Ana içeriğe geç

Bakan Gürlek'ten AP'nin yaptırım iddiasına yanıt: Türk yargısı ve şahsıma yönelik ideolojik, ön yargılı bir tutum

Avrupa Parlamentosu’nda 17 Haziran’da oylanması planlanan Türkiye raporu taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptırım listesine alınmasının önerildiği iddia edildi. Gürlek ise açıklamasında Türk yargısının bağımsız olduğunu belirterek iddialara ve girişime tepki gösterdi

Bakan Gürlek'ten AP'nin yaptırım iddiasına yanıt: Türk yargısı ve şahsıma yönelik ideolojik, ön yargılı bir tutum
Gazete Oksijen
16

T24'ün haberine göre Avrupa Parlamentosu’nda 17 Haziran’da oylanacak Türkiye raporunun taslak metninde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yaptırım listesine alınacağı öne sürülmüştü.

Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Vladimir Prebilic, bu konuda bilgilendirilen Ankara’nın “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı” diye sorulduğunu aktardı.

Prebilic, “Burada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ismi bizzat metne girdi. Çünkü kendisini bu siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların baş aktörü olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Akın Gürlek'ten yanıt geldi

Adalet Bakanı Gürlek X üzeriden yaptığı açıklamada "Türkiye Cumhuriyeti, demokratik hukuk devleti ilkesine bağlı, köklü devlet geleneğine sahip, bağımsız ve egemen bir ülkedir. Türk yargısı, kararlarını anayasa, kanunlar ve milletimiz adına sahip olduğu yargı yetkisi çerçevesinde verir" sözlerini kullandı.

Bakan Gürlek'in açıklamasının tam hali şöyle:

"Türkiye’de devam eden yargı süreçlerini çarpıtarak, henüz kovuşturması devam eden dosyalar üzerinden siyasi kampanya yürütmek; Türk yargısına ve şahsıma yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmak, ancak ideolojik ön yargılarla izah edilebilir bir tutumdur.

Avrupa Parlamentosu’nun bazı çevrelerince körüklenen bu siyasi içerikli yaklaşım, bu kişilerin temsil ettiği kurumların güvenilirliğini zedelemektedir. Bizim için asıl olan, Aziz Milletimizin vicdanı ve bağımsız Türk mahkemelerinin kararlarıdır.

Avrupa Parlamentosu raporları ise tavsiye niteliğinde siyasi metinlerdir. Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır.

"Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceğini sanmasın"

Belediyecilik döneminden seçim kampanya süreçlerine kadar farklı başlıklarda tartışma konusu olmuş bir Avrupa Parlementosu üyesinin, kendi siyasi kariyerine ilişkin kamuoyuna yansıyan şeffaflık, etik ve hesap verebilirlik tartışmalarına bakması da yerinde olacaktır.

Türkiye; terörle, organize suç örgütleriyle, yolsuzlukla ve her türlü hukuksuzlukla mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu mücadele ne içeriden ne de dışarıdan yürütülen siyasi baskı kampanyalarıyla sekteye uğratılamaz.

Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceği zehabına kapılmasın. Milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve hukuk düzenimizin korunması için görevimizi yapmaya devam edeceğiz."

Kaynağa Git

İlgili Haberler