Kahverengi şeritli gövdesi ve uzun kuyruklarıyla Marmara’da pusula denizanaları kendini gösterdi. Küresel ısınma veya gemilerin balast sularıyla bu türün Marmara’ya yerleştiğini anlatan Prof. Okyar, temas halinde yapılması gerekenleri sıraladı: “Endişe edecek zehirde değil. Deniz suyuyla yıkayın, bir kartla tarayın ve lokal anestezik krem sürün”
Marmara’da son dönemde kahverengi denizanaları görülmeye başlandı. Kahverengi şeritli iri gövdesi ve uzun kuyruklarıyla, Marmara’da görmeye alışık olduğumuz ay denizanalarından daha ürkütücü duran bu tür halk arasında pusula denizanası olarak biliniyor. Bilimsel adı ise Chrysaora hysoscella. Kıyılarda kendini gösteren denizanaları, özellikle yaz sezonun başlamasıyla endişe uyandırdı. Peki yüzerken bu türle temas halinde sonucu ne olur ve pusula denizanalarını Marmara’da ilk kez bu yaz mı gördük?
2002’den beri görüyoruz
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, pusula denizanasını Marmara’da ilk kez 2002 yılında kaydettiklerini söylüyor ve ekliyor: “Aslında Atlantik Okyanusu’nda bulunan bir tür, Marmara’dan önce Ege ve Akdeniz’de de görülüyordu, fakat 2002 yılından bu yana Marmara’da da görmeye başladık. İzmit Körfezi, Yalova, İstanbul Boğazı, Adalar, Zeytinburnu sahili gibi çeşitli yerlede rastlamak mümkün. Mevsimsel bir dağılımı olduğu için bahar sonu ve özellikle yaz aylarında görmeye başlarız, sonbahar ortalarına kadar devam eder. Ömürleri 1 yıl, genç olanlar suyun altındadır ve zaten onları göremeyiz. Bizim su yüzeyinde kaydettiklerimiz, artık ergin hale gelmiş olanlar”
Sular ısınınca yerleşebildiler
Okyar, bu türün Marmara’ya yerleşmesinin arkasında 2 sebep olabileceğini anlatıyor: “Küresel ısınmaya bağlı olarak sular ısınınca, pusula denizanaları akıntılarla bu sulara girebildi ve yaşamını sürdürebildi. Sadece bu tür özeline değil, küresel ısınmayla beraber Kızıldeniz kökenli türlerin Akdeniz'e girmeye başladığını, hatta Akdeniz’deki türlerin de Marmara, Karadeniz’e doğru yayılımlarını genişlettiğini biliyoruz. Bir ihtimal de gemilerin balast sularıyla girmiş olmaları. Atlantik Okyanusu’ndan gelen gemilerin balast sularıyla bölgeye gelmiş olabilirler”
Kızarıklık ve kaşıntı
Dış görünüşünden dolayı özellikle yaz aylarında insanların tedirgin olduğunu vurgulayan Okyar, aslında endişelenecek kadar tehlikeli bir tür olmadıklarını da aktarıyor: “Tüm denizanaları zehir içerir. Çünkü beslenme stratejileri ve savunma mekanizmaları bu zehirli hücreler sayesinde olur, ama zehir seviyeleri minimumdan maksimuma doğru değişir. Örneğin İstanbul'da, Boğaz'da sıkça gördüğümüz ay denizanası da zehirlidir aslında, fakat dokunduğunuzda sizi etkilemez. Alerjik bir reaksiyon gösteriyorsanız, hassas cilde sahip olan bazı insanları etkiler. Pusula denizanası ay denizanası kadar hafif etkili değil. Öte yandan, insanları hastanelik edecek güçlü bir zehire de sahip değil. Dokunduğunda acı verir, kızarıklık olur, sivilce tarzı bir kabarıklık görülür. Kaşınma da yapabilir”

Peki ne yapmalıyız?
Okyar temas halinde tatlı suyla yıkamaktan kaçınmak gerektiğini söylüyor: “Tatlı suyla yıkamayacaksınız, deniz suyuyla yıkamalısınız. Örneğin bir kredi kartıyla o bölgeyi tarayın, hücreleri uzaklaştırmış olursunuz. Ardından lokal anestezik bir krem sürebilirsiniz. Baktınız ki hala etkisi devam ediyor, o halde en yakın sağlık ocağına başvurmanızda fayda var”