Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Sakarya'da gerçekleştirilen 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda teşkilat mensuplarına yönelik çarpıcı mesajlar verdi.
Yaklaşan siyasi süreçler öncesi parti içi disiplin, vatandaşla doğrudan temas ve sahadaki aktif çalışma temposu ana gündem maddeleri oldu. Partililerine seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, rehavete kapılınmaması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizerek, "Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok." ifadelerini kullandı.

"Vatandaşın Sorunlarına Çare Üreteceğiz, Derman Kapısıyız"
İktidar partisinin halkla olan bağının kopmaması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, AK Parti teşkilatlarının toplum nezdinde bir "derman kapısı" misyonu taşıdığını belirtti. Sahadan gelen taleplerin ve şikayetlerin asla göz ardı edilmemesi (bigâne kalınmaması) talimatını veren Erdoğan, bürokratik veya yerel imkanların sonuna kadar zorlanarak vatandaşın derdine çare bulunması gerektiğini ifade etti. Bu çıkış, Ankara kulislerinde AK Parti'nin önümüzdeki dönemde doğrudan tabana ve sokağa dokunan, çözüm odaklı yeni bir saha stratejisi izleyeceği şeklinde yorumlandı.

Şehitlerin Hatırasıyla Gelen Sorumluluk: "Sokağı Asla Boş Bırakmayacağız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının en duygu yüklü bölümü ise terörle mücadelede ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde hayatını kaybeden şehitlerin anıldığı anlar oldu. Teşkilat mensuplarının omuzlarındaki yükün ağırlığını hatırlatan Erdoğan; Eren Bülbül, Aybüke Yalçın, Ömer Halisdemir, Yasin Börü (Hint Recep) ve Mehmet Selim Kiraz gibi Türkiye'nin ortak hafızasına kazınan kahramanları tek tek saydı. Bu aziz kadronun, din, vatan ve bayrak uğruna can verenlerin hatırasına sahip çıktığını belirten Erdoğan, sözlerini teşkilata yönelik güçlü bir motivasyon çağrısıyla noktaladı: "Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermektir. Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız."

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Siyasete yeni soluk kazandırdık. Millet bizi hesaba çekmeden biz kendimizi hesaba çektik. Her adımı başarıyla dolu çeyrek asırlık destan yazdık. 25 yıldır bu ilkelerimizden taviz vermedik. Farklı düşüncelere kapımızı kapatmadık. 25 yıldır ufkumuzu genişletmekten vazgeçmedik. AK Parti kitabına yeni sayfalar ve karakterler eklemekten geri durmadık.
Geleceğe dönük hedeflerimiz elden geçirildi. Partimizin önümüzdeki dönem hedeflerini oluştururken bunları göz önünde bulunduracağız. Organizasyonun başarılı şekilde geçmesini sağlayan Genel Sekreterliğimiz ve Medya Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Toplantımızın hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Bizler de 25 yıl önce millete hizmet için yola koyulduk. Biz çıkar birliği değil kader birliği yaparak yola çıktık. Bir siperi aştığımızda önümüzde yeni ufuklar beliriyor. Bir hedefi geçtiğimzde yeni hedefler ve görevler koyuyoruz. Önümüze çıkan bariyerleri tek tek devirerek bugünlere geldik. Bu millet biz gönlünü vermiştir. Millet bu kadroya gönlünü ve geleceğini vermiştir. Biz de buna gölge düşürmedik. Biz bu kadroyla büyük bir başarı hikayesine imza attık.

Çeyrek asırlık bu yolculukta sizlerle birlikte olmak ve en çetin mücadelelere birlikte girmek beni ziyadesiyle mutlu etti. Böyle bir partinin neferi olmaktan ve Genel Başkanı olmaktan gurur duydum. Ben siz kardeşlerimizden razıyım. İnanıyorum ki; millette de sizden razıdır. Dana nice seneler yürümeye devam edeceğiz.
Rabbim bize millete hizmet etmeyi nasip etti. 25 yıldır artık bu sınırları da aştı bizlerden umut bekleyenler var. Daha önce kimsenin gitmediği ilçelere, beldelere gittik. Türkiye’yi birçok kez baştan başa dolaştık. Sadece Türkiye değil bir çok yeri gittik gördük ve ziyaretler yaptık. En sıkıntılı zamanlarda Somalili kardeşlerimizi yalnız bırakmadık.

Değerli yol ve dava arkadaşlarım, Rabbim kadro olarak bizlere bu ülke ve millete hizmet etme bahtiyarlığı nasip etti. 25 yıl önce milletin umudu olarak yola çıkmıştık. Ama bugün sınırlarımız dışında yaşayan yüz milyonların da umut kaynağı hâline geldik. Şimdi değerli kardeşlerim, Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız sırasında sizlerle birlikte ülkemizin 81 vilayetini defalarca ziyaret ettik.
Daha önce hiçbir siyasetçinin gitmediği ilçelere, beldelere ve köylere beraberce gittik. Uzak, yakın demedik. Yağmur, çamur demedik. Güneş, yaz, ayaz demedik. Türkiye'yi bir baştan diğer başa pek çok kez dolaştık. Sadece Türkiye'de değil, bölgemizden başlayarak Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Latin Amerika'ya, Orta Doğu'dan Türk dünyasına dünyanın dört bir yanına ziyaretler gerçekleştirdik. Aynı şekilde bunların da önemli bir kısmı daha önce hiç gidilmeyen, hiç ziyaret edilmeyen yerlerdi.

En sıkıntılı zamanlarında Somalili kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Arakan'daki kardeşlerimizin yürek dağlayan dramını dünyaya duyurduk. Sel felaketi ile sarsılan Pakistan halkının zor günlerinde yanında olduk. İsrail'in devlet terörü karşısında Filistinli kardeşlerimize destek verdik. Biz gidemezsek ailemiz gitti. Arkadaşlarımız gitti. Diplomatlarımız, resmî kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, özel temsilcilerimiz gitti.
İç siyasette Ankara'yı, Türkiye'yi dünyaya açtık. Yıllarca ihmal edilmiş, yok sayılmış, yıllarca Türkiye'nin kapsama alanı dışında bırakılmış kardeş coğrafyalarla kucaklaştık. Mazlumlara el uzattık. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa, nerede Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyuluyorsa, Türk nerede bekleniyorsa, yolu nerede gözleniyorsa tüm imkânlarımızla orada olmaya gayret ettik.
Değerli yol ve dava arkadaşlarım, bugün şu gerçeği bir kez daha tüm samimiyetimle, tüm yüreğimle burada siz dostlarımın huzurunda açıkça ifade etmek istiyorum. Bunu belagat olsun diye değil, gittiğim, gördüğüm, ziyaret ettiğim yerlerde bizzat şahitlik ettiğim için söylüyorum. AK Parti mensuplarından çok daha büyük bir harekettir. AK Parti kadroları olarak hepimiz elbette 86 milyonun umuduyuz.

Ama bu teşkilat, bu parti, bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umududur. Emin olunuz. Gazze'nin yegâne umudu sizlersiniz. Ayağa kalkmakta olan Şam'ın umudu sizlersiniz. Küllerinden yeniden doğan Halep'in umudu sizlersiniz. Hartum'un, Beyrut'un, Trablusşam'ın, Trablusgarp'ın umudu sizlersiniz. Unutmayın. Lefkoşa size bakıyor. Bakü size bakıyor. Saraybosna, Üsküp, Bağdat, Basra size bakıyor. Unutmayın. Biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz.
Kim ki şahsi hırslarına yenik düşer, bilsin ki aziz milletimizin de kardeş coğrafyalarında ümmetin de vebali üzerindedir. Bizim mazlumlara verdiğimiz sözler vardır. Bizim mazlumlara ödenecek borcumuz vardır. Bizim mazlumlara karşı mesuliyetimiz vardır. Bakınız. Gazze'de bir arabada yakınlarının cesetleri arasında sıkışmış hâlde ambulans bekleyen, bu sırada sağlık çalışanı ile birlikte dua eden, Kur'an okuyan Hint Recep yavrumuzu kasten öldürdüler. Annesinin emzirdiği bebeği nişan alarak kasten öldürdüler. Parklarda, okullarda, hastanelerde, köylerde masum yavruları kasten öldürdüler.
Dünyayı daha tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan binlerce bebeği, ağzı süt kokan binlerce sabiyi şehit ettiler. Orada, Gazze'de bir soykırım yaşandı. Hâlen de saldırılar devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki sorulacak. Sorulacak. Sorulacak. Bunu ihmal edemeyiz. Bu soykırımın hesabını Allah izin verirse işte bu kadro soracak.
Kardeşlerim. Tüm kalbimle söylüyorum. Yükünüz çok ağır. Ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hint Recep'in o güzel gözleri, o masum gözleri gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül'ü hatırlayın. Aybüke Yalçın'ı hatırlayın. Ayşe Nur Alkan'ı hatırlayın. Mehmet Selim Kiraz'ı hatırlayın. Ömer Halisdemir'i, Halil Kantarcı'yı hatırlayın. Şehit Mustafa Cambaz'ı hatırlayın.
15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan koparılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu kadro, bu aziz kadro bugüne kadar Hazreti Peygamber'in aleyhissalatu vesselam, ehlibeytin, evliyanın, ulemanın, ecdadın, şehitlerimizin, gazilerimizin, din, vatan ve bayrak uğruna can veren kahramanların, mazlumların hatırasına sahip çıkmış bir kadrodur. Sahip çıkmaya da devam edecektir.

Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermek, daha çok çalışmak, daha çok gayret etmektir. Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. Caddeyi, sokağı asla boş bırakmayacağız.
Her büyük şehirde, ilde, ilçede, beldede, köyde teşkilatımızın en az bir üyesiyle tokalaşmayan, konuşmayan, tanışmayan kimse kalmayacak. Medya tamam. Sosyal medya tamam. Ama bizim hareketimiz ruh ve muhabbet üzerine kuruludur. Unutmayın. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl. Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl? Biz gönüller yaparak, gönüller kazanarak bugünlere geldik.
Teşkilatımız her an vatandaşımızla hemhâl olacak. Bize geleni başımızın tacı edeceğiz. Bize gelmeyeni gidip arayıp bulacak, hâl hatır soracak, derdini dinleyeceğiz. Tebrik ve takdirler kadar, hatta onlardan daha da fazla eleştirilere kulak vereceğiz. Kibirden özellikle uzak duracağız. Tevazuyu elden bırakmayacağız. İktidar partisi demek hacet kapısı, dert kapısı, derman kapısı demektir.
Vatandaşlarımızın ilettiği sorunlara bigâne kalmayacak, çare bulmaya çalışacağız. Çare bulamıyorsak imkânlarımızı daha da zorlayacağız. Allah'ın izniyle çeyrek asırlık destana yeni zaferler eklemeye hep birlikte devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kampımızın her aşamasında payı ve emeği bulunan, toplantımıza katkı veren tüm kardeşlerime tekrar şükranlarımı sunuyorum. Yeniden buluşmak temennisiyle sizleri Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun. Var olun. Allah'a emanet olun."
DHA / İHA