Ana içeriğe geç

Hafızanın vizörü, unutmaya karşı direniş: Mezopotamya Hikayeleri/Çîrokên Mezopotamyayê

Diyarbakır’da açılan Mezopotamya Hikayeleri (Çîrokên Mezopotamyayê) fotoğraf sergisi, mültecilerden, İranlı kadınların isyanına, kayıp yakınlarının adalet talebine kadar geniş bir panorama sunuyor. Sergi, 6 Temmuz’a kadar açık olacak.

Hafızanın vizörü, unutmaya karşı direniş: Mezopotamya Hikayeleri/Çîrokên Mezopotamyayê
Evrensel
16

Diyarbakır- Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezinin sergi salonuna adım attığınızda, sizi alışılagelmiş estetik kaygıların ötesinde yüzünüze çarpan bir gerçeklik karşılıyor. Duvarlarda asılı olan her bir kare, coğrafyanın uzun zamandır sırtında taşıdığı ağır yükün, yakıcı gerçekliğin, birer görsel anlatısı. 4RO Photos Kolektifinin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hazırladığı Mezopotamya Hikayeleri (Çîrokên Mezopotamyayê) fotoğraf sergisi, taşıdığı ağır yükü biraz olsun başkalarına emanet etmek, unutturulmak isteneni belleklerimize yeniden çivilemek için sanatseverlerle buluştu.

Sergi salonunda size eşlik eden his, sadece sanatsal bir seyir değil, göçün, kimliğin, kaybın ve en çok da direnişin yarattığı ağır ama dirençli atmosfer oluyor. Suriyeli Dom mültecilerin derme çatma barakalarından İranlı kadınların örtünme zorunluluğuna karşı yükselen isyanına; sınır hatlarında, otogarların soğuk betonlarında ekmek ve yaşam arayan Afgan göçmenlerden kayıp yakınlarının bitmeyen adalet takibine kadar uzanan geniş bir panorama var karşımızda.

Bu çok katmanlı hafıza salonunda, serginin küratörlüğünü üstlenen, kendi de belgesel fotoğrafçılığın bölgedeki önemli emekçilerinden biri olan Refik Tekin ile bir araya geldik, belgesel fotoğrafın resmi tarihe karşı nasıl alternatif bir hafıza oluşturduğunu ve tüm bu üretimleri konuştuk.

Fatma Çelik, Türkan Kılıç Pınar, Berge Arabian, Murat Yazar, Paşa İmrek, Refik Tekin, Matthieu Chazal ve Ensar Özdemir’in eserlerinin yer aldığı sergiyse 6 Temmuz’a kadar Çand Amed Kongre Merkezi Sergi Salonunda ziyaret edilebilir.

‘Gördüğümüz her bir kare, yılların içinden süzülen acıların çıktısı’

Bu serginin ortaya çıkış hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Bu seçkiyi bir araya getirirken temel motivasyonunuz neydi?

Aslında bu sergi, yaklaşık üç yıllık kolektif bir emeğin ve arayışın çıktısı. Kolektifi kurarken temel amacımız, Mezopotamya’da uzun soluklu, derinlikli görsel hikayeler üreten fotoğrafçıları bir araya getirmekti. Çünkü biliyoruz ki bu topraklarda çok büyük acılar yaşanıyor. Bu acılar farklı kesimlere, farklı toplumlara değiyor fakat biz bunları günlük haber akışında anlık olarak görsek bile derinlemesine, uzun soluklu projelerle göremiyoruz.

Belgesel fotoğrafçının amacı da tam olarak budur, bir konu üzerinde yıllarca çalışmak, onu belgelemek ve geleceğe taşımak. Sergide Hemşin köylerinden İran’a, Sasun Ermenilerinden mevsimlik işçilere kadar uzanan çok geniş bir hikaye ağı var. Herkesin bildiği, içinde yaşadığı ama zamanla kanıksadığı ya da gözünü çevirdiği bu gerçeklikleri, ‘Unutmayın, burada sizin görmediğiniz, madalyonun öteki yüzünde kalan hayatlar var’ demek için tek bir çatı altında topladık.

‘Yazının bittiği yerde, görsel gerçeklik alternatif tarihtir’

‘Geleceğe kalıcı bir görsel arşiv bırakma’ misyonuna sıkça vurgu yapıyorsunuz. Üretimin, özellikle de sanatsal üretimin bu kadar tıkandığı 21. yüzyılda, belgesel fotoğrafçılık sizce nasıl bir boşluğu dolduruyor?

Belgesel fotoğrafçılık çok kıymetli ama bir o kadar da sessiz yapılan bir iştir. Bir fotoğrafçının nerede, hangi konu üzerinde yıllarca sabırla çalıştığını kimse kolay kolay bilmez. Biz bunu şunun için önemsiyoruz: Yarın bu coğrafyanın tarihine, toplumsal kırılmalarına dair yazılı belgeler çıktığında, bizim bu çektiğimiz hikayeler resmi anlatının karşısında çok güçlü birer alternatif olacak. Çünkü bu fotoğraflar, metinlerin ötesinde doğrudan yaşanan gerçekliğin kendisidir.

Örneğin, ben kendimden bir örnek vereyim; Hasankeyf’in Ilısu Barajı suları altında kalma sürecini tam beş yıl boyunca çalıştım. Bunu o dönem hiçbir yerde yayınlamadım, göstermedim. Yarın Hasankeyf’le ilgili binlerce sayfa akademik makale ya da yazı yazılabilir. Ama atasından kalan o mağarayı terk etmek istemeyen insanın yüzündeki çizgileri, evinin kapısını, penceresini söküp göç etmek zorunda kalanların o anki çaresizliğini ya da mezarlarını taşımak zorunda kalan insanların acısını hiçbir metin bir fotoğraf karesi kadar çıplak ve etkileyici anlatamaz. Amacımız tam da bu, görsel bir hafıza oluşturmak.

“Herkes düzensiz göçmenlerin sınırları yürüyerek geçtiğini bilir.

Ama Van’da onlara ait, üzerinde isim yerine sadece numaraların yazılı olduğu

mezarlıkların varlığını kimse bilmez.

Belgesel fotoğraf, işte o manşetlerin altındaki görünmeyen detayları gösterir.”

‘Birlikte üretmek, yalnızlığa karşı bir dayanışma biçimi’

Bölgede bağımsız bir fotoğrafçı olmak, ekonomik ve kurumsal olanaksızlıklar göz önüne alındığında oldukça zor. 8 fotoğrafçının bir araya gelmesi bu yalnızlığı nasıl etkiledi? Kolektif ruh bu zorluklara bir panzehir olabildi mi?

Türkiye’de belgesel fotoğrafçılığa alan açan salt ajanslar veya büyük kurumlar ne yazık ki yok. Fotoğrafçılar bazen çalışmalarını gazetelerin bir köşesinde yayınlatabilirler ama o orada kalır. Çoğu arkadaşımız ekonomik olarak bu devasa emekleri sergileyecek mecralardan yoksun. Sanatsal üretim yapan disiplinlerin bir araya gelmesi, ortak bir dil kurması zordur. Biz “Biz ne yapmak istiyoruz, niçin bir araya gelmeliyiz?” sorularını sorarak yan yana geldik. Deneyimlerimizi, bilgimizi paylaşarak birbirimizi besledik.

Bu kolektifin ardında çok hüzünlü ve derin bağlar da var. Örneğin, Fransız fotoğrafçı Matthieu Chaza. Kendisi 21 yıl boyunca Mezopotamya’nın dört bir yanında belgesel fotoğraflar çekmişti. Kalbi hep buradaydı, buraya çok bağlıydı ve bu yüzden kolektifimizin bir parçasıydı. Ne yazık ki iki yıl önce kendisini kaybettik, onu da buradan sevgiyle anmak isterim. Yine kökleri Diyarbakır’a uzanan Ermeni fotoğrafçı Berge Arabian... Aslında her birimizin bireysel bir hikayesi vardı ve biz o bireysel hikayelerimizi birleştirip, bu coğrafyanın ortak hikayesinin görsel dilini oluşturduk.

‘Manşetin arka planındaki detayları gösteriyoruz’

Sergideki fotoğraflara baktığımızda umutlu, toz pembe kareler yerine göç, savaş, yoksulluk ve kayıplar bizi karşılıyor. Bu sert gerçeklikle izleyiciyi yüzleştirirken nasıl bir geri dönüş bekliyorsunuz?

Biz insanlara güllük gülistanlık portreler sunmuyoruz, çünkü yaşadığımız coğrafyanın gerçekliği bu değil. Biz bu sergiyle hafızayı tazelemek, hatırlatmak istedik. Diyarbakır’da yaşayıp, her cumartesi günü kayıplarının faili meçhul kalmaması için mücadele eden ailelerin eylemini fark etmeyen insanlar var. Onlara bu mücadelenin sürdüğünü göstermek istedik.

Bugün medyadaki haber tüketimi tıpkı bir sosyal medya paylaşımı gibi, sadece manşete bakıp geçiyoruz, haberin içeriğini ve detaylarını okumuyoruz. Belgesel fotoğraf, işte o haber metnindeki görünmeyen insani detayları, arka planı görünür kılıyor. İnsanların bu sergiden çıkarken, o karelerdeki gözlerle yüzleşmesini ve bu yaşananları unutmamasını umut ediyoruz. Ayrıca bu sergiyle, Diyarbakır Fotoğraf Sanatı Derneği (DIFAK) gibi köklü kurumların deneyimlerinden de beslenerek, kendi hikayesini belgesel diliyle anlatmak isteyen gençlere bir nebze de olsa pencere açabilmeyi, onlara kolektif olarak destek olmayı amaçlıyoruz.

4RO Photos Kolektifi

İnsanlık tarihinin ve kültürünün çıkış noktası Mezopotamya’da doğan 4Ro Photos, tüm coğrafyalardan insanların sesi olmayı hedefleyen bağımsız bir belgesel fotoğraf platformu. Fotoğrafı; sanat, haber, bilgi üretim aracı ve kolektif hafızayı besleyen bir iletişim mecrası olarak gören kolektif, kapılarını gerçeği arayan tüm fotoğrafçılara açıyor.

Platform; ekoloji, iklim, toplum, birey, barış, uzlaşma, kimlik, yeniden inşa ve hafıza gibi meseleler etrafında yeni bir görsel dilin imkanlarını zorluyor.

Cinsiyet, ırk, renk, etnik köken, dil, din, inanç, siyasi görüş, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı; ayrımcı, cinsiyetçi, türcü, ötekileştirici ve şiddeti normalleştiren hiçbir içerik platformda yer bulamıyor.

Platformun belgesel fotoğraf arşivi tüm araştırmacılara açık. Kolektif, düzenlediği seminerler, söyleşiler ve sergilerle özellikle gençlerin belgesel anlatıları keşfetmesini ve bu alanda üretim yapmasını teşvik ediyor.

Belgesel fotoğraf çalışmalarını platformla paylaşmak isteyen tüm üreticiler, editöryal süreç için 4Ro Photos ile iletişime geçebilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler