Ana içeriğe geç

KKTC Dışişleri Bakanlığı AP'nin 2025 Türkiye raporunu yok saydı

KKTC Dışişleri Bakanlığı, AP'nin 2025 Türkiye Raporu'ndaki Kıbrıs kararlarını taraflı bulduğunu açıklayarak bütünüyle reddetti.

KKTC Dışişleri Bakanlığı AP'nin 2025 Türkiye raporunu yok saydı
Aydınlık
16

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu'nda 17 Haziran 2026 tarihinde kabul edilen "2025 Yılı Türkiye Raporu"na yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Bakanlık, raporda yer alan Kıbrıs konusundaki değerlendirmelerin Avrupa Birliği'nin taraflı yaklaşımlarını yansıttığını belirterek metni bütünüyle reddettiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, raporda Kıbrıs Türk halkının haklarının ve egemen iradesinin yok sayıldığı vurgulandı. KKTC yönetimi, federal çözüm dayatmalarının Ada'daki fiili gerçeklerle uyuşmadığını kaydetti.

KKTC'DEN AP'NİN TÜRKİYE RAPORUNA SERT TEPKİ

KKTC Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda kabul edilen "2025 Yılı Türkiye Raporu"nun Kıbrıs meselesine yönelik kısımlarının taraflı ve gerçeklerden kopuk olduğunu belirtti. Bakanlık, raporda Türkiye’ye yönelik iddialar ile Kıbrıs Türk halkının haklarını ve egemen iradesini yok sayan değerlendirmelerin bütünüyle reddedildiğini açıkladı.

Raporda Kıbrıs Türk halkının sadece "adanın meşru bir topluluğu" şeklinde tanımlanması ve Türkiye’ye Kıbrıslı Türklere "siyasi alan açması" çağrısı yapılması, KKTC'nin kendi geleceğini tayin etme hakkının göz ardı edilmesi olarak nitelendirildi. Açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurumları, demokratik yapısı ve halkının özgür iradesiyle varlığını sürdüren egemen ve bağımsız bir devlet olduğu aktarıldı.

Bakanlık, AP'nin federasyon temelindeki anlaşma modelini tek seçenek olarak sunmasının Ada'daki siyasi ve fiili gerçeklerle bağdaşmadığını ifade etti. Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumu sebebiyle tüketilen bu müzakere modelinin yeniden gündeme getirilmesinin anlaşma arayışlarına katkı sağlamayacağı belirtilirken, kalıcı bir anlaşmanın ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağı paylaşıldı.

Raporda yer alan Akyar, Pile, Maraş, mülkiyet, kayıp şahıslar, kültürel miras ve ara bölge ihlallerine ilişkin iddialar ile Türkiye'nin Ada'daki varlığına yönelik değerlendirmeler "yok hükmünde" olarak tanımlandı. Ayrıca Avrupa Komisyonu’na yeni bir Kıbrıs Özel Temsilcisi atanması yönündeki çağrı da yersiz bulundu. KKTC Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Kıbrıs Türk halkının temel haklarını yıllardır göz ardı eden Avrupa Birliği’nin “tarafsız” bir aktör sıfatıyla bir anlaşmaya katkı sağlayabileceğini iddia etmesi inandırıcılıktan uzaktır. AB müdahalesi asla kabul edilmeyecektir."

AB'NİN TAAHHÜTLERİ VE KKTC'NİN ULUSLARARASI İLİŞKİLERİ

Avrupa Birliği’nin 2004 yılında Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması yönünde verdiği taahhütleri yerine getirmediği hatırlatılan açıklamada, Rum tarafının ödüllendirildiği belirtildi. KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde uluslararası alanda geliştirdiği ilişkilerin engellenmeye çalışılması, birliğin taraflı pozisyonunun göstergesi olarak sunuldu.

Avrupa Birliği kurumları, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden yana siyasi yaklaşımlar yerine Ada'daki gerçekleri esas alan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğine saygı gösteren yapıcı bir tutum benimsemeye davet edildi. Açıklamanın sonunda, KKTC'nin Türkiye ile uyum içinde halkının güvenliğini korumaya ve egemen eşitliğinin tescil edilmesi yönündeki mücadelesini sürdüreceği kaydedildi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler