Ana içeriğe geç

Prof. Dr. Osman Bektaş’tan yeni diri fay haritası yorumu: Daha fazla fay, daha fazla tehlike demek değil

MTA’nın 13 yıl sonra güncellediği Türkiye Diri Fay Haritası’nda aktif fay sayısının 485’ten 700’e yükselmesi tartışma yarattı. Prof. Dr. Osman Bektaş, artışın Türkiye’nin deprem tehlikesinin otomatik olarak yükseldiği anlamına gelmediğini belirterek, “Bu, deprem kaynaklarının daha ayrıntılı ve gerçekçi tanımlanması demektir” dedi.

Prof. Dr. Osman Bektaş’tan yeni diri fay haritası yorumu: Daha fazla fay, daha fazla tehlike demek değil
Karar
16

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün Türkiye Diri Fay Haritası’nı 13 yıl sonra güncellemesinin ardından, haritada yer alan aktif fay sayısındaki artış kamuoyunda gündem oldu. 2013 basımında 485 olarak açıklanan diri fay sayısının, 2026 güncellemesiyle 700’e yükselmesi üzerine değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bu artışın “Türkiye’nin deprem tehlikesi otomatik olarak arttı” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

Bektaş, MTA’nın yeni haritasının deprem kaynaklarını daha ayrıntılı biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “Daha fazla fay, daha fazla tehlike değil; deprem kaynaklarının daha ayrıntılı ve gerçekçi tanımlanması demektir” değerlendirmesinde bulundu.

“ASIL DEĞİŞİM AFAD’IN GÜNCELLEMESİNDE ORTAYA ÇIKACAK”

Prof. Dr. Bektaş, deprem tehlikesi açısından belirleyici olan çalışmanın, MTA’nın diri fay haritasından sonra AFAD tarafından hazırlanacak güncellenmiş Türkiye Deprem Tehlike Haritası olacağını vurguladı.

Bektaş, “Asıl değişim, AFAD’ın bu yeni verilerle hazırlayacağı güncellenmiş Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nda ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

Bektaş ayrıca, 2018 tarihli Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın, 2026 MTA Diri Fay Haritası’nda yer almayan denizdeki diri fayları da dikkate aldığını belirtti.

NE OLMUŞTU?

MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası ve MTA Genel Müdürlüğü’nün 91. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen programda “Türkiye Diri Fay Haritası-2026”nın kamuoyuyla paylaşıldığını açıklamıştı.

Yanık, haritanın 13 yıl sonra ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalar sonucunda güncellendiğini belirterek, 2013 basımında 485 olan diri fay sayısının yeni veriler ışığında 700’e yükseldiğini söylemişti.

Yeni haritanın ve hazırlanan sayısal veri tabanının, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikaları açısından temel başvuru kaynaklarından biri olacağı ifade edilmişti.

Yanık, Türkiye’nin Alp-Himalaya orojenez kuşağında yer aldığına dikkat çekerek, aktif tektonik yapının güncel ve doğru verilerle ortaya konulmasının yalnızca bilimsel bir çalışma değil, afet risklerinin azaltılması bakımından da stratejik bir zorunluluk olduğunu vurgulamıştı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler