adımlarla paralellik gösterir. Bazı tarihçilere göre Devlet Bahçeli'nin siyasi liderlik tarzı ve vizyonu, Türk tarihinde denge gözeten, kriz anlarında devlette devamlılığı sağlayan ve stratejik ittifaklar kuran Osmanlı Sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa’yı hatırlatmaktadır. Devlet Bahçeli, tıpkı Sokollu gibi devletteki kurumsal devamlılığı her şeyin üstünde tutan bir denge siyaseti yürütmektedir.

Veziriazam Çandarlı Halil Paşa misali, “kurumsal strateji” takip ederek partisini her zaman devletin ana omurgasının bir parçası olarak konumlandırmıştır. Muhalefetteyken bile iktidar dengelerini şekillendirebilen, devlet ve siyaset hayatındaki krizleri çözen ve keskin ideolojik dönüşümleri dahi devletin bekası için yönetebilen Devlet Bahçeli’nin siyaset ve devlet adamlığı, pragmatik ve devlet merkezli bir karakteri yansıtmaktadır.

Türk siyasi hayatında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı dönüşümü ve derin değişiklikleri idrak edemeyen, anlayamayan, algılayamayan muhalif ve muarızları; hem kendilerini bu kaçınılmaz döngünün dışında bulmuşlar, hem de iç ve dış konjonktürün gerisinde kalmışlardır. Bilim, din ve devlet adamlarıyla filozoflar; insanlara ve fikirlere karşı sergilenen peşin hüküm ve düşmanlık hakkında çok kıymetli görüşler serdetmişlerdir. Türkiye’de muhalefetin içine düştüğü hastalıklı, tehlikeli,ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı psikolojiyi somutlaştırmak ve anlaşılır kılmak açısından bu görüş ve fikirlerden bazı örnekler vermekte fayda mütalaa etmekteyiz. Bilim adamlarına göre, bilinmeyene karşı duyulan ilkel korku ve tepki; bazı insanlarısaldırganlığa, hatta yıkıcı düşmanlığa sevk etmektedir. Yine insan davranışı üzerine yürütülen birtakımbilimsel çalışmaların sonuçlarına göre kişi, kendi anlamlandırma eksikliğini gizlemek için karşı tarafı peşinen suçlamakta ve onu düşmanlaştırmaktadır. Zihin, bilmediği konulardaki bilgi boşluklarını mantıklı argümanlarla değil, korku ve nefret temelli kötü senaryolarla doldurmaktadır. Bunun ardından da ötekileştirme ve düşmanlaştırma gelmektedir.

Anlayamama ve ön yargıların korkuya, korkunun ise düşmanlığa dönüşmesi tarih boyunca büyük trajedilere yol açmıştır. Kitleleri hedef alan trajik refleksler, günümüzde de modern biçimlerde varlığını sürdürmektedir. Bilimsel yetersizlik, empati yoksunluğu ve ön yargılar, bugün de olduğu gibi, doğrudan insan avına ve düşmanlığa dönüşebilmektedir. Galileo, teleskopla gökyüzünü inceleyip dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediğinde, kilise bu yeni bilimsel gerçekliği ve matematiği anlayamamıştır. Mevcut dinî ve felsefi şemalarına uymayan bu durumu sistemlerine bir tehdit olarak gören kilise çevreleri, Galileo'yu engizisyonda yargılayarak düşman ve hain ilan etmiştir. Günümüzde de insanlar; kendi dünya görüşlerine, politik duruşlarına veya hayat tarzlarına uymayan farklı bir fikri gördüklerinde, ona karşı şiddetli bir karşıtlık geliştirmektedir. Tıpkı kilise engizisyonunun Galileo’yu düşmanve hain ilan ettiği gibi aklın, bilimin ve hakikatin günümüzdeki karşıtları da Terörsüz Türkiye’yi reddederek düşmanca bir siyasi üslupla Sayın Genel Başkanımızı ve MHP’yi ihanetle suçlayabilmişlerdir.

İP VE DİĞERLERİ, TÜRKİYE’DE SİYASİ ENGİZİSYONUN KİLİSELERİ GİBİDİR

İP ve diğerleri, Türkiye’de siyasi engizisyonun kiliseleri gibidir. İP ve kopyaları; meseleyi anlamaya çalışmak yerine zihinsel konforlarını ve rahatlarını bozan, çıkarlarını zedeleyen Terörsüz Türkiye’ye karşı sosyal medyada FETÖ tarzı yöntemlerle organize bir linç ve düşmanlık kampanyası yürütmektedir. Yerkürede yapay zekânın çalışma mekanizmasını, algoritmalarını ve gelecekte neye evrileceğini tam olarak anlayamayan geniş kitlelerin varlığı malumdur. Bu kategorideki kimileri, teknolojiyi verimli kullanma çabasına katkıda bulunmak yerine "Dünyayı robotlar ele geçirecek.", "Yapay zekâ insanlığı yok edecek." türünden distopik korkuları ve teknoloji düşmanlığını körüklemektedir. Tıpkı peşin hükümlü yapay zekâ karşıtları gibi, Terörsüz Türkiye muarızları da uğradıkları ihanet travmasının etkisiyle kamuoyuna distopik düşmanlıklar pompalamaktadır. Sokrates’e göre en tehlikeli cehalet türü olan bilmediğini bilmemenin yol açtığı sahte kesinlik, farklı fikirlerin doğruluğunun anlaşılmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda doğruya yönelik ön yargı ve düşmanlığa yol açar. “Ön yargılar, muhakemesiz kararlardır.”diyen Voltaire, ön yargıyı aklın devre dışı kalması olarak görür. Ona göre insanlar, üzerine düşünmedikleri cahilce inançları fanatikçe savunurlar.

Bu fanatizm, kendilerinden olmayana karşı körü körüne düşmanlık üretir. Nietzsche, “Kesin inançlar, hakikat düşmanları olarak yalanlardan daha tehlikelidir.” tespitinde bulunmuştur. Katı dogmaların ve ön yargıların, hakikate sırt çevirmenin getirdiği sığ kutuplaşma, hınç duygusu yaratır. Nietzsche’ye göre bu hınç duygusu, örgütlü ve yıkıcı bir düşmanlığın temel motivasyonudur. Sokrates, Voltaire ve Nietzsche’nin tespitleri, İP ve kopyalarının oturduğu siyasi şablonu çok net surette gözler önüne sermektedir. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ve partimizinTürk siyasi hayatındaki etkin rolünü, Terörsüz Türkiye’nin toplumda genel kabul görmesinin ve Cumhur İttifakının gederek güçlenmesinin sebeplerini kavrayamayan, anlayamayan bu gibimuhalefet partileri, düşmanca siyaseteyönelmişlerdir. Terörsüz Türkiye; bunların menfaatlerini zedelemiş, barutlarını tüketmiştir. Kendilerini siyaseten yenilmiş hissettikleri ve bunu itiraf edemedikleri için, ihanet iddialarıyla örülü hınç, garez ve öfke duvarlarının arkasına çekilmişlerdir. Bilumum MHP muarızları, “ihanet travması” hastalığına tutulmuştur. Başını İP ve öteki particiklerin çektiği muhalefetin MHP’ye karşı büsbütün saldırganlaşması, hırçınlaşması, bu travmanın sonucudur. Aynı çevrelerin, Türkiye’nin bugünü ve geleceği hakkında karanlık tablolar çizmesi, topluma ümitsizlik ve karamsarlık aşılama çabaları da aynı nedenlerdendir. Bilimsel bir hakikattir, galipler sakin; mağluplar saldırgan, yalancı ve huzursuz olurlar. Sadece akademik çevrelerde değil, halk arasında da pekiyi bilinir ki tarih en iyi hakemdir.

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ’NİN TERÖRSÜZ TÜRKİYE KONUSUNDAKİ HAKLILIĞI, BİR GÜN MUTLAKA TESCİLLENECEKTİR

Tarih; - Zaman geçtikçe ön yargılarla beraber peşin hükümlüleri de siler. - Gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlar. - Olayların ardındaki asıl niyeti açık seçik gösterir. - Maskeleri düşürür, adaleti sağlar. - Ders verir, yapılan hatalar da başarılar da tarihî birer emsal hâline gelir. İnsanlar yanılabilir, yanıltabilir, hata veya haksızlık yapabilir; ancak uzun vadede su akıp yolunu bulur. Haksızlığa uğrayanların haklılığı eninde sonunda anlaşılır. Tarih, herkesin hakkını avucuna koyar. Tarih Devlet Bahçeli’yi; kangren olmuş, kronikleşmiş veya çözümsüz sanılan problemleri köklü, cesur ve radikal kararlarla çözmeye kararlı bir devlet adamı olarak kaydedecektir. Tarih; MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi, ilkeleri ve fikirleri uğrunda her türlü siyasi riski göze alabilen, vizyoner, reformist, dönüştürücü veya kriz çözücü lider olarak yazacaktır. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye konusundaki haklılığı, bir gün mutlaka tescillenecektir. Bu vesileyle, MHP Genel Başkanlığına ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in liderliğine seçilmesinin 29. yıl dönümünde, Liderimiz Devlet Bahçeli’yi hürmet ve muhabbetle anıyoruz. Parti kadrolarımız ve bütün teşkilatlarımız, MHP ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in bilge Lideri Devlet Bahçeli’nin arkasından samimi inanç ve kalbî bağlılıkla yürümeye devam edecektir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler