YASİN OKYAY
Doğu Akdeniz’de sular ısınıyor. ABD-İsrail-Yunanistan-GKRY cephesine Fransa’da eklendi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa askeri içerikli Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA) imzaladı. KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf yaşanan kritik gelişmeleri Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi. Verilen tepkilerin lafta kalmaması gerektiğini vurgulayan Yusuf, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adadaki varlığının yanında Türkiye ile acilen proaktif bir savunma işbirliği anlaşması imzalanması gerektiğini belirtti. “KKTC’nin uluslararası tanınması hedefinden şaşmamalıyız” diyen Yusuf, “Bunların tek hedefleri adayı Helen adası yapmak ve bu doğrultuda çalışıyorlar. O gün 2017'de anlaşmaya çok yaklaştığımız bir anda masayı dağıttılar, gittiler... Amerika Birleşik Devletleri 1987'den beri uyguladığı silah ambargosunu 2020'de kaldırdı. Bunlar rastlantı şeyler değil.” değerlendirmelerinde bulundu. Yusuf şu görüşleri ifade etti:
‘GKRY İLE FRANSA ARASINDAKİ ANLAŞMA KABUL EDİLEMEZ’
“Hem Dışişleri Bakanlığımız hem Dışişleri Bakanımız Tahsin Ertuğruloğlu ve Başbakan gerekli açıklamaları yaptılar ve bu anlaşmayı tanımadıklarını, bunun kabul edilemez olduğunu söylediler. Tabii bu anlaşma adanın statüsünün belirlendiği 1960 anlaşmalarına aykırı bir durumdur. Garanti ve İttifak Anlaşmaları'na göre adanın 3 garantörü var. Adanın güvenliğini, adada yaşayan 2 halkın veya diğer azınlıkların güvenliğini sağlamak üzere Türkiye, Yunanistan ve İngiltere görevlendirildi. Fransa ile Güney Kıbrıs arasında yapılan anlaşmayla bunu delmeye yeltendiler. Ama tabii bizde bir hata var: Rumlar adım atıyor; biz de Kuzey Kıbrıs'ta veya Ankara'da sürekli olarak "bunu kabul edemeyiz, bu olmaz" diyerek laflarla işleri yürütüyoruz. Bu işler laflarla olacak işler değil. Bu, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin tehlikeye atılmasıdır. Kıbrıs'ta bizim güvenliğimiz için Türkiye, zaten gerekli tertibatı almıştır. Hisar savunma sistemlerini oraya kurguladılar. Bilemediğimiz, Türkiye'nin birileriyle geliştirdiği son model silahlarla donattılar. Güçlü bir ordumuz var orada. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri adadadır. 40-45 binlik bir ordumuz var.”

‘TÜRKİYE İLE KKTC BİR SAVUNMA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI YAPMALI’
“Adanın tümünde bir garantörlük hakkı vardır. Türkiye'nin münferit olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle yapacağı bir savunma işbirliği anlaşması oldukça önemlidir. Bu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin savunmasını; egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumasını olası kılacaktır. Dolayısıyla garantörlük bir tarafta dururken —yani 1960 anlaşmaları, garanti ve ittifak anlaşmaları bir tarafta dururken— bu savunma ve işbirliği anlaşmasının yapılması, Anavatan Türkiye'nin elini her platformda güçlendirecektir ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin daha güvende olmasını sağlayacaktır.”

- Hüseyin Macit Yusuf (soldaki)
‘KIBRIS’TA 1974’TE TÜRK ASKERİNİN YAPTIKLARI UNUTULMASIN’
“Rum yönetiminin, böyle müzakere sürecine bir taraftan girmek istediği bir dönemde attığı bu adımlar, hem Akdeniz'de hem Kıbrıs'taki yıllardır süregelen dengeyi bozmaktır. Ambiye tabirle, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri adeta kaşınmaktadır. Kıbrıs’ta Türk askerinin 1974'te yaptıklarını unutmasın. Tarihe geri giderse 9 Eylül'ü unutmasın, Dumlupınar'ı unutmasın, Sakarya'yı unutmasın, Çanakkale'yi unutmasın. Aynı şeyin olmasını hiçbir zaman temenni etmem; ama barış için de savaşacağımızı kimse unutmasın.”
‘GKRY BARIŞ İSTEMİYOR’
“Ben KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman olsam bugün bu müzakere süreçlerine kesinlikle başlamazdım; çünkü karşımda barış istemeyen bir adam var, karşımda samimi olmayan bir adam var, karşımda yine Bizans oyunları oynamaya çalışan bir adam var. Şimdi ben bununla neyi yapacağım? SOFA anlaşmasının imzalanması Adada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin temsilcisinin iki liderle görüştüğü günde oluyor. Bunlar hiç rastlantı değil.”
‘KKTC’NİN TANINMASI HEDEFİNDEN ŞAŞMAMALIYIZ’
“Biz yıllarca Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek'le bu gerçekleri gördük ve Sayın Rahmetli Denktaş'ın talimatıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması için gitmediğimiz yer kalmadı ve başarılı olduk. Belirli ülkeler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıyacağını açıkladılar. Tek çözüm yolu bu vakitte artık egemen eşitliğimizin, eşit uluslararası statümüzün tanınmasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması hedefinden şaşmamalıyız. Sayın Erhürman'ın seçilmiş olması bu gerçeği değiştirmez. Kıbrıs Türk halkının iradesine kimse yanlışlık yapmasın. Kıbrıs Türk halkının iradesi KKTC'nin tanınmasından yanadır.”
‘HEDEFLERİ ADAYI HELEN ADASI YAPMAK’
“Her şey ne zaman başladı? Şimdiye kadar gelen Rum liderlerinden en Türk düşmanı olanı bu Nikos Hristodulidis'tir. Yani Crans-Montana'da 2017'de masayı dağıtan aslında Anastasiadis değildi, bu onun yanındaydı ve masayı Nikos Hristodulidis dağıttı. Bunların tek hedefleri adayı Helen adası yapmak ve bu doğrultuda çalışıyorlar. O gün 2017'de anlaşmaya çok yaklaştığımız bir anda masayı dağıttılar, gittiler... Amerika Birleşik Devletleri 1987'den beri uyguladığı silah ambargosunu 2020'de kaldırdı. Bunlar rastlantı şeyler değil.”
‘ABD’NİN KIBRIS ÜZERİNDE PLANLARI VAR’
“Bizim Dışişlerimiz iyidir, Milli İstihbarat Teşkilatımız iyidir; önleyici tedbirler alıyorlar. Ama Amerika Birleşik Devletleri Akdeniz'de yeni bir yapılanma içerisine girdi, Kıbrıs üzerinde planları var. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni inanılmaz programlara dahil ettiler. Yani bildiğin gibi Foreign Military Sales (FMS) ve Excess Defense Articles denilen, EDA programlarına dahil ettiler. Böylece Amerika Birleşik Devletleri'nden doğrudan silah ve askeri ekipman alma imkanını yarattılar. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nde ambargolar kaldırıldı ve 5 yıllık kalıcı hale getirilmesi için şu anda girişimler başladı.”
‘KURTULUŞ YOLUMUZ AVRASYA DEVLETLERİYLE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEK’
“Amerika'nın şartı neydi? ‘Rus gemilerine hiçbir şekilde güneyde hizmet vermeyeceksin.’ Dolayısıyla Rusya'yı da kaçırdılar oradan. Rusya'yı kaçırma noktalarında Sayın Perinçek olsun, bizler olalım çağrı yaptık hem Türkiye'ye hem de bizim yönetime; ‘Rus gemilerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelebilecekleri çağrısı Rusya'ya yapılsın’ Rusya'yla bizim ilişkilerimiz başka bir boyuttadır. Avrasya devletleriyle ilişkilerimizi geliştirmemiz bizim kurtuluş yolumuzdur. Türk devletleriyle yaşanmakta olan sorunlara rağmen Türk devletleri, onlar da kardeşlerimizdir, onlarla ilişkilerimizi geliştirmek zorundayız.”
‘HESAPLAŞMA AKDENİZ’DE’
“Amerika Birleşik Devletleri'nin nasıl Güney Kıbrıs'ta stratejik ortaklığı varsa İsrail'in de Fransa'nın da var. Amerika'nın askeri hibe ve eğitim programlarını unutmayalım. Fransa'nın 2017'den sonra başladığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle savunma işbirlikleri var. Geçtiğimiz yılda, Aralık 2025'te kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladılar. Yani buna da tepkimiz ne oldu? Laf ile oldu. Savunma ve güvenlik alanları anlaşmasının merkezini aldılar. Fransa'nın Güney Kıbrıs'ta ne işi var! Hesaplaşma Akdeniz'deki petrol, doğal gaz, diğer ulaşım yollarının paylaşılması, orada güçlü olunması meselesidir.”
‘SAVUNMA YERİNE PROAKTİF SİYASET UYGULAMANIN ZAMANI GELDİ’
“İmzalanan SOFA anlaşması ile Fransa askerleri Güney Kıbrıs'a gelebilecek, Güney Rum üslerini kullanabilecektir. Ortak tatbikatlar yapıyorlar, lojistik destekler yapıyorlar. Bunların hedefleri Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir. Rum tarafının son dönemdeki silahlanmasını ve ordusunu modernize etmesini unutmayalım. Bütün bu gayretler Türkiye'yi Akdeniz'de dengelemek içindir. Amerika, Fransa, İsrail, Yunanistan... Sayın Perinçek'in gösterdiği harita var; Türkiye'nin etrafını Amerikan üsleri çember gibi sarmış, o harita her Türk evine asılmalı ve ona göre her sabah kalktığında da düşmanın nereden geleceği görülmeli. Amerika bizim hiçbir zaman dostumuz değil. Kendi çıkarları için çalışan bir mekanizma var; tabii bunların en arkasında da, göz ardı etmeyelim, İngiltere var. Esas şerin başı İngiltere'dir. Fransa, Avrupa Birliği adına mı bölgede? Avrupa Birliği'nin kendi içinde dayanışması var ve Kıbrıs'ın güvenliğine de destek vereceklerini belirttiler. Güney Kıbrıs'taki Andreas Papandreu Hava Üssü Amerika'ya ve Fransa'nın kullanımına açıldı. Gene Güney Kıbrıs'ta, Mari'deki Evangelos Florakis Üssü Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri hizmetine verilmiştir. Yani orada çok önemli hareketler var. Türkiye uyuyor mu zannetmiyorum, Türk askeri adada uyuyor mu hiç zannetmiyorum. Hazırız. Ama artık savunma yerine proaktif siyaset uygulamamızın vakti geldi.”
‘KARŞILARINA KOYACAĞIMIZ CEPHE TRÇİ’
“Sayın Perinçek’in de üzerinde durduğu Sayın Devlet Bahçeli üzerinde durduğu; orada onların karşısına koyacağımız cephe Rusya'dır, Çin'dir, İran'dır, Türkiye'dir, Azerbaycan'dır ve isteyen Türk Devletleri'dir. Amerikan emperyalizminin, emperyal güçlere karşı Akdeniz'deki savunmamız budur ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kimse unutmasın, buna Avrasya'nın ön cephesi deniyor Akdeniz'de. Dolayısıyla bu cephenin bir an evvel pratikte de uygulamaya geçirilmesi lazım, gerekli ittifakların açıklanması lazım. Türkiye'nin perde arkasında Çin'le, Rusya'yla bu konuları görüştüğüne eminim.”