Ana içeriğe geç

Bülent Arınç’tan İngiliz Kraliyet madalyasına ‘şeref ve onur’ güzellemesi

Aydınlık’ın AK Parti içindeki Atlantik odaklarının girişimini deşifre ettiği manşetine yanıt veren Bülent Arınç, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e verilen İngiliz Kraliyet madalyasını savunarak "Bu bizim şerefimizdir, onurumuzdur" sözleriyle dikkat çekti.

Bülent Arınç’tan İngiliz Kraliyet madalyasına ‘şeref ve onur’ güzellemesi
Aydınlık
16

Gazeteci Hasan Basri Akdemir’in YouTube kanalında gündeme dair soruları yanıtlayan Bülent Arınç, Aydınlık’ın manşet haberinde yer alan Abdullah Gül, Haşim Kılıç ve kendisinin mutlak butlan kararına karşı Yargıtay’a baskı uyguladığına yönelik bilgilere değindi. 2009'da kumpas ihbarıyla FETÖ’cüleri TSK’nın en mahrem birimi olan Kozmik Oda’ya sokan ve 15 Temmuz'un ardından "İnanmış olmam ahmaklıktı" diyen Arınç, nezaket sınırlarını aşan ifadeler kullandı. Arınç’ın “eski hatıralar” ve “ıslah-ı nefis” üzerinden yaptığı göndermeler, Türkiye'nin egemenlik haklarını hedef alan odaklarla yol arkadaşlığını ve ulusal güvenlik zafiyetlerine zemin hazırlayan sicilini bir kez daha akıllara getirdi.

‘ESKİ HATIRALAR BENİ UYARIYOR’

Aydınlık Gazetesi’nin, muhalefet lehine yargıya baskı kurma çabalarını ortaya çıkaran manşeti hakkında konuşan Bülent Arınç, şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi adı Aydınlık, kendisi karanlık. Yani bizim bilmediğimiz, tanımadığımız bir düşünce veya gazete veya dergi, 2000 ne doğru vs. Ben son zamanlarda bunların biraz ıslahı nefs ettiklerini zannediyordum. Ama eski hatıralar beni gerçekten uyarıyor. Yani çok da böyle iyimser olma. Bunlar o bildiklerin diye söylüyor. Aslında yayınlarını gazete haricinde, mesela ulusal televizyonu takip ediyorum. Beğendiklerim de oluyor. Yani Batı karşılığında, Amerika karşılığında vs. Ama nereden bakarsak bakalım, yani Doğu Perinçek'in Öcalan'la Beka Vadisi'ndeki gerillaları teftiş ettiği onların tabiriyle, bir fotoğraf elinde çiçekle gözümün önüne geliyor. 2000'e doğru da veya Aydınlık'ta geçmişte yaşanan bazı karanlık olaylarla ilgili yayınlar aklıma geliyor. Ve daha çok tabii hukuk siyasetin köpeğidir şeklinde bir düşüncenin sahibi olmalarından dolayı onlardan doğrusu çok hoşlanmıyorum. Bunu açıklıkla ifade edeyim. Cumhur İttifakı'na kendine göre destek verdi ama o desteğin maliyeti biraz fazladır. Şimdi zannediyorum artık Cumhur İttifakı da kendisine onların desteğinden mahrum etmeye çalışıyor, uzaklaşmaya çalışıyor.”

‘AYDINLIK’IN YAPTIĞINI BİR GAZETE DAHA YAPIYOR’

Aydınlık'ın milli, kamucu ve anti-emperyalist yayın çizgisinden duyduğu rahatsızlığı gizlemeyen Arınç, isim vermeden bir başka gazeteyi daha hedef olarak şunları söyledi:

“Şimdi tabii Aydınlık'ın yaptığının aynısını bizim cenahta sayabileceğimiz başka bir gazetede yapıyor. Yani o Mao'cu değil belki, Marksist değil belki ama dinci görünüp bir takım değerleri alaşağı eden ve çok saygın insanları çok çirkin ifadelerle küçültmeye çalışan insanlar, bakarsanız benim hakkımda çok çirkin şeyler yazdıkları gibi, Temel Bey'in çok örnek bir Müslüman olan eşi hanımefendi için İngiliz lakabını takmaları, bir başkası için başka şeyi yapmaları, iğrenç insanlar, zaten televizyonda kendisini gördüğüm zaman bir cellat gibi görmüş oluyorum, hoşuma gitmiyor. Şimdi ne yapmak istiyorlar biliyor musunuz? Beni Abdullah Bey'i, Haşim Kılıç'ı, Hüseyin Çelik'i her haliyle itibarsız hale getirmeye çalışıyorlar. Siz kimsiniz? Siz kimsiniz de bunu yapacaksınız? Utanmıyor musunuz? Şimdi Abdullah Gül dediğiniz kişi, ben yakinen tanıyorum, 1991'de milletvekili oldu. Bu çizgide bakanlık yaptı, genel başkan yardımcılığı yaptı. AK Parti'nin en başta gelen kurucularından birisidir. Hükümeti kurdu, başbakan oldu. Şüphesiz Tayyip Bey'in yasağı karşısında. Arkadan kendi yerini sayan Erdoğan'a, bu senin hakkındır, zaten biz böyle yola çıkmıştık dedi, verdi. Dört ay sonra. Zamanı geldi, 2007'de cumhurbaşkanımız oldu. Yedi sene Türkiye'de cumhurbaşkanlığını örnek bir şekilde yapmış. Ahlakına kefilim, namusuna kefilim, dünyada, batıda ve Türkiye'de çok iyi sevildiğine ve tanıdığına kefilim.”

İNGİLİZ MADALYASINA ‘ŞEREF VE ONUR’ GÜZELLEMESİ

Atlantik merkezli siyasi planlara verdikleri destekle bilinen kadronun savunuculuğunu üstlenen Arınç, emperyalizmin merkezinden alınan nişanları devlet görevi kılıfıyla meşrulaştırmaya çalışarak savunmasını tamamladı:

“Böyle bir insanı İngiliz kraliyet ailesinden madalya aldı diyerek aşağılamaya kalkmak, aşağılık insanların işidir. Bizim bazılarımız öyle yerlerden öyle madalyalar aldı ki, bunları eleştirmeye gelmez. Bu bizim şerefimizdir, onurumuzdur. Takdir etmişler. O dönemde bütün kurumlar, kuruluşlar bize birilerini, bana çok vermediler de, Tayyip Bey'e de verdiler, ona da verdiler. Biz bunlarla bugüne kadar övünürken, nereden İngiliz kraliyet ailesinin verdiği nişan gözünüze battı? İngiliz, affedersiniz, İsveç kralı Gustav geldi, usulen Ankara'da yemek verecek. Görüşmeler yapıyoruz da, onlar da öyleymiş. Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, ilk akşam yemek veriyor, ikinci akşamı da İsveç kralı, ülkesinden getirdiği tabaklarla, bıçaklarla, şunlarla, bunlarla yemek verecek. Sezer dedi ki, ben gelmem, böyle bir adeti kabul etmiyorum. İş bize düştü. E tabii eşi de var, kraliçe de var, ben de eşimle gitmek zorundayım. Devlet işi bu. Bana kalsa ben gider bir esnaf lokantasında yemek yerim. Ama gideceğiz yani, devlet bize bu görevi yüklemiş. Gittik. Tabii işin garip tarafı da, Gustav benim eşimin koluna girdi, ben onun eşinin koluna girdim, arka arkaya salona girdik. Sofralara oturduk. Ya biz bu görevimizi yaptık, İsveç kralı bana bir paye verdiyse. Sezer gitseydi ona vereceklerdi kardeşim, ben de masada belki yerimi alacaktım.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler