MEHMET ONUR KOCABIYIK / MOSKOVA
Ermenistan seçimlerinden zaferle çıkan Nikol Paşinyan’ın yol haritası ne olacak? Moskova, seçim sonuçlarını Avrasya dengeleri ve bölgesel güvenlik açısından değerlendirerek Erivan’a dikkatli mesajlar verdi. Güney Kafkasya’da asıl tartışma ise sürüyor: Ermenistan, Batı’nın cephe ülkesi mi olacak, yoksa Avrasya içinde egemen ve dengeli bir yol mu izleyecek?
Ermenistan’da yapılan parlamento seçimleri, yalnızca Erivan’daki hükümetin geleceğini değil, Güney Kafkasya’nın yeni jeopolitik yönünü de ilgilendiren bir sonuç ortaya çıkardı. Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi seçimden birinci çıktı ve parlamentoda çoğunluğu elde etti. Paşinyan bu sonucu “tarihî zafer” olarak sundu; Ermeni halkının “bölgesel refah ve iş birliği” için oy verdiğini söyledi. Ancak Moskova’dan gelen açıklamalar, seçimin yalnızca sandık aritmetiği üzerinden değil, Ermenistan’ın Rusya, Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile ilişkileri bakımından okunacağını gösterdi.
Ermenistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya ile en yakın güvenlik ve ekonomi ilişkilerine sahip ülkelerden biri olmuştu. Rus askeri varlığı, KGAÖ üyeliği, Avrasya Ekonomik Birliği içindeki konumu ve iki toplum arasındaki tarihî bağlar, Erivan’ı Güney Kafkasya’da Moskova’nın doğal müttefiklerinden biri hâline getiriyordu. Fakat Paşinyan yönetimi, özellikle Karabağ savaşları sonrasında Rusya’ya mesafe koyan, Batı kurumlarıyla daha fazla temas kuran ve Avrupa Birliği hedefini görünür hâle getiren bir çizgi izledi. Bu nedenle seçimler, klasik anlamda bir iktidar-muhalefet yarışının ötesinde, Ermenistan’ın hangi güvenlik ve medeniyet havzasında konumlanacağına dair bir tercih gibi de görüldü.
KREMLİN’DEN TEMKİNLİ İLK TEPKİ
Moskova’nın seçimlere ilk tepkisi dikkatli fakat mesafeli oldu. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, sonuçlar hakkında aceleci bir değerlendirme yapmaktan kaçınarak “Herhangi bir resmî yorum yapmaktan kaçınacağım” dedi ve Moskova’nın “nihai sonuçları beklediğini” belirtti. Ancak Peskov’un açıklamasında yalnızca diplomatik bir bekleyiş değil, seçim sürecine yönelik ihtiyatlı bir şüphe de vardı. Kremlin Sözcüsü, seçimlerle ilgili gelen bütün bildirimleri “dikkatle kaydettiklerini” söyledi ve özellikle “çok sayıda ihlal” iddiasının takip edildiğini vurguladı. Böylece Moskova, Paşinyan’ın zaferini doğrudan reddetmeden, seçim sürecinin bütünüyle sorunsuz ve tartışmasız geçtiği yönündeki Batılı anlatıya mesafe koymuş oldu.
Bu mesafe tesadüfî değildir. Çünkü Ermenistan seçimleri, yalnızca oy verme gününden ibaret bir süreç olarak yaşanmadı. Seçim öncesinde muhalefet üzerindeki baskılar, Rusya ile yakın ilişkileri savunan çevrelere yönelik soruşturmalar ve Ermeni Apostolik Kilisesi etrafında yaşanan gerilimler Moskova’da dikkatle izlendi. Batı başkentlerinde Paşinyan’ın zaferi çoğu zaman “demokratik tercih” ve “Avrupa yönelimi” başlıklarıyla sunulurken, Rusya aynı tabloyu daha geniş bir jeopolitik operasyon sahasının parçası olarak okudu. Kremlin’in ihtiyatlı tutumu da buradan kaynaklandı: Moskova sonucu değil, sonuca giden siyasi iklimi tartışmalı görmektedir.
ZAHAROVA’DAN SERT ÇIKIŞ:
MUHALEFET, KİLİSE VE BATI MÜDAHALESİ
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’nın açıklaması bu bakımdan çok daha sertti. Zaharova, seçimlerin “muhalefet üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı ortamında” yapıldığını söyledi. Bu ifade, Moskova’nın gözünde Ermenistan’daki seçim sürecinin yalnızca sandık rekabetinden ibaret olmadığını göstermektedir. Zaharova ayrıca seçimlere Batı’nın, özellikle de Avrupa Birliği’nin müdahale ettiğini savunarak “Batı’nın, öncelikle de Avrupa Birliği’nin müdahalesi” ifadesini kullandı. Böylece Rusya, Ermenistan seçimlerini yalnızca iç siyasi mücadele olarak değil, Batı’nın Güney Kafkasya’da mevzi kazanma hamlesi olarak değerlendirdi.
Zaharova’nın açıklamasında dikkat çeken noktalardan biri, Paşinyan’ın partisine verilen desteğin mutlak bir yetki anlamına gelmediği vurgusuydu. Rusya Dışişleri Sözcüsü, Sivil Sözleşme Partisi’nin “iktidar üzerinde tekel elde etmediğini” söyledi. Bu vurgu önemlidir; çünkü Batı basını seçim sonucunu Paşinyan’ın Avrupa yönelimli politikasına güçlü bir onay gibi sunarken, Moskova aynı sonuca farklı yerden bakmaktadır. Rusya’ya göre Ermenistan toplumu bütünüyle Batı yönelimini seçmiş değildir. Ülkede Rusya ile ilişkilerin korunmasını, Avrasya yapılarında kalınmasını ve tarihî ittifakın sürdürülmesini isteyen güçlü bir damar hâlâ mevcuttur.
ERMENİSTAN’DAKİ AVRASYA DAMARI
Zaharova bu noktayı daha açık bir ifadeyle ortaya koydu. Ermeni toplumunda “Rus-Ermeni ilişkilerinin istikrarlı biçimde geliştirilmesine yönelik geniş bir talep” bulunduğunu söyledi. Moskova’ya göre Ermenistan’da Rusya ile bağların koparılmasına değil, bu ilişkilerin yeniden dengelenmesine yönelik ciddi bir toplumsal zemin vardır. Zaharova, Ermenistan’ın Avrasya entegrasyon yapılarında kalmasının halka “elle tutulur büyük faydalar” sağladığını da belirtti. Bu söz, Avrasyacı bakış açısından seçimlerin merkezindeki asıl soruya işaret ediyor: Ermenistan, soyut Avrupa vaatlerinin peşinden mi gidecek, yoksa somut ekonomik ve güvenlik kazanımları sağlayan Avrasya düzeni içinde mi kalacak?
Moskova’nın tepkisinde Ermeni Apostolik Kilisesi’ne yönelik baskılarda yer aldı. Moskova, Paşinyan’ın Batı’ya yaklaşırken kilisenin etkisini azaltmaya çalıştığını düşünüyor. Zaharova, seçim sürecinde yalnızca siyasi muhalefetin değil, kilisenin de hedef alındığını ileri sürdü. Onun ifadesiyle Ermeni Apostolik Kilisesi “takibat silindirinin altına” alınmıştı. Bu ifade, Rusya’nın Ermenistan’daki gelişmeleri yalnızca parti siyaseti değil, geleneksel toplum yapısına yönelik bir baskı olarak okuduğunu gösteriyor. Moskova’ya göre hedef alınan kesimler tesadüfi değildir. Zaharova, baskıların özellikle Rusya ile ittifakı, Avrasya entegrasyonunu, Avrasya Ekonomik Birliği ve KGAÖ üyeliğini savunan çevrelere yöneldiğini belirtti. Bu bakımdan Ermenistan seçimleri, sadece oy sandığına yansıyan bir tercih değil, aynı zamanda ülkenin tarihî, dinî ve jeopolitik kimliği etrafındaki mücadeledir.
LAVROV’UN UYARISI: AVRUPA BİRLİĞİ İLE AEB AYNI ANDA OLMAZ
Avrasyacı perspektiften bakıldığında Paşinyan yönetiminin en büyük çelişkisi, aynı anda hem Avrupa Birliği’ne yönelmek hem de Avrasya Ekonomik Birliği’nin imkânlarından yararlanmayı sürdürmek istemesidir. Bu çelişkiye en açık yanıtı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov verdi. Lavrov, Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile uyum arayışının Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğiyle bağdaşmayacağını söyledi. Lavrov’un ifadesiyle “Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne katılım yasasını uygulayıp Avrasya Ekonomik Birliği’nde kalması mümkün değildir.” Bu söz, Moskova’nın Erivan’a verdiği stratejik mesajın özüdür: Aynı anda iki farklı entegrasyon sistemine yaslanmak mümkün değildir.
Lavrov’un açıklamasında sertlik kadar diplomatik bir çerçeve de vardı. Ermenistan’ın tercih hakkını reddetmediğini belirten Lavrov, “Ermeni halkının tercihine saygısızlık ettiğimiz için değil; biz bu tercihi bilmek istiyoruz” dedi. Ardından, Avrupa Birliği ile Avrasya Ekonomik Birliği’nin dayandığı normların “birbirini dışladığını” vurguladı. Bu yaklaşım, Rus diplomasisinin Erivan’a verdiği mesajı netleştirmektedir. Moskova, Ermenistan’ın egemen tercih hakkını inkâr etmemekte; ancak her tercihin ekonomik, güvenlik ve jeopolitik sonuçları olacağını hatırlatmaktadır.
KGAÖ’DEN UZAKLAŞMANIN GÜVENLİK MALİYETİ
Bu noktada Ermenistan’ın güvenlik meselesi daha da hassastır. Paşinyan yönetimi, Karabağ krizinden sonra KGAÖ’ye mesafe koydu ve örgüt etkinliklerine katılımını dondurdu. Ancak Ermenistan’ın coğrafi gerçekliği değişmedi. Ülke Türkiye, Azerbaycan, İran ve Gürcistan arasında sıkışmış; açık denize çıkışı olmayan, enerji ve ticaret hatları bakımından dış bağlantılara muhtaç bir konumdadır. Böyle bir ülkenin güvenlik mimarisini tamamen Batı vaatleri üzerine kurması, Avrasyacı bakış açısından stratejik bir risk taşır. Çünkü Batı’nın Güney Kafkasya’daki ilgisi çoğu zaman bölge halklarının uzun vadeli güvenliğinden ziyade Rusya’nın çevrelenmesi stratejisiyle bağlantılıdır.
Seçim sonrasında Batı’dan gelen tebrik mesajları da bu tabloyu güçlendirdi. Avrupa Birliği ve ABD, Paşinyan’ın zaferini hızla olumlu bir gelişme olarak sundu. Batı açısından Ermenistan’ın Avrupa’ya yaklaşması, Güney Kafkasya’da Rus etkisinin azaltılması anlamına geliyor. Ancak burada temel soru şudur: Ermenistan Batı için gerçekten kalıcı bir stratejik ortak mı, yoksa Rusya’ya karşı kullanılabilecek bir jeopolitik kaldıraç mı? Avrasyacı yorumun merkezinde bu soru vardır. Ukrayna ve Gürcistan örnekleri, Batı’nın verdiği siyasi destek ile sahada oluşan güvenlik maliyetleri arasındaki mesafenin ne kadar büyük olabileceğini göstermiştir.
BATI’NIN VAADİ, AVRASYA’NIN GERÇEĞİ
Ermenistan açısından asıl tehlike, Rusya ile ilişkileri koparırken Batı’dan gerçek güvenlik garantisi alamamasıdır. Avrupa Birliği, Ermenistan’a siyasi destek verebilir; fakat Erivan’ın sınır güvenliğini, enerji istikrarını ve ekonomik pazarlarını tek başına garanti edemez. ABD ise bölgeye çoğu zaman dönemsel ve kriz odaklı yaklaşır. Buna karşılık Rusya, bütün sorunlara rağmen bölgede kalıcı bir aktördür. Askerî, ekonomik, kültürel ve tarihî bağlar, Moskova’yı Ermenistan için vazgeçilmesi kolay olmayan bir merkez hâline getirmektedir.
Bu nedenle Moskova’nın seçim sonrası açıklamalarını yalnızca “Paşinyan kazandı, Rusya rahatsız oldu” basitliğinde okumamak gerekir. Rusya’nın asıl itirazı, Ermenistan’ın Batı ile ilişki kurmasına değil, bu ilişkinin ülkeyi Avrasya bağlarından koparacak ve Rusya’nın Güney Kafkasya’daki güvenlik mimarisini zayıflatacak bir çizgiye dönüşmesine yöneliktir. Zaharova’nın “güçlü ve gerçekten egemen bir Ermenistan” vurgusu da burada anlam kazanır. Moskova, Ermenistan’ın egemenliğini Batı blokuna eklemlenmekte değil, bölgesel gerçeklerini ve tarihî bağlarını dikkate alan dengeli bir hatta görmektedir.
PAŞİNYAN’IN ZAFERİNİN SINIRLARI
Paşinyan’ın seçim zaferi kısa vadede Ermenistan’ın Batı’ya yönelişini hızlandırabilir. Fakat bu zafer, bütün sorunları çözmüş değildir. Paşinyan, Azerbaycan ile barış sürecinde anayasal değişiklik baskısıyla karşı karşıyadır. Türkiye ile normalleşme, Karabağ sonrası Ermeni toplumunda hâlâ hassas bir meseledir. Rusya ile ilişkilerin daha da gerilmesi ise Ermenistan ekonomisi ve güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden seçim sonucu Paşinyan’a bir imkân verdiği kadar ağır bir sorumluluk da yüklemiştir.
Avrasyacı bakış açısından Ermenistan için en akılcı yol, Rusya ile köprüleri yıkmak değil, çok yönlü ama gerçekçi bir denge siyaseti izlemektir. Avrupa ile ilişki kurmak, Erivan’ın doğal hakkıdır. Fakat bu ilişki, Rusya’yı dışlayan, Avrasya Ekonomik Birliği’ni zayıflatan ve KGAÖ’den kopuşu hızlandıran bir çizgiye dönüşürse, Ermenistan kendi güvenlik mimarisini kırılgan hâle getirir. Moskova’nın uyarısı bu yüzden sadece siyasi bir tepki değil, Ermenistan’ın gelecekte karşılaşabileceği ekonomik ve stratejik maliyetlere dair bir hatırlatmadır.
CEPHE ÜLKESİ Mİ, EGEMEN AVRASYA AKTÖRÜ MÜ?
Sonuç olarak Ermenistan seçimleri, Paşinyan’ın sandıktan birinci çıkmasıyla kapanmış bir süreç değildir. Tam tersine, seçimler Güney Kafkasya’da yeni bir jeopolitik hesaplaşmanın kapısını açmıştır. Peskov’un “nihai sonuçları bekliyoruz” anlamındaki temkinli tavrı, Zaharova’nın “Batı müdahalesi” ve “muhalefete baskı” vurgusu, Lavrov’un “Avrupa Birliği ile Avrasya Ekonomik Birliği aynı anda olmaz” mesajı birlikte okunduğunda Moskova’nın yaklaşımı netleşmektedir. Rusya, Ermenistan’ın tercih hakkını tanımakta; fakat bu tercihin Avrasya dengeleri, ekonomik gerçekler ve güvenlik mimarisi açısından sonuçsuz kalmayacağını hatırlatmaktadır.
Ermenistan bugün bir yol ayrımındadır. Bir yanda Avrupa’dan gelen parlak fakat belirsiz vaatler, diğer yanda tarihî, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla somut bir Avrasya gerçekliği vardır. Sandıktan çıkan sonuç Paşinyan’a zaman kazandırmış olabilir. Ancak Ermenistan’ın geleceğini belirleyecek olan asıl soru hâlâ ortadadır: Erivan, Batı’nın Rusya’yı çevreleme stratejisinde bir cephe ülkesi mi olacaktır, yoksa kendi tarihî hafızasını, ekonomik çıkarlarını ve bölgesel gerçeklerini dikkate alan egemen bir Avrasya ülkesi olarak mı yoluna devam edecektir?