ABD’nin İran’la ateşkes anlaşmasına varmasıyla saf dışı bırakılan Netanyahu, hem iktidar cephesinin hem de muhalefetin hedefi haline geldi. Güvenlik politikaları ve Washington üzerindeki etkisi sorgulanan İsrail Başbakanı, siyasi geleceğini belirleyebilecek kritik bir 'yol ayrımında' bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile yürüttüğü ateşkes süreci, İsrail Başbakanı Netanyahu açısından beklenmedik sonuçlar doğurdu. Uluslararası basında yer alan analizlere göre Netanyahu, uzun yıllardır siyasi söyleminin merkezine koyduğu üç temel konuda ciddi bir sınavla karşı karşıya kaldı: ABD üzerindeki etkisi, İran’a karşı sert tutumu ve İsrail’in güvenliğini sağlama iddiası.
Anlaşmanın İsrail’in talepleri tam olarak dikkate alınmadan şekillendiği yönündeki yorumlar, Netanyahu’ya yönelik eleştirileri artırdı.
BBC’nin aktardığına göre, hem muhalefet hem de iktidarın içinde İran-ABD anlaşmasına yönelik rahatsızlık dikkat çekti.
İSRAİL BAŞBAKANI KÖŞEYE SIKIŞTI! 'ZOR BİR SEÇİM'
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, Netanyahu’nun önünde iki zor seçenek bulunduğunu söyledi. Lapid’e göre İsrail Başbakanı ya ABD ile açık bir gerilim yaşayacak ya da İsrail’in çıkarlarından taviz vermekle suçlanacak. Eleştiriler yalnızca muhalefetle sınırlı kalmadı. Likud Partisi içinden bazı isimler ve koalisyondaki aşırı sağcı ortaklar da İran’ın, ateşkesin Lübnan’daki çatışmaları kapsaması yönündeki taleplerine tepki gösterdi.
“TRUMP’IN ANLAŞMASI BİZİ BAĞLAMIYOR”
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Trump’ın anlaşması bizi bağlamıyor. Güvenliğimizi garanti etmeyen hiçbir anlaşmanın tarafı değiliz” ifadelerini kullandı. Likud milletvekili Ariel Kallner ise İsrail’in gerektiğinde kendisini savunmaya devam edeceğini belirterek, müttefik ülkeler arasında zaman zaman görüş ayrılıklarının yaşanabileceğini söyledi.
Netanyahu ise Kudüs’te düzenlediği basın toplantısında, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemenin en önemli hedeflerinden biri olduğunu vurguladı. İsrail’in bu konuda geri adım atmayacağını belirten Netanyahu, ABD ile bazı konularda görüş ayrılığı yaşandığını da kabul etti.
Toplantıda İsrail’in önceliklerini sıralayan Netanyahu şu ifadelerde bulundu:
"Görüşlerimi açıkça ifade ettim ancak bizim kendi çıkarlarımız var. Birincisi nükleer tehdidin önlenmesi, ikincisi ise Lübnan. Orada bir tampon bölge oluşturduk ve gerektiği sürece orada kalacağız. İran bizim geri çekilmemizi istedi ama bu gerçekleşmedi çünkü dik durdum. Operasyonel özgürlüğümüzü koruma konusunda kararlıyız; tehdit edilirsek karşılık veririz."
Öte yandan uzmanlar, İsrail’in son yıllarda izlediği sert güvenlik politikasının beklenen sonuçları vermediğine dikkat çekiyor. Gazze’de uzun süredir devam eden operasyonlara rağmen Hamas’ın tamamen etkisiz hale getirilemediği, Hizbullah ve İran’a yönelik baskıların da Tahran’ın bölgedeki etkisini sona erdirmediği ifade ediliyor.
İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü araştırmacılarından Danny Citrinowicz ise İsrail’in İran politikasını yeniden değerlendirmesi gerektiğini savundu. Citrinowicz’e göre Tel Aviv yönetimi daha gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler belirlemek zorunda.
Uluslararası değerlendirmelere göre İran ile yapılan ateşkes anlaşması, Netanyahu’nun hem dış politikadaki hem de iç siyasetteki pozisyonunu zayıflattı. Uzun yıllardır seçmenlere sunduğu “güvenlik garantisi” ve “ABD üzerindeki etki” söylemleri sorgulanırken, İsrail Başbakanı şimdi Washington ile ilişkileri koruma ve yeni bölgesel dengelere uyum sağlama arasında kritik bir tercih yapmak zorunda. Bu sürecin, Netanyahu’nun siyasi geleceğini şekillendirecek en önemli dönemeçlerden biri olabileceği değerlendiriliyor.