Bir ürün düşünün mağazada satışa çıkıyor. Fiyatı 2 bin lira. Kısa süre içinde stoklar da tükeniyor. Ürünü satın alamayan tüketiciler birkaç gün sonra ikinci el platformlarına yöneliyor. Karşılarına çıkan fiyat ise 9 bin 500 lira.
Son yıllarda dijital ekonominin ürettiği yeni fırsatçılık yöntemlerinden biri tam olarak böyle işliyor.
Bazı kişiler, yoğun ilgi göreceğini düşündükleri ürünleri piyasaya çıkar çıkmaz toplu şekilde tüm bedenlerinden satın alıyor.
Ardından oluşan stok sıkıntısını fırsata çevirerek aynı ürünleri ikinci el platformlarında kat kat yüksek fiyatlarla satışa sunuyor.
Ortada yeni bir üretim yok. Ekstra bir hizmet yok. Ürünün kalitesinde bir değişiklik yok. Ancak fiyat birkaç gün içinde yüzde 300-400 artabiliyor.

GÖRÜNMEYEN ENFLASYON
Bu durum ilk bakışta sadece bireysel bir fırsatçılık gibi görünebilir. Ancak mesele bundan daha büyük.
Çünkü ekonomide fiyatlar yalnızca üretim maliyetleri nedeniyle yükselmez. Bazen araya giren aracılar ve spekülatif hareketler de fiyatları yukarı taşır.
Bugün bazı moda ürünlerinde yaşanan durum tam olarak buna benziyor.
Bir ürünün gerçek piyasa değeri ile tüketicinin ödemek zorunda kaldığı fiyat arasındaki fark giderek büyüyor. Sonuçta vatandaş aynı ürüne ulaşabilmek için cebinden çok daha fazla para çıkarmak zorunda kalıyor. Bu da satın alma gücünü aşağı çeken görünmez bir maliyet oluşturuyor.
ÜRÜN DEĞİL, KITLIK SATILIYOR
Aslında satılan şey çoğu zaman ürünün kendisi değil.
Satılan şey erişim.
Bir ürün mağazada bulunamadığında, o ürüne ulaşabilen kişiler piyasanın kontrolünü ele geçirmiş oluyor.
Böylece fiyatı marka, üretici ya da maliyetler değil; stokları önceden toplayan kişiler belirlemeye başlıyor.
Ekonomide buna yapay kıtlık oluşturmak deniliyor. Gerçek bir üretim sorunu olmadığı halde piyasadaki ürün miktarı azaltılıyor ve fiyatlar yukarı çekiliyor.

PARA VATANDAŞIN CEBİNDEN KİMİN KASASINA GİDİYOR?
İşin dikkat çekici tarafı ise oluşan fiyat farkının üreticiye gitmemesi. 2 bin liraya satılan bir ürünün 9 bin 500 liraya çıkması halinde aradaki 7 bin 500 liralık fark üretim yapan şirkete gitmiyor, onu satan mağazaya ya da saatlerce çalışan mağaza çalışanına gitmiyor. Hatta ülkeye vergi olarak da geri dönmüyor.
Ekonomiye yeni bir değer katmadığı gibi enflasyonun tetikleyicilerinden biri oluyor. Bu para yalnızca ürünü erken satın alıp daha pahalıya satan kişilerin fahiş kazancına dönüşüyor. Yani ortaya yeni bir ekonomik değer çıkmadan, mevcut gelir tüketiciden fırsatçıya transfer edilmiş oluyor.
DİJİTAL DÜNYANIN YENİ KARABORSASI: KITLIK İÇİN SATIN AL
Geçmişte karaborsa denildiğinde akla konser biletleri, maç biletleri veya sınırlı sayıdaki ürünler gelirdi. Bugün ise aynı sistem sosyal medya ve e-ticaret platformlarının desteğiyle çok daha hızlı çalışıyor. Bir ürünün popüler hale gelmesiyle birlikte yüzlerce kişi aynı anda satın alma yarışına giriyor. Bazıları ürünü kullanmak için alırken, bazıları ise daha yüksek fiyata satmak için stok yapıyor. Sonuçta piyasada gerçek tüketici kaybediyor.
TEHLİKE SADECE KIYAFETTE DEĞİL
Bugün bu yöntem kıyafetlerde görülüyor olabilir. Yarın elektronik ürünlerde, oyuncaklarda, koleksiyon ürünlerinde, konser biletlerinde veya sınırlı sayıdaki kampanyalarda da aynı tablo ortaya çıkabilir. Dijital platformlar üzerinden organize edilen bu al-sat sistemi büyüdükçe, fiyat oluşum mekanizması da bozuluyor. Piyasa değerinin yerini spekülasyon alıyor.
YENİ NESİL ENFLASYON CANAVARLARI
Enflasyon denildiğinde genellikle akla döviz kuru, enerji maliyetleri veya üretim giderleri geliyor. Ancak dijital çağın yeni enflasyon canavarlarından biri de fırsatçılık ekonomisi. Bir ürünün fiyatını maliyetler değil, stokçular belirlemeye başladığında ortaya çıkan yük doğrudan tüketicinin omuzlarına biniyor. 2 bin liralık bir kıyafetin birkaç gün içinde 9 bin 500 liraya çıkabilmesi yalnızca bir moda hikâyesi değil. Bu durum, dijital platformlarda ortaya çıkan yeni nesil fırsatçılığın ve tüketicinin cebine uzanan görünmez elin en somut örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Pandemi dönemimde sıfır araçları otoparklarda bekleten fırsatçılar yüzünden ikinci el araçların sıfır araç fiyatlarını geçtiğini görmüştük.