Yılın ilk yarısında yabancı yatırımcı işlemleri dalgalı bir görünüm sergilerken, ocak ve nisan aylarında yüksek tutarlı giriş ve çıkışlar yaşandı.
Haziran ayının son işlem gününde gerçekleşen 62 milyar liralık net alım ise yılın en güçlü günlük yabancı yatırımcı girişi olarak kayıtlara geçti.
KISA VADELİ TAHVİLLERE YOĞUN İLGİ
Verilere göre yabancı yatırımcıların alımları büyük ölçüde kısa vadeli sabit kuponlu devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) gerçekleşti.
Portföy dağılımında 0-2 yıl vadeli sabit kuponlu tahviller öne çıkarken, 5-10 yıl vadeli sabit kuponlu kıymetlerde de sınırlı düzeyde alım yapıldı.
Bunun yanında 2-5 yıl vadeli TLREF endeksli tahvillerde de net giriş kaydedildi.
TL VARLIKLARA İLGİ ETKİLİ OLDU
Analistler, enflasyondaki düşüş eğilimi, para politikasına ilişkin beklentiler ve Türk lirası cinsinden finansal varlıklara yönelik artan ilginin yabancı yatırımcı talebini desteklediğini değerlendiriyor.
Yabancı alımlarının önemli bölümünün kısa vadeli sabit kuponlu tahvillere yönelmesi de dikkat çekti.
REZERV YÖNETİMİ VE LİKİDİTE ADIMLARI ÖNE ÇIKTI
Ekonomi yönetiminin yıl boyunca jeopolitik risklere rağmen rezerv yönetimi ve likidite araçlarında hızlı adımlar atabilmesi, piyasalarda yakından izlenen gelişmeler arasında yer aldı.
Bankaların yeniden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile swap işlemlerine yönelmesi, sistemde döviz likiditesine ilişkin sıkıntı yaşanmadığına ve mevcut kur mekanizmasının işleyişini sürdürdüğüne işaret etti.
TÜRKİYE'NİN RİSK PRİMİ GERİLEDİ
ABD, İsrail ve İran arasında artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle mart ayında 327 baz puana kadar yükselen Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), sonraki dönemde gerileyerek yaklaşık 217 baz puan seviyesine indi.
Risk primindeki düşüş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerindeki gerilemeyle birlikte gerçekleşti.