Ana içeriğe geç

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık Avrupa’ya konuştu: Fransa-GKRY Askeri Anlaşması yok hükmündedir

Doğu Akdeniz’de gerilim tırmanıyor. Güney Kıbrıs adayı batılı devletlerin askeri üssü haline getiriyor. GKRY ile Fransa askeri içerikli SOFA anlaşması imzaladı. KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık Avrupa’nın sorularını yanıtladı

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık Avrupa’ya konuştu: Fransa-GKRY Askeri Anlaşması yok hükmündedir
Aydınlık
16

YASİN OKYAY

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa askeri içerikli Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA) imzaladı. Fransız askerlerinin adada konuşlandırılmasını ve askeri üslere erişimi yasal çerçeveye oturtan SOFA anlaşması yürürlüğe girdi. Kıbrıs adasında gerilimi tırmandıracak adımlar atan GKRY ile Fransa arasındaki askeri anlaşmaya karşı Ankara ve Lefkoşa'dan peş peşe sert tepkiler geldi. KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık Avrupa’nın sorularını yanıtladı. Anlaşmayı "yok hükmünde" ilan eden Ertuğruloğlu, Rum tarafının adanın tek meşru temsilcisiymiş gibi davranarak attığı bu tek taraflı adımların Doğu Akdeniz'deki gerginliği artırdığını vurguladı. Doğu Akdeniz’de dengenin yalnızca Türkiye ve KKTC’yi içerecek şekilde kurulabileceğini belirten Ertuğruloğlu “GKRY’nin özellikle son dönemlerde, farklı gerekçelerle güneyi tek taraflı şekilde ABD, İsrail ve Fransa gibi ülkelerin askerî kullanımına açtığı gözlemlenmektedir. Bu yaklaşım, Kıbrıs adasını bölgesel barış ve işbirliğinin merkezi haline getirmek yerine, belirli güçlerin jeostratejik hesaplarının bir unsuru haline dönüştürmekte ve belirli çatışmalara taraf askeri bir üs haline getirmektedir.” ifadelerini kullandı.KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık Avrupa’ya konuştu: Fransa-GKRY Askeri Anlaşması yok hükmündedir - Resim : 1

‘GKRY DOĞU AKDENİZ’DE GERGİNLİĞİ ARTIRMAKTA’

GKRY ve Fransa arasında imzalanan anlaşmayla, Fransa’nın adadaki askerî varlığı hukuki bir zemin kazanmış oluyor. KKTC bu konuda uluslararası alanda ne gibi diplomatik adımlar atmayı planlıyor?

Kıbrıs adasında temel sorun, GKRY'nin adanın tamamını temsil ettiği varsayımıyla hareket ederek üçüncü ülkelerle tek taraflı tasarruflarda bulunmasıdır. GKRY esasen askerî kazanım ve stratejik avantaj elde etmeye yönelik yoğun bir askeri çaba içerisindedir. GKRY’nin kendisini Ada’nın tek meşru temsilcisi olarak göstererek Fransa ve diğer ülkelerle askerî içerikli anlaşmalar imzalaması, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını, egemen eşitliğini ve Ada üzerindeki eşit statüsünü yok sayan tek taraflı bir yaklaşımın ürünü olup yok hükmündedir ve hiçbir meşrutiyet taşımamaktadır. Bu yöndeki tek taraflı tasarruflar mevcut sorunları daha da derinleştirmekte adada ve Doğu Akdeniz’de gerginliği artırmaktadır.

‘GÜVENLİK VE İSTİKRARIN TEK DAYANAĞI TÜRK ASKERİNİN ADAMIZDAKİ MEVCUDİYETİDİR’

Kıbrıs'ta güvenlik ve istikrarın tek dayanağı, önemli bir caydırıcı güç olan Türk askerinin adamızdaki mevcudiyetidir. Güvenlik ve savunma alanında atılan her adımın adadaki gerçekler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Doğu Akdeniz'de sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi, yeni cepheler ve bloklaşmalar üzerine değil; tüm ilgili tarafların eşit şekilde dahil edildiği, karşılıklı saygı ve ortak çıkar temelinde şekillenen bölgesel işbirliği mekanizmaları üzerine inşa edilmelidir.

GKRY’nin, çeşitli bahanelerle esasen askerî kazanım ve stratejik avantaj elde etmeye yönelik olarak giderek yoğunlaşan bu ve benzeri adımları, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin hassas dengelere zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Yaşanan gelişmeler Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin taşıdığı hayati önemi bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu çerçevede KKTC, Anavatan Türkiye ile savunma, güvenlik ve stratejik işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir.KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Aydınlık Avrupa’ya konuştu: Fransa-GKRY Askeri Anlaşması yok hükmündedir - Resim : 2

- Tahsin Ertuğruloğlu

KKTC, Türkiye ile tam eşgüdüm içinde, uluslararası platformlarda Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü görmezden gelen ve iki tarafın rızasına dayanmayan girişimlerin bölgesel istikrara hizmet etmeyeceğini, bölgede kalıcı güvenlik ve istikrarın ancak kazan-kazan anlayışıyla ve tüm tarafların meşru hak ve çıkarlarının gözetildiği bir yaklaşımla tesis edilebileceğini tüm muhataplarımıza anlatmaya devam edecektir.

‘GÜNEY KIBRIS’IN BAZI ÜLKELERİN ASKERİ KULLANIMINA AÇILMASI BÖLGE İÇİN GÜVENLİK TEHDİDİDİR’

ABD-İsrail-Yunanistan ve GKRY cepheleşmesine Fransa da mı eklendi?

Doğu Akdeniz’de artan jeopolitik hassasiyete bağlı olarak Fransa’nın son dönemde GKRY ile savunma alanındaki işbirliklerini artırdığı görülmektedir. Fransa'nın attığı adımlar bölgesel istikrara hizmet etmemekte, statükoyu kendi lehine tahkim etmek için yıllardır sistematik tek taraflı girişimlerde bulunan GKRY ve Yunanistan'ın maksimalist tezlerine ilave siyasi destek sağlamaktadır. KKTC ve Türkiye bölgede kalıcı istikrarın ancak diyalog ve karşılıklı çıkar temelinde kapsayıcı işbirliği modelleri ve tüm tarafların meşru hak ve çıkarlarının tanınmasıyla sağlanabileceği görüşündedir.

GKRY’nin özellikle son dönemlerde, farklı gerekçelerle güneyi tek taraflı şekilde ABD, İsrail ve Fransa gibi ülkelerin askerî kullanımına açtığı gözlemlenmektedir. Bu yaklaşım, Kıbrıs adasını bölgesel barış ve işbirliğinin merkezi haline getirmek yerine, belirli güçlerin jeostratejik hesaplarının bir unsuru haline dönüştürmekte ve belirli çatışmalara taraf askeri bir üs haline getirmektedir. GKRY’nin yürüttüğü yoğun silahlanma faaliyetleri ve dahil olduğu askeri işbirlikleri bölgedeki hassas dengeleri değiştirme tehlikesi taşımakta ve Adanın Doğu Akdeniz’de güvenlik açısından bir hedef haline gelmesine yol açmaktadır. Bölgede yaşanan son çatışmalar da bunu teyit eder niteliktedir. Bununla birlikte, Güney Kıbrıs’ın bazı ülkelerin askeri kullanımına açılması sonucunda bunların kalıcı askerî varlıklara dönüşmesi, zaten hassas dengeler üzerine kurulu olan Doğu Akdeniz'de yeni riskler ve gerilimler yaratmakla kalmayıp, hem Ada halkı hem bölge açısından bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır.

GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin özellikle Hrtistodulidis’in Kıbrıs Rum liderliğine getirilmesinden sonra hız kazandığı ortadadır. Hristodulidis yönetimi, göreve geldiğinden bu yana, askeri teçhizat ve silahlanma amaçlı milyarlarca avro harcamış, birçok farklı üçüncü ülke ile askeri işbirlikleri geliştirmiştir.

‘DOĞU AKDENİZDE DENGE ANCAK TÜRKİYE VE KKTC’Yİ İÇERECEK ŞEKİLDE KURULABİLİR’

Doğu Akdeniz’de KKTC ve Türkiye’nin çıkarları hangi uluslararası güçlerle örtüşüyor? Yunanistan, İsrail ve ABD’nin bölgedeki cepheleşmesine hangi cepheyle yanıt verilmeli?

Bölgemizde barış, huzur ve istikrarın hakim olmasını isteyen tüm taraflarla KKTC ve Türkiye Cumhuriyetinin çıkarları örtüşmektedir. KKTC ve Türkiye’nin temel yaklaşımı, Doğu Akdeniz’in rekabet değil işbirliği alanı olmasıdır. Doğu Akdeniz'de sürdürülebilir denge ancak Doğu Akdeniz’e en uzun kıyısı bulunan ve Adamıza en yakın mesafede yer alan ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve adanın egemen eşit ortağı olan Kıbrıs Türklerini de içerecek denklemlerle kurulabilir. Bu nedenle yapılması gereken, kutuplaşmalar oluşturmak değil, enerji, ulaştırma, ticaret yolları ve güvenlik alanlarında gerçekçi ve kapsayıcı çok taraflı işbirliği modellerini güçlendirmektir. Kıbrıs Türklerinin ada üzerindeki egemen eşit hakları ve Türkiye’nin bölgesel kapasitesi, jeostratejik konumu ve geniş coğrafyalara uzanan diplomatik bağlantıları göz ardı edilerek kurulacak hiçbir bölgesel mimarinin sürdürülebilir olması mümkün değildir.

‘GÜNEY KIBRIS VE İSRAİL ARASINDAKİ YAKINLAŞMA’

Son dönemde İsrailli kişi ve şirketlerin GKRY’de arazi ve emlak yatırımlarını artırdığı yönünde haberler var. KKTC bu gelişmeleri nasıl takip ediyor?

Kıbrıs adası gibi jeopolitik açıdan son derece önemli ve hassas bir yerde, İsrailli kişi ve şirketler tarafından gerçekleştirilen mülkiyet edinimlerinin siyasi, stratejik ve demografik boyutları da bulunmaktadır ve bu yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. İsrail’in GKRY’de artan arazi ve emlak alımları ve genel olarak adaya yönelik politikaları tarafımızdan yakından takip edilmektedir.

Ada’nın geleceğini etkileyebilecek nitelikteki bu gelişmelerin uzun vadeli sonuçlar doğurma potansiyeli bulunmaktadır. Bunun yanında, Güney Kıbrıs ile İsrail arasında son dönemde yaşanan askeri ve diğer alanlardaki yakınlaşma, bölgede giderek yalnızlaşan İsrail’in bölgede işbirliği yapabileceği bir ortak arayışından da kaynaklanmaktadır.

‘RUM TARAFI, KKTC İLE TDT ARASINDAKİ İLİŞKİLERE ZARAR VERMEYE ÇALIŞMAKTA’

Türk Devletleri Teşkilatı ile yakın ilişkilere sahip olan KKTC’nin Türk dünyasındaki varlığı karşısında, GKRY’nin Kazakistan’da büyükelçilik açma ve diplomatik hamle yapma girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleriyle kurduğu ilişkiler giderek kurumsallaşan ve güçlenen bir nitelik taşımaktadır. KKTC’nin, TDT nezdinde anayasal ismi ve bayrağıyla elde ettiği gözlemci statüsü ve Türk devletleriyle artan temasları, Kıbrıs Türk halkının uluslararası görünürlüğüne önemli katkı sağlamaktadır. Bu ilişkiler geçici siyasi hesaplara değil; ortak tarihi, kültürel, kimlik ve yüzyıllara dayanan beşerî bağlara dayanmaktadır. Kıbrıs Türk halkı, uluslararası alanda kendi özne kimliğini giderek daha güçlü şekilde ortaya koymaktadır.

GKRY’nin Türk devletleri nezdinde diplomatik girişimlerde bulunmasını, KKTC'nin Türk dünyasındaki artan görünürlüğünü ve ilişkilerini değiştirecek bir gelişme olarak görmüyoruz. Kıbrıs Türk halkı, Türk dünyasının doğal ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu gerçek, diplomatik veya siyasi girişimlerle değiştirilemez.

Rum tarafı, AB’nin desteğini de arkasına alarak KKTC ile TDT arasındaki gelişen ilişkilere zarar vermeye çalışmaktadır. Bu girişimler, GKRY’nin Kıbrıs Türk halkına her alanda kısıtlama ve engel dayatma politikasının yeni bir yansımasıdır.

Son gelişmeler KKTC’nin Türk dünyasıyla kurumsal bağlarını güçlendirmesinin ne kadar doğru ve gerekli bir strateji olduğunu bir kez daha göstermektedir. KKTC, Türk dünyasıyla ilişkilerini kararlılıkla geliştirmeye; egemen eşitliğini, güvenliğini ve meşru çıkarlarını savunmaya devam edecektir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler