Van’da düzenlenen “Barışın Dili Hukuk ve Demokrasi Olmalı” konferansında konuşan Ahmet Özer, bir Kürt, aydın, bilim insanı ve seçilmiş belediye başkanı olarak barış sürecini desteklediğini söyledi.
Sürecin anlamının silahların bırakılması olduğunu belirten Özer, bunun dört aşamada gerçekleşebileceğini ifade ederek, “Bir, silahların bırakılması; iki, hukuksal altyapının oluşturulması; üç, eve dönüş; dört, toplumsal entegrasyon” dedi.
Özer, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporun eksikleri olduğunu ancak farklı siyasi partilerin ortak bir metinde buluşmasının önemli bir gelişme olduğunu savundu.
“BAHÇELİ’NİN SÖZLERİ DİKKAT ÇEKİCİYDİ”
Konuşmasında Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmeye de değinen Özer, MHP liderinin silah bırakma yöntemine ilişkin değerlendirmesini aktardı.
Özer’in açıklamasına göre Bahçeli, “Silahların bırakılması işini ve bırakma biçimini çok takdir ettim. Silahları gömersen tekrar çıkarma durumu olabilir. Teslim edersen biri seni teslim almış olur. Ama yakarsan kendi iradenle yakıyorsun. Böylece ne diz çökme var ne de tekrar çıkarma ihtimali” ifadelerini kullandı.
Özer, Bahçeli’nin ayrıca “Keşke o kadınlar silahları yaktıktan sonra ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye gelselerdi” dediğini iddia etti. Bunun üzerine kendisinin “Ama gelselerdi tutuklanırlardı” dediğini, Bahçeli’nin ise “Hayır, onların tutuklanmasına izin vermezdik” yanıtını verdiğini öne sürdü.
“SİLAHLARIN BIRAKILMASI TARİHİDİR AMA YETERLİ DEĞİLDİR”
Silah bırakmanın önemli ve tarihi bir gelişme olduğunu söyleyen Özer, bunun tek başına Kürt sorununun çözümü anlamına gelmediğini belirtti.
“Kök sebep Kürt sorunudur” diyen Özer, sorunun çözülmemesi halinde gelecekte farklı sorunların ortaya çıkabileceğini savundu. İktidarın Kürt sorununun varlığını kabul etmediğini öne süren Özer, demokratikleşmenin bu konuda temel çözüm yolu olduğunu ifade etti.
Özer, süreçle ilgili olarak kamuoyuna güven verecek somut adımların henüz atılmadığını söyledi. Tutuklu siyasetçiler, kayyum uygulamaları ve hasta tutuklular konularını gündeme getiren Özer, güven ortamının oluşturulabilmesi için bazı adımların yasal düzenleme gerektirmeden de hayata geçirilebileceğini dile getirdi.
Kayyum uygulamalarını eleştiren Özer, bunun demokratik olmadığını ve seçme-seçilme hakkına müdahale anlamına geldiğini savundu.
“BARIŞI YAPAN DA SAVAŞI ÇIKARAN DA DİLDİR”
Barış sürecinin toplumsallaşması gerektiğini belirten Özer, siyasi partilerin kendi tabanlarını sürece ilişkin bilgilendirmesi gerektiğini ifade etti. “Barışta savaş dili olmaz” diyen Özer, “Barışı yapan da savaşı çıkaran da dildir. Niyet samimi olacak, empati kurulacak ve süreç topluma mal edilecek” değerlendirmesinde bulundu.
Odatv.com