Ana içeriğe geç

Sinan Ateş’in kişisel bilgilerinin temini davası: Burak Kılıç ve Suat Yılmazzobu'nun tutuklanması talebi reddedildi

Sinan Ateş cinayeti davasında yargılanan dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç ve Ankara İl Başkanı Yardımcısı Suat Yılmazzobu’nun tutuklanması talebi reddedildi.

Sinan Ateş’in kişisel bilgilerinin temini davası: Burak Kılıç ve Suat Yılmazzobu'nun tutuklanması talebi reddedildi
Evrensel
16

Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’e ilişkin bazı bilgileri temin etmek ve cinayet sonrası şüphelilerin gizlenmesine yardımla suçlanan dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç ve Ankara İl Başkanı Yardımcısı Suat Yılmazzobu’nun adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verildi. Duruşmada söz alan Ateş ailesinin avukatı Şeyda Ateş, “Bu dosya sıradan bir dijital inceleme dosyası değildir. Bu dosya, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve planlı şekilde işlendiği iddia edilen bir öldürme eyleminin tüm yönleriyle aydınlatılmasına ilişkindir” dedi. Sonraki duruşma 18 Kasım’da görülecek.

Çukurambar semtindeki Kızılırmak Mahallesi'nde 30 Aralık 2022'de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'in "kişisel bilgilerini temin ederek, faillerin gizlenmesine yardım ettikleri" iddiasıyla, dönemin ülkü ocakları yöneticileri ve 1 polisin aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı dava, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Adli kontrollerin kaldırılması talep edildi

“Sinan Ateş'e ilişkin bazı bilgileri öldürülmeden önce temin etmek, cinayetin ardından da olaya karışanların gizlenmesine yardımcı olmak"la suçlanan dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, Ankara İl Başkanı Yardımcısı Suat Yılmazzobu, eski Çubuk Ülkü Ocakları Başkanı Gürsel Horat ve bir polisin de arasında bulunduğu 8 sanıklı dava ile cinayete ilişkin ana davadan dosyası ayrılan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul'da öldürülen Serdar Öktem ile Mustafa Ensar Aykal hakkındaki davalar birleştirilmişti.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, taraf avukatları ile müdahiller Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, annesi Saniye Ateş ve ablaları Selma ve Selda Ateş ile avukatları katıldı.

Duruşmada tanık Cihangir Yavuz, SEGBİS üzerinden dinlendi. Sanık avukatları adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti.

“Adamları beni takip ediyor, duruşmaya gelmiyor”

Duruşmada söz alan Sevda Ateş, “Bu ülkede hiç suç işlemeyene ceza veriyorlar. Adam öldürene hiç ceza vermiyorlar. Ceza alsınlar istiyoruz, bunu görmek istiyoruz. Arkanızda ‘Adalet mülkün temelidir’ yazısı sadece asılı kalmasın. Her şeyi gören devlet kardeşimin katillerini de biliyor. Gereğinin yapılmasını istiyorum. Bu da hakimlerin elleriyle olacak” dedi.

Selma Ateş ise şunları kaydetti: “Adaletten kaçış yok. Adalet aradığımız yerde sanıklar yok. İstanbul ve İzmir sokaklarında benim arabamın arkasından ayrılmayan, Burak Kılıç ve Suat Yılmazzobu’nun adamları Ankara girişinde buhar olup uçuyorlar. Buraya gelmemek için hasta raporu alıyorlar ancak sokaklarda geziyorlar. Sinan Ateş cinayetinde sadece tetiği çekenler suçlu değildir, yer bulan da adresi veren de hepsi de suçludur. Bizim can güvenliğimiz yok biliyoruz ancak onlara karşı korkusuzca savaşmaya devam edeceğiz. Önce tutuksuz yargılananlar tutuklanmalı. Bunlar tutuklanmadıkları sürece suç işlemeye devam edecekler.”

“Gerçek anlamda bir analiz yapmamıştır”

Duruşmada savunma yapan Ateş ailesinin avukatı Şeyda Ateş, dosyaya giren bilirkişi raporu hakkında şunları kaydetti: “Ek ve kök raporları kabul etmiyoruz. Kök rapor, 27 Kasım 2025’te alındı. 23 Mart’ta ek rapor alındı. Bilirkişi esasen dijital materyaller içerisinde kaç adet fotoğraf, video, belge veya kayıt bulunduğunu sıralamış, ancak bu verilerin olayla bağlantısı konusunda gerçek anlamda bir analiz yapmamıştır. Hangi anahtar kelimeler kullanılmış bilmiyoruz. Binlerce fotoğraf ve dosya var ancak inceleme yöntemi yok. Bilirkişi bana sadece envanter raporu tutmuş. Dolayısıyla ‘delil bulunamadı’ sonucuna hangi yöntemle ulaşıldığı anlaşılamamaktadır. Apple kayıtları, e-postalar ve bulut verileri var ancak bu kayıtların kimlerle ilgili olduğu, hangi tarihleri kapsadığı, dosya kapsamındaki şahıslarla bağlantı içerip içermediği, olay öncesi veya sonrası iletişim hareketliliği gösterip göstermediği araştırılmamıştır. Bir başka ifadeyle, yüzlerce iletişim verisi tespit edilmiş; ancak bu veriler üzerinde iletişim ve ilişki analizi yapılmamıştır. Ayrıca silinen veriler var. Ancak hangi dosyaların silindiği, ne zaman silindikleri, olay tarihine yakın bir silme işlemi bulunup bulunmadığı, kurtarılan verilerin içeriklerinin ne olduğu hususlarında hiçbir açıklama yapılmamıştır. Oysa dijital incelemelerin en kritik alanlarından biri tam da silinmiş verilerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu dosyada cevap aranması gereken temel sorulardan biri de budur.”

Şeyda Ateş, bu dosyanın sıradan bir dijital inceleme dosyası olmadığını belirterek, “Bu dosya, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve planlı şekilde işlendiği iddia edilen bir öldürme eyleminin tüm yönleriyle aydınlatılmasına ilişkindir. Bu nedenle mevcut bilirkişi incelemesinin dosyanın aydınlatılması bakımından yeterli olmadığını düşünüyoruz” dedi. Avukat Ateş, mevcut raporların yalnızca eksik değil, aynı zamanda denetlenebilirlikten uzak, bilimsel gerekçeden yoksun ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığını savunarak, “Dosyada örgütsel bağlantı ve irtibat zinciri araştırılırken böylesine büyük bir iletişim havuzunun yalnızca ‘delil bulunamadı’ denilerek geçiştirilmesi tarafımızca kabul edilemez” diye konuştu.

“Rapor hükme esas alınmamalı”

Avukat Şeyda Ateş, eksiklikler giderilmeden hüküm kurulmasının, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyeceğini bu nedenle raporun hükme esas alınmamasını isteyerek, şu taleplerde bulundu: “Yeni bir bilirkişi heyetinden veya üniversite/adli bilişim uzmanlarından ek rapor alınmasını talep ediyoruz. Eylem münferit bir öldürme değil, planlı ve organize bir yapı içerisinde gerçekleştirilen müşterek faillik veya yardım etme ilişkilerinin bulunduğu bir suç olduğundan bir önceki celsede katılan vekilleri olarak TCK 82, TCK 37, TCK 39 uyarınca değerlendirme yapılmasına ilişkin taleplerimizi tekrar ediyoruz. Dijital verilerde, irtibat ve koordinasyon göstergeleri bu talebimizin temel dayanakları arasındadır. Adli kontrol tedbirlerini ısrarla ihlal eden Burak Kılıç, Suat Yılmazzobu ve diğer ihlal eden sanıklar hakkında adli makamların kararlarına uyulmamakta gösterdikleri istikrarlı menfi tutumları nazara alınarak şahıslar hakkında tutuklama kararı verilmesi, mahkemenin yine aksi kanaate olması durumunda ise haklarında yurt dışı yasağı ve imza yükümlülüklerinin ağırlaştırılarak devamını talep ediyoruz.”

Duruşma 18 Kasım’a ertelendi

Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, Ankara İl Başkanı Yardımcısı Suat Yılmazzobu’nun adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek, tutuklama taleplerini reddetti. Bilirkişi raporlarına ilişkin taleplerin gelecek duruşmada değerlendirmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 18 Kasım’a erteledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler