Ana içeriğe geç

Trump sonunda pes etti

İran'da batağa saplanan Trump, mecburen ilan ettiği ateşkesin ardından barış anlaşması için de karşı tarafın şartlarını kabul etti. Müzakerelerde sona gelindiğini açıkladı. Arabulucu Pakistan'dan durumu teyit eden açıklama gelirken, Tahran da uzlaşma metninin kısa süre içinde imzalanacağını duyurdu. BAE'nin dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakacağı iddiası ise süreçte son viraja gelindiğini gösterdi.

Trump sonunda pes etti
Karar
16

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun planıyla 28 Şubat’ta İran’a saldırı emri veren ABD Başkanı, istediği sonucu elde edemedi. İran’da rejim değişikliği ve iç savaş çıkarma planı tutmayan Trump, içeride de sıkıştı. Ara seçim öncesi kamuoyu desteğini yitirip, ekonomik sıkıntıları da düzeltemeyince geri adım attı. Kazanmış gibi konuşsa da müzakerelerde sona gelindiğini duyurdu ve barış anlaşmasının kısa sürede imzalanacağını açıkladı. İsrail dahil Suudi Arabistan, BAE, Katar, Türkiye, Pakistan, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Mısır’ın bunu onayladığını söyledi.

HÜRMÜZ İRAN VE UMMAN’DA KALIYOR

rump’tan sonra Pakistan’ın Başbakanı Şerif ‘Barış anlaşması metninde mutabık sağlandı. Barış hiç bu kadar yakın olmadı’ derken İran Dışişleri Bakanı ‘Mutabakat zaptı birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanabilir’ açıklaması yaptı. Müzakere talebinin ABD’den geldiğini ifade etti, uranyum ve dondurulmuş varlıklar konusunun nihai anlaşmada ele alınacağını belirtti. Hürmüz’ün İran ve Umman egemenliğinde kalacağını da açıklayan Arakçi, ABD deniz ablukasının kaldırılmasının da metinde olduğunu duyurdu.

BARIŞA EN BÜYÜK TEHDİT İSRAİL

ABD ile İran anlaşma konusunda son aşamaya girerken, barış önünde en büyük tehdit olarak yine İsrail var. İran'ın 'Kırmızı çizgimiz' dediği Lübnan'a saldırı emirlerini tekrarlayan İsrail Başbakanı Netanyahu Tahran'ı da yine tehdit etti.

1406krt01a-tum.jpg

KÜRESEL KRİZ VE SEÇİM TRUMP’IN İNADINI KIRDI

Küresel petrol krizinin tetiklediği enerji çıkmazı ve ara seçimler, ABD Başkanı Trump’ı geri adım atmaya zorladı. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde tarihi viraja girilirken, pürüzlerin giderilmesinin ardından barış anlaşmasının dijital ortamda imzalanması bekleniyor.

28 Şubat’ta İsrail’in planıyla İran’a askeri operasyon emri vererek Ortadoğu’yu ateşe veren ABD Başkanı Donald Trump, hedeflerine ulaşamayarak pes etti. İran’da rejim değişikliği planları duvara toslayan ve Kasım seçimleri öncesi iç kamuoyunda güç kaybeden Trump’ı asıl köşeye sıkıştıran küresel enerji krizi oldu. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla yakıt rezervleri hızla tükenirken, Japonya ve Güney Kore gibi ithalatçılar büyük darbe aldı. ABD’nin Stratejik Petrol Rezervleri (SPR) de alarm vererek 1983’ten beri en düşük seviyeye geriledi. Körfez ülkeleri lojistik tıkanıklıkla petrol satamazken, küresel rezervlerin üçte birine sahip Çin’in stoklarına dokunmaması piyasada soru işareti yarattı. Fiyatların tırmanması üzerine Trump, petrolün varilini 90 doların altına çekebilmek ve sandıktaki olası hezimeti önlemek için müzakereyi kabul etti.

Arabulucu Pakistan’ın Başbakanı Şahbaz Şerif, tarafların Mutabakat Zaptı (MOU) üzerinde uzlaştığını ve anlaşmanın 24 saat içinde kesinleşebileceğini duyurdu. Trump da “Hafta sonu veya pazartesi günü imzalayabiliriz” diyerek iyimserliği teyit etti. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır gibi bölge ülkelerinin destek verdiği süreçte, BAE’nin saldırmazlık karşılığı milyarlarca dolarlık İran varlığını serbest bırakacağı iddiaları son viraja girildiğini kanıtladı. Washington’daki iyimser havaya rağmen Tahran cephesi sürece temkinli yaklaşıyor. İran Dışişleri Sözcüsü, ABD ile bugün bir anlaşma imzalanmayacağını belirterek “beklememiz gerek” dedi. Yetkili, “Karşı tarafın tutarsız ve değişken tutumları nedeniyle temkinli davranmalıyız” ifadesini kullandı. Bu sırada Tahran, stratejisini müttefikleriyle koordine ediyor. CNN International’a göre İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, taslağı görüşmek üzere Rusya ve Çin büyükelçileriyle bir araya geldi. Toplantıda, “İran, Çin ve Rusya arasındaki stratejik ortaklık ile iş birliği kararlılıkla sürecektir” mesajı verildi. Müzakerelerin teknik detayları için gelecek hafta Cenevre’de Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğinde görüşmeler başlayacak. Sızan 60 günlük taslağa göre İran, küresel petrolün yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı trafiğe açacak; ABD ise deniz ablukasını kaldıracak. Yaptırımların kaldırılması peşin değil, Tahran’ın taahhüt performansına göre kademeli olacak. İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair taahhüdünü yineleyeceği bu süreçte, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti de masaya yatırılacak.

BAE’DEN TARİHİ U DÖNÜŞÜ İRAN’A FÜZE ATMAMASI İÇİN 20 MİLYAR DOLAR

İran’a karşı en sert tutumu benimseyen ve Washington’ı savaşa teşvik etmek için lobi yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), şok edici bir manevrayla Tahran yönetimiyle uzlaştı. Reuters’ın özel haberine göre Abu Dabi, kendisine yönelik olası füze saldırılarını tamamen durdurmak amacıyla İran ile milyarlarca dolarlık gizli bir saldırmazlık anlaşması imzaladı. Bölgesel kaynaklar, 3 milyar doların şimdiden teslim edildiğini, nihai toplamın ise 20 milyar doları bulacağını öne sürüyor. Çatışmalar sırasında ABD ve İsrail ile birlikte İran’a hava saldırıları düzenleyen BAE, arabuluculuk çabaları nedeniyle Pakistan’ı da hedef almıştı. İslamabad’dan alacaklarını acilen tahsil ederek Pakistan’ı finansal olarak cezalandırmaya kalkan Abu Dabi’nin bu hamlesi, ancak Suudi Arabistan’ın sağladığı taze kredi desteğiyle boşa düşürülebilmişti. Ayrıca BAE, savaş döneminde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu bizzat ağırlayarak ortak bir savunma tedarik fonu kurma kararı almıştı. Ancak sahada rüzgar tamamen tersine döndü ve İran’ın süreçten güçlenerek çıktığı anlaşıldı. Geçtiğimiz hafta BAE, ABD yaptırım listesindeki İran Devrim Muhafızları (IRGC) üyelerini ağırladı. Ardından BAE, gerilimi düşürmek için Tahran’a da diplomatlarını gönderdi. Bu gizli diplomasinin sonuçları sahada hemen hissedildi: İran, son misilleme saldırılarında Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’ü füzelerle vururken BAE’ye dokunmadı. Aktarılan 20 milyar doların BAE varlık fonlarından mı yoksa dondurulmuş İran hesaplarından mı karşılandığı ise henüz belirsizliğini koruyor.

KARA HAREKATINI SON ANDA DURDURMUŞ

Amerikan CNN televizyonu, ABD ordusunun İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için hazırladığı kara harekatı planının Başkan Donald Trump tarafından son anda durdurulduğunu duyurdu. İddiaya göre ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, 19 Mayıs’ta Brüksel’deki NATO toplantısını yarıda kesip CENTCOM merkezine giderek acil operasyon detaylarını bizzat inceledi. Ancak durumu değerlendiren Başkan Trump; verilecek olası askeri kayıplar, İran’ın şiddetli misilleme ihtimali, savaşın daha da uzaması ve küresel ekonomik krizin derinleşeceği endişesiyle kritik operasyonu iptal etti. Olası bir Amerikan baskınından çekinen Tahran yönetimi ise nükleer tesislerinde olağanüstü savunma önlemleri aldı. CNN’e konuşan kaynaklar, İran’ın uranyum depolarını tamamen mühürlediğini, girişlere patlayıcı ve mayın döşediğini, yeraltı depolarına giden tünelleri ise kasıtlı olarak havaya uçurduğunu öne sürdü.

BARIŞA NETANYAHU SABOTAJI

ABD ve İran barışa hazırlanırken Netanyahu süreci sabote etmek için Lübnan’a bomba yağdırdı. İran’ın “Kırmızı çizgimiz” dediği Lübnan’a yönelik İsrail hava saldırılarında 5 kişi öldü. Ortadoğu’da barışın önündeki en büyük engel yine İsrail.

ABD ile İran arasında aylardır süren çatışmaları sona erdirecek tarihi barış anlaşmasının dijital ortamda imzalanmasına saatler kala, Ortadoğu’da barışın önündeki en büyük tehdit yine kendini gösterdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik süreci sabote etmek ve bölgeyi yeniden ateşe atmak amacıyla yönünü kuzeye çevirdi. İran’ın “kırmızı çizgimiz” olarak ilan ettiği Lübnan’a ağır hava saldırıları düzenleyen İsrail ordusu, diplomatik çözüm umutlarına ağır bir darbe indirdi. 17 Nisan’da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla uzatılan ateşkese rağmen İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyini insansız hava araçları (İHA) ve savaş uçaklarıyla hedef aldı. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre; Deyr er-Rumman ve Kefr ez-Zehrani beldelerine düzenlenen hava saldırılarında 3 kişi yaşamını yitirdi. Sur kentine bağlı Maraka beldesindeki mezarlığa ve Reyhan beldesine yapılan İHA saldırılarında ise aralarında bölge muhtarı Ali Bedi’nin de bulunduğu 2 kişi daha hayatını kaybetti. Gün boyu Cizzin, Sur ve Nebatiye bölgelerini aralıksız bombalayan İsrail güçleri toplam 5 kişinin ölümüne neden olurken altyapıya da ağır hasar verdi. İsrail’in bu provokatif hamlesi, ABD-İran müzakerelerinin en kritik virajında kasıtlı olarak gerçekleştirildi. İran Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Hatemu’l Enbiya Karargahı, 8 Haziran’da İsrail’e yönelik askeri operasyonları durdurduğunu açıklamış; ancak bu kararın doğrudan “İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurması” şartına bağlı olduğunu tüm dünyaya ilan etmişti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de masadaki mutabakat zaptının (MOU) Lübnan’daki çatışmaların sona ermesini kapsadığını vurgulamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD ile İran arasındaki tarihi barış sürecini sabote etmek amacıyla verdiği saldırı emirleri, Lübnan’ın Sur kentinde ağır bir yıkıma yol açtı. Ateşkesi hiçe sayarak sivil yerleşim alanlarını adeta bir enkaz yığınına çeviren bu tehlikeli strateji, hem masum hayatları hem de bölgedeki diplomatik çözüm umutlarını göçük altında bırakıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler