Irak'ı kana bulayan ABD, takvimler 4 Temmuz 2003’ü gösterdiğinde emperyalist tarihinin en küstah haydutluklarından birine imza attı. Kendi Bağımsızlık Günü’nü kutladığı gün, Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde karargah kurmuş olan Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu 3 subay ve 8 astsubayımız ile 13 Türkmen sivil, sözde müttefik ABD ordusunun 173. Hava İndirme Tugayı ve peşmergelerin ortak baskınıyla derdest edildi. Elleri kelepçelenen ve başlarına çuval geçirilen askerlerimiz, 60 saat boyunca Bağdat’taki cezaevlerinde sorgulandı. Türk milletinin egemenliğine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin onuruna yönelik bu açık saldırının yıl dönümünde, yaklaşan NATO zirvesi öncesi Atlantik merkezli tehditlerin niteliği hala güncelliğini koruyor.
ERGENEKON İDDİANAMESİNE GİRMİŞTİ
Sonraki yıllarda vatansever Türk subaylarını hedef alan Ergenekon kumpası iddianamelerinden çıkan "Süleymaniye Olayının Değerlendirilmesi" ve "Süleymaniye Olayının Sonrası Türkiye’nin Kuzey Irak Politikası ve Amerika" başlıklı gizli dokümanlar, bu saldırının arkasındaki esas stratejik planı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. İddianameye taslak halinde giren raporlar, ABD'nin 11 Eylül sonrasında dünyaya dayattığı "Ya benim tarafımdasın ya da karşımdasın" zorbalığının Türkiye'deki yansımasını deşifre ediyor.
1 MART TEZKERESİNE MİSİLLEME
Mart 2003 tarihinde TBMM’nin Amerikan işgal askerlerinin Türk topraklarını kullanmasına izin veren tezkereyi reddetmesi, Washington koridorlarında büyük bir şok ve "ihanet" olarak algılandı.
Baskının perde arkasındaki en kritik etkenlerden bir diğeri ise bölgedeki Türkmen varlığına vurulmak istenen darbeydi. 10 ve 11 Nisan 2003 tarihlerinde Kerkük ve Musul'da tapu dairelerini basan peşmergeler, Türkmenlere ait asırlık kayıtları yakarak bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi hedeflemişti. Süleymaniye'de görevli Türk Özel Kuvvetleri unsurları ise bu girişimden önce tarihi tapu kayıtlarını kopyalayarak Türkiye'ye ulaştırmayı başarmıştı. İşte ABD ve peşmerge ortaklığındaki çuval baskını, bu stratejik hamlenin ve Türkmenlerin koruyuculuğunu üstlenen TSK’yı bölgeden tamamen tasfiye etme niyetinin bir sonucuydu.
HEDEF TÜRK ORDUSUNU SİNDİRMEKTİ
Resmi raporlar, operasyonun bizzat Washington ve Pentagon şahinlerinin emriyle yönetildiğini doğruluyor. Dönemin Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher’in itiraf niteliğindeki açıklamaları da eylemin planlı bir devlet politikası olduğunu kanıtlar nitelikteydi. ABD, 1 Mart tezkeresinin faturasını hükümet yerine doğrudan hedef aldığı TSK'ya kesmek istedi. Kamuoyunda ordunun itibarını kırmak, sinmesini sağlamak ve terör örgütü PKK’ya "Biz istemedikten sonra Türkiye size dokunamaz" mesajı vermek operasyonun ana hedefleri arasındaydı.
Nitekim Süleymaniye’de Türk askerinin başına geçirilen o çuval, sonraki yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve vatanseverlere kurulacak olan NATO güdümlü FETÖ kumpaslarının da ilk habercisiydi. Nitekim ilerleyen süreçte Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere yüzlerce yurtsever subay, sahte deliller ve gizli tanık beyanlarıyla zindanlara atılarak tasfiye edilmek istendi. Amerikan emperyalizmi, orduyu itibarsızlaştırarak Türkiye’nin ulusal direncini kırmayı ve bölücü koridoru açmayı planlıyordu.
HASAN ATTİLLA UĞUR’UN ENGELLENEN İNCİRLİK PLANI
Süleymaniye'deki saldırının hemen ardından, Türk ordusunun vatansever damarının bu zillete sessiz kalmak istemediği de tarihsel bir gerçek olarak ortaya çıktı. O dönem Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat ve Teknik Şube Müdürü olarak görev yapan ve daha sonra Ergenekon kumpasıyla hedef alınan emekli Kurmay Albay Hasan Atilla Uğur, olayı basına yansımadan önce haber aldıklarını belirterek mütekabiliyet esası gereği anında bir misilleme planı hazırladığını açıklamıştı.
Albay Uğur, Adana’ya giderek İncirlik Üssü dışına çıkan Amerikan askerlerini derdest etmeyi, başlarına çuval geçirerek basının karşısına çıkarmayı ve bu kişilerin Adana Valisi’ne suikast hazırlığında olduğunu dünyaya ilan etmeyi üst makamlarına yazılı ve sözlü olarak teklif etti. Ancak "ABD'yi gücendirmeme ve olayı büyütmeme" yönündeki tavırlar nedeniyle bu hamleye izin verilmedi.