Ana içeriğe geç

Türkiye-ABD zirvesinde kritik dönem: Türkiye'nin önemi arttı

Ankara’daki NATO zirvesini Türkiye Today’e değerlendiren Frederick Kempe, ABD Başkanı Trump’ın “Dostum Erdoğan için geliyorum” açıklamasıyla Avrupa’ya mesaj verdiğini söyledi. Zirvenin Türkiye-ABD kısmı gayet iyi sonuçlanacak” diyen Kempe “Trump yönetimi Türkiye’nin stratejik önemini gördü. İki ülke birçok önemli anlaşmaya imza atacak” ifadesini kullandı.

Türkiye-ABD zirvesinde kritik dönem: Türkiye'nin önemi arttı
TGRT Haber
16

PINAR DOST - Atlantik Konseyi Başkanı ve CEO’su Frederick Kempe, ABD yönetiminin Türkiye’nin stratejik önemini gördüğünü ve ilişkileri derinleştirdiğini söyledi. Kempe, ABD yönetiminin bu yüzden önümüzdeki hafta Türkiye’ye çok şey sunmaya hazırlandığını ifade etti. ABD ve Avrupa’nın gerilim yaşadığını hatırlatan Kempe “Bu zirveye transatlantik gerilimlerin özellikle derin olduğu bir dönemde geliyorsunuz. Başkan Trump’ın ‘Dostum Başkan Erdoğan için geliyorum’ demesinin bir nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Türkiye Today’in sorularını cevaplayan Atlantik Konseyi Başkanı Kempe’nin dünya gündemine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

TARİHÎ BİR ZİRVE OLACAK

Geçtiğimiz hafta Atlantik Konseyi’nde NATO Genel Sekreteri Rutte’yi ağırladınız. Kendi açınızdan baktığınızda, transatlantik ilişkiler söz konusu olduğunda zirvenin gündemindeki en önemli konunun ne olmasını bekliyorsunuz?

Bence her şey kapasite konusuyla ilgili olacak. Lahey Zirvesi taahhütlerle ilgiliydi ve taahhütler gerçekten olumluydu. NATO ülkeleri savunma harcamaları için GSYİH’nin %3,5’ini ve savunma ile ilgili diğer harcamalar için de %1,5’ini ayırma konusunda anlaştılar. Bu %5 demektir. Bu çok fazla para ve çok büyük bir taahhüt. Asıl soru ve Beyaz Saray’ın cevabını aradığı da bu. Bu durum bir kapasiteye dönüştürülecek mi? Dolayısıyla müttefikler Lahey taahhütlerini Ankara kapasitelerine dönüştürdüklerini gerçekten gösterebilirlerse, Ankara zirvesinin tarihî bir zirve olabileceğini düşünüyorum.

BÖYLE GERİLİM GÖRMEMİŞTİM

Rutte ile düzenlediği basın toplantısında Başkan Trump, zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliği yapması sebebiyle katıldığını ve başka bir yerde yapılsaydı katılmayacağını söyledi. Sizce bu, Türkiye’nin NATO içindeki rolü ve daha geniş transatlantik ilişkilerindeki önemi hakkında nasıl bir mesaj veriyor?

Çok kısa bir süre önce Atlantik Konseyi savunma sanayii heyetiyle Brüksel’e seyahat ettim. NATO Genel Sekreteri, Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı ve Avrupa Birliği liderleriyle görüştüm. Atlantik’in iki yakasında gerilimin o zamanki kadar yüksek olduğunu daha önce hiç hissetmemiştim. Trump, İran’daki savaşla ilgili olarak beklediğinden daha fazla yardım alamadığı için çok üzgündü ve gerçekten tüm ittifakın buna değip değmeyeceğini sorguluyordu. Ve bence gerilimler o dönemde basında okuduklarımızdan çok daha derindi. Sanırım Başkan Trump çok derinden hayal kırıklığına uğramıştı.

ZİRVEDE ABD’NİN TÜRKİYE’YE JET MOTORU SATIŞIYLA İLGİLİ BİR ANLAŞMA DUYURULACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM

Avrupalılar ise ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirme çabaları ve gümrük vergileri yüzünden şaşkına dönmüş durumdaydılar. Önceden pek duyurulmayan bazı kuvvet indirimleri oldu. Dolayısıyla bu zirveye transatlantik gerilimlerin özellikle derin olduğu bir dönemde geliyorsunuz. Trump’ın ‘Dostum Başkan Erdoğan için geliyorum’ demesinin bir nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Şu anda Erdoğan ile bu tür bir sorunu yok. Kapasitesi olan bir ordudan bahsediyorsanız, Türkiye NATO’nun en büyük ikinci ordusudur. Trump’ın diğer ordularda görmek isteyeceği türden kapasitelere sahip. Türkiye ile ABD arasında oldukça önemli olacağını düşündüğüm bazı anlaşmalara varılacağını sanıyorum. Bu yüzden seyahatin ikili (Türkiye-ABD) kısmının gayet iyi sonuçlanacağını düşünüyorum. Ve bunun geri kalanı için de iyi bir ton belirlediğine inanıyorum.

Ancak Trump’ın diğer NATO müttefikleriyle yapacağı görüşmelerde nasıl tepki vereceğini hepimiz heyecanla bekliyoruz. Sanırım Genel Sekreter Mark Rutte tarafından iyi bir yol haritası hazırlandı. Başkan’ın, artan NATO harcamalarında oynadığı rol için kendi sırtını sıvazlayabileceği kadar yeterli malzeme olacağını düşünüyorum. Ve bu, büyük ölçüde onun eseri. Elbette Putin’in Ukrayna’yı işgalinin de bir rolü oldu ama bu tek başına harcamaları hiçbir zaman şu anki seviyelere çıkaramadı. Ve bu gerçekten Başkan Trump’ın ve ABD’nin baskısı altındaydı. İşte bu yüzden önümüzdeki haftanın belirsiz kısmı zirvenin nasıl sonuçlanacağıdır. Daha kesin olan kısmın ise ikili kısım olduğunu düşünüyorum; Türkiye-ABD kısmı gayet iyi sonuçlanacaktır.

Hürmüz Boğazı yeniden açıldığına göre, NATO’nun ya da müttefiklerin boğazda deniz güvenliğinin korunması konusunda bir rol üstleneceğini düşünüyor musunuz?

Avrupa hava üslerinden İran’daki ‘Destansı Öfke’ operasyonunu destekleyen 4.000 ila 5.000 uçuş gerçekleştirildi. Yani ABD müttefiklerinden istediğinin çoğunu aldı. Bunu açıkça belirtmek istiyorum. Daha fazla müttefikin mayın temizleme çalışmaları yaptığını göreceksiniz. Sanırım Fransızlar Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi için çalışmak istiyor. Diğer müttefikler de bu işe NATO rolüyle değil, ikili ilişkiler çerçevesinde dâhil olacaklardır. Ancak bence bu ateşkesin ne kadar belirsiz olduğunu görüyoruz. Ve bu işin henüz bitmediğini düşünüyorum. Asıl soru, bu durum yeniden alevlenirse zaman içinde nasıl bir rol oynayacaklarıdır.

İran çatışması NATO’nun güney kanadının ne kadar önemli hâle geldiğini bir kez daha ortaya koydu. 2024 yılında NATO Güney Komşuluğu Eylem Planını başlattı ve çeşitli Körfez ülkelerinin liderleri Ankara’daki zirveye davet edildi. Sizce NATO, Körfez ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirmeli mi?

Bakın, ben NATO üyeliğinin dünyanın diğer yerlerindeki müttefiklerimizi kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini düşünen tek tük seslerden biriyim. Küresel bir meydan okuma döneminden geçiyoruz. Neden Japonya NATO’da olmasın? Neden Avustralya veya Birleşik Arap Emîrlikleri NATO’da olmasın?

Biz Atlantik Konseyi olarak mayıs ayında Avrupa ve ABD’den liderlerin katılımıyla bir zirve düzenledik. Orada gerçekten şu görüldü; Avrupa ve Körfez’in enerji güvenliği, güvenlik, altyapı inşası ve yapay zekâ yatırımları konularında ortak çıkarları var. Dolayısıyla şu anda Avrupa ve Körfez’i birbirine yaklaştıran her şeyi yüzde yüz destekliyoruz. En sevdiğim söz şudur: ‘Bir krizin boşa gitmesine asla izin vermeyin.’ Böyle bir kriz anında bazı şeyleri daha hızlı ilerletebilirsiniz. Bence Avrupa’yı da dâhil etmeliyiz... ABD zaten başından beri Körfez’e yakın. Avrupa’yı güvenlik konularında Körfez’le daha yakın bir iş birliğine sokabilirsek bunun da harika bir şey olacağını düşünüyorum.

Karadeniz’in güvenliğinde kritik bir rol oynayan Türkiye’nin NATO içinde daha büyük bir rol üstleneceğini düşünüyor musunuz?

Türkiye her zaman çok önemli bir coğrafi konuma sahip olmuştur. Artık bu önemli coğrafi konumunu giderek daha fazla kilit bir rol için kullanıyor. Dünyada Orta Doğu, Orta Asya, Avrupa ve Kafkasya meselelerinin merkezinde yer alan başka bir ülke yok, hepsi Türkiye’de bir araya geliyor. Trump yönetiminin özellikle Türkiye’nin stratejik önemini gördüğünü ve bu ilişkiyi derinleştirdiğini ve zirvede jet motorlarıyla ilgili bir anlaşmanın duyurulacağını düşünüyorum. Trump yönetimi F-35 jet uçaklarıyla ilgili anlaşmayı yenilemek için bir yol bulmaya çalışıyor. Bildiğiniz gibi Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma bataryalarını alması bu durumu karmaşıklaştırdı. Bu sorun önümüzdeki haftaya kadar çözülür mü bilmiyorum, ancak Türkiye’nin sadece bir bölgedeki değil, birçok bölgedeki hayati stratejik rolünün derinden anlaşılması nedeniyle önümüzdeki hafta mümkün olduğunca çok şey sunabilmek adına perde arkasında pek çok eylemin gerçekleştiğini biliyorum.

Ankara zirvesinde, Ukrayna konusunda ne gibi somut kararlar ya da taahhütler görmek istersiniz?

NATO liderleri önümüzdeki zirvede iki konuyu tartışmak istiyorlar: Savunma sanayii iş birliği ve yetenekleri ile Ukrayna. Ukrayna durumunun iyi tarafı, Putin’in savaşın yürütülmesinde giderek artan zorluklarla karşılaşmasıdır. Bu nedenle NATO ittifakı için sadece dayanışma sinyali vermek değil, bunu silah teslimatları ve ekonomik destekle göstermek için gerçekten ideal bir zaman. Avrupa’dan gelen ekonomik destek hiç bu kadar büyük olmamıştı. Bu nedenle Ankara zirvesini tarihî kılan şeyin, transatlantik gerilimlerle Ukrayna fırsatının bir araya gelmesi olduğunu düşünüyorum. Birkaç gün önce gerçekleşen G7 zirvesinde Trump’ın imzaladığı çok ama çok güçlü bir Ukrayna taahhüdü vardı. Umarım Ankara’da da devam edecek olan ruh hâli bu olur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler