Türkiye'nin en büyük holdinglerinden Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç'un 50 yıl önceki sözleri gündem oldu. Merhum iş adamı Vehbi Koç, anlatmak istediklerini gazeteye ilan vererek açıklamış.
Patronlar Dünyası'ndan Burak Artuner'in haberine göre; 50 yıl önce Koç Holding'in 50. yılı kutlanırken Vehbi Koç'un Hürriyet gazetesine verdiği demeç şöyle:
"İş hayatımın 50. yılında sizlere hitap edebildiğim için çok mutluyum. Beni bugüne eriştirdiği için Allah’ıma bir defa daha şükrediyorum. Koç topluluğunu müşterek gayretlerimizle bugünkü yerine ulaştırdık. Ben 50 yıl durmadan çalıştım. Çıraklık devrimi babamın yanında geçirdim. Babam, kendi işyerini 31 Mayıs 1926 tarihinde resmen bana devretti. O günden bu yana, daima başarıya ulaşma heyecanı içinde kendimi hayat mektebinde geliştirmeye gayret sarf ettim. Memleketime ve Koç topluluğuna faydalı olma azmini, hiçbir vakit kaybetmedim. Öğrenerek, dinleyerek, okuyarak, dünyadaki gelişmeleri takip ederek ve başkalarının tecrübelerinden yararlanarak, hayatın zorluklarını yenmeyi öğrendim. 50 yıl bana bir müessesenin en değerli varlığının insan gücü olduğunu gösterdi. Memleketimin kalkınmasının ve Koç topluluğunun gelişmesinin her alanda iyi eğitim görmüş, bilgili ve kabiliyetli gençlerin yetişmesine bağlı olduğunu unutmayınız."
GAZETEDEKİ İLANDA BAKIN NELER SÖYLEMİŞ
Rahmi Koç, Hürriyet'e verdiği ilanda da şu ifadeleri kullanmış:
"İş hayatım bugün ellinci yılını dolduruyor. Bugünü gördüğüm için Allahıma şükürler olsun. Yine şükürler olsun ki, elli yıl boyunca her yeni iş sahasında birlikte çalıştığım dünkü ve bugünkü arkadaşlarım yetenekli, başarmaya tutkun, islerine bağlı kişilerdi. Nöbeti devralanlar da bu niteliklere sahiptirler.
Bugün sizlere hayatımdan ve islerimden söz etmek istemiyorum. Bu mutlu günümde içimden gelen bir sesle, Cumhuriyet tarihimize yakından bağlı elli yıllık iş hayatımda şahit olduğum gelişmeler karşısında bende doğan düşünceleri kısaca nakletmek arzusundayım.
Son yıllar, ekonomik ve sosyal sahalarda başlamış olan, adeta bir dünya savaşının kızıştığı yıllardır. Hiçbir ülke bu savaşın dışında kalamıyor. İç meselelerini öncelikle halledecek milletler bu savaştan asgari kayıpla ve hatta kazançla çıkacaklardır.
Türkiye'mizin ana meselelerine bir yurttaş olarak baktığımda, bunları üç temel grup halinde toplayabilirim: Siyaset, gençlik ve öğrenim ve çalışma düzenimizin ana meseleleri.
Bugün halkımız bu üç ana meselede de barış beklemektedir. Siyasal barış, gençlik barışı, çalışma barışı.
Halkımızca benimsenmiş demokratik parlamenter rejimin kaidelerinde de barış temeldir.
Ekonomik ve sosyal sahalarda bütün ülkeleri etkileyen milletler arası çatışma ve uyuşmazlıklar karşısında bu üç barış, Türkiye'mizin çıkış noktasıdır.
Tartışmalıyız. Ancak bunu asla düşmanlık mertebesine çıkarmamalıyız. Üç ana meselemizi de barışla halledecek kaideler, yalnız demokratik parlamenter rejimin özünde bulunuyor.
Şanlı bir tarihe sahibiz, dünyanın kavşak noktalarından birinde bulunuyoruz; her türlü imkânı olan güzel bir memlekete malikiz; Cumhuriyetten bu yana çok büyük işler yapıldı; kalkınma hamlemiz her yıl yeni bir hız kazanmaktadır. Böyle bir dönemde her konuda çok dikkatli olmalıyız.
İlerleme ve kalkınma yarısında Türkiye'mizin, iç meselelerini barışla çözeceğine ve Cumhuriyetle gösterilmiş kutsal hedefe varacağına imanım tamdır.
Vehbi Koç"