Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik araştırmalar sonucunda Türkiye Diri Fay Haritası'nı 13 yıl aradan sonra güncelledi. Yeni haritaya göre Türkiye'deki aktif fay sayısı 485'ten 700'e yükseldi.
Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, söz konusu artışın yeni fayların oluştuğu anlamına gelmediğini, uzun yıllardır var olan ancak yeni bilimsel çalışmalarla tespit edilerek haritaya işlendiğini söyledi.
"RİSK ARTMADI, DAHA NET ORTAYA KONULDU"
Prof. Dr. Avcı, güncellenen haritanın deprem riskini artırmadığını, mevcut riskin daha ayrıntılı şekilde ortaya çıkarıldığını belirtti.
Deprem tasarımında kullanılan birçok parametrenin AFAD tarafından yayımlanan deprem tehlike haritalarına dayandığını hatırlatan Avcı, aktif fay sayısındaki artışın bina tasarımlarında ve deprem risk analizlerinde mevcut yaklaşımların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

YENİ BİNALARDA SAHAYA ÖZGÜ ANALİZ ÇAĞRISI
Yeni yapılacak yapıların güncel fay verileri dikkate alınarak tasarlanması gerektiğini vurgulayan Avcı, sahaya özgü deprem analizlerinin önemine dikkat çekti.
Deprem yönetmeliğinin, AFAD'ın yayımladığı deprem spektrumlarının kullanılmasına ya da sahaya özel deprem analizleri yapılmasına imkan tanıdığını belirten Avcı, özellikle yeni belirlenen faylara yakın bölgelerde zemin ve deprem ivmesi hesaplarının ayrıntılı biçimde yapılmasının daha güvenli yapılaşma sağlayacağını söyledi.
MEVCUT BİNALAR DA YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ
Prof. Dr. Eyübhan Avcı, yalnızca yeni yapılar değil mevcut yapı stokunun da güncellenen diri fay haritası doğrultusunda yeniden analiz edilmesi gerektiğini ifade etti.
Yaklaşık yüzde 44 oranında artan aktif fay sayısının, mevcut binaların deprem performans değerlendirmelerinde dikkate alınması gereken yeni veriler sunduğunu belirten Avcı, risk analizlerinin güncel haritalar esas alınarak yenilenmesi gerektiğini kaydetti.
Marmara, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde aktif fay yoğunluğunun dikkat çekici olduğunu belirten Avcı, buna karşın fay sayısının daha az olduğu bölgelerin güvenli kabul edilmemesi gerektiğini söyledi.
Komşu illerde meydana gelen büyük depremlerin çevre illeri de ciddi şekilde etkileyebildiğini vurgulayan Avcı, özellikle zemin özelliklerinin deprem hasarında belirleyici rol oynadığına dikkat çekti.
Henüz tespit edilmemiş aktif fayların da bulunabileceğini ifade eden Prof. Dr. Eyübhan Avcı, vatandaşların "deprem olacak mı?" sorusu yerine yaşadıkları binaların depreme dayanıklılığını sorgulaması gerektiğini söyledi.
Yapıların zemin ve taşıyıcı sistem analizlerinin yapılmasının önemine işaret eden Avcı, belediyelerin ruhsat süreçlerinde sahaya özgü deprem analizlerini daha etkin şekilde denetlemesi gerektiğini belirterek, doğru analizlerle tasarlanan yapıların depremde hasar alma riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti.