Komedyen Deniz Göktaş’ın “dini değerleri aşağılama” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanması, ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Almanya'da da gündem olan tutuklama, Alman basını ve Türkiye kökenli sivil toplum kuruluşları karara tepki gösterirken, Almanya’daki ifade özgürlüğü anlayışı ile Türkiye’deki uygulamalar arasındaki fark dikkat çekti.
Kısadalga'dan Yunus Ülger'in haberine göre, Federal Anayasa Mahkemesi, birçok kararında, ifade özgürlüğü dolayısıyla politikacıların hakaretlere de katlanması gerektiğini belirtiyor.
"POLİTİKACI, KİLİSENİN TEPESİNDEKİ HOROZ HEYKELİ GİBİDİR, FIRTINAYA KATLANMAK ZORUNDADIR"
Hristiyan Demokrat Birlik Partili olan ve 1982 ile 1998 yılları arasında 16 yıllık federal başbakan olan Helmut Kohl, bir söyleşide bir siyasetçinin hakaretlere de katlanması gerektiğini yukarıdaki sözlerle ifade etmişti. Sosyal medyanın yaygın olmadığı bir dönemde, kendisi çok karikatürize edilmiş, dolayısıyla çok alaya alınmıştı. Cüsseli yapısı, aşırı kilosu ve biraz tuhaf kafa yapısıyla karikatürcüler için biçilmiş kaftandı. Bir söyleşide bir gazetecinin, “En çok karikatürize edilen politikacısınız, bunlar sizi hiç kızdırmıyor mu?” sorusuna şu karşılığı vermişti:
“Örnek aldığım bir politikacı, bana 17 yaşımda şunları söylemişti: ‘Bir politikacı, kilisenin tepesindeki horoz heykeli gibidir. Hep fırtınaya ve rüzgara maruz kalır.’ Politikacı olmam için kimse beni zorlamadı, ben kendim istedim. O yüzden birçok şeye katlanmak zorundayım.”
"MERKEL'E KARA ÇARŞAF, MERZ'E "YALANCI FRİTZ"
16 yıl başbakanlık yapan Angela Merkel de karikatürcilerin ve medyanın hedefinde oldu. Bu konuda Merkel için kara çarşaflı montaj fotoğraf doruk oldu demek pek yanlış olmaz. Çarşaflı fotoğraf, herhangi bir medyada değil, kamu yayın kuruluşu olan Alman Birinci Televizyonu’nun (ARD) çok seyredilen siyasi haber programı Bericht aus Berlin’de yayınlanmıştı. Vesilesi ise Merkel’in 2015’te Almanya sınır kapılarında bekleyen Suriyelilere kapıları açmasıydı. Fotoğraf tartışmalara yol açtı, ama Merkel’e hakaret bağlamında değil, İslam düşmanlığını körüklediği gerekçesiyle. Bunun için Merkel yargıya gitmedi, medyaya bir eleştiri de yapmadı.
Şimdiki CDU’lu Federal Başbakan Friedrich Merz de çoğunlukla sosyal medyada ağır eleştiri ve hakaretlere maruz kalıyor. Seçim öncesi vaatlerinden geri adım attığı için çoğunlukla yalancı olmakla suçlanıyor. Yalan söylediği için burnu uzayan masal kahramanı Pinokya, Yalancı Fritz (Lügenfritz) ile Lackaffe (Züppe), kendisine yöneltilen hakaretlerin başında geliyor. Kendisi, bir söyleşide, sosyal medyada hakaretlerin hiçbirine karşı yargıya gitmeyeceğini söyleyip, “Bana aptal diyebilirler, bundan gocunmam” dedi. Ancak, devletin herhangi bir makamına yönelik hakareti kabul etmeyeceğini vurguladı.
Ne var ki, Merz hakaretlere karşı dava açmasa da savcılıklar kendiliğinden dava açıyor. Geçen yılın ekim ayında Almanya’nın güneyinde bulunan Heilborn kentini ziyareti sırasında bir Facebook kullanıcısı, Merz için “Yalancı Fritz (Lügenfritz, Fritz, Friedrich’in kısaltımı)” ifadesini kullanmıştı. Heilborn Savcılığı’nın suç duyurusu üzerine Öhringen Yerel Mahkemesi, ceza yasasının 188. maddesi gereği suç saydı ve sanığa 2 bin euro para cezası verdi. Savcılık, Merz’in Pinokya ve Züppe olarak nitelenmesini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi, dolayısıyla suç saymadı.
1950’de yürürlüğe giren ve politikacılara hakareti suç sayan 188. maddenin kaldırılması talep ediliyor. 2021’e kadar neredeyse hiç uygulanmayan 188. madde, 2021’de sertleştirilmişti. Uzmanlar ve bazı partiler 188. maddenin tümüyle kaldırılmasını talep ediyor, gerekçeleri de burada hakaretin ne olduğunun açıkça tanımlanmamış olması. Koalisyon ortakları CDU ile SPD, kaldırılmasından yana değil, ancak neyin hakaret sayılacağının açıkça tanımlanması görüşünü savunuyor.
Alman İkinci Televizyonu’na (ZDF) konuşan Leipzig Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Elisa Hoven, 188. maddenin kaldırılmasını talep edenlerden biri. Prof. Hoven, “Bir politikacıyı “Züppe” olarak eleştirmek, bir demokraside olması gereken bir eleştiri” diyor. Federal Anayasa Mahkemesi’nin de birçok kararında bu görüşü savunduğunu hatırlatıyor. 188. maddenin kaldırılmasına karşı çıkanlardan SPD’li federal milletvekili Carmen Wegge ise, ifade özgürlüğü adı altında demokrasi savunucularına hakaret ve sözlü saldırılara izin vermeyeceklerini söyledi. Wegge, bu açıklamasıyla aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partililerin demokrasi karşıtı sözlü saldırı ve hakaretlerini kastediyor.