İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, geçtiğimiz günlerde geçici koruma altındaki Suriyeli göçmenlerin istihdamına ilişkin yeni bir hazırlık içinde olduklarını duyurdu. Buna göre, halihazırda geçici koruma altındaki yaklaşık 2.2 milyon Suriyeli göçmen, çalışma izninden muaf tutulacak. Göçmenler açısından açık hava hapishanesine dönen, Avrupa için adeta sınır bekçisi rolü üstlenen Türkiye’de bu değişikliğin kapsadığı düzenlemeler yalnızca Suriyeli işçileri ilgilendirmiyor. Aynı zamanda güvencesizliğin yaygınlaşması ile yerli işçileri de doğrudan alakadar ediyor. Göçmen politikalarının müsebbibi olan siyasal iktidar(lar) yerine göçmenleri hedef alanların ağzına doladığı ‘Yükselen işsizliğin nedeninin göçmenler olduğu’ argümanı, iktidarın bir kez daha yerli ve göçmen işçilerin güvencelerini ayaklar altına alması ile boşluğa düşüyor.
Peki bu düzenleme neden yalnızca göçmen işçilerin sorunu değil? Düzenlemenin kapsadığı bazı değişiklikler üzerinden bakalım.
Patronlar yerli işçi istihdamından ‘kurtuluyor’
Düzenlemenin getirdiği büyük değişikliklerden biri, çalışma izni prosedürünün getirdiği zorunluluklardan biri olan yerli işçi istihdamının ortadan kalkması. Halihazırda yürürlükte olan yönetmeliğe göre göçmen işçi çalıştıran patronlar, çalıştırdıkları her göçmen işçiye karşılık en az 5 yerli işçi çalıştırmak zorundaydı. Ancak çalışma izninden muaf tutulan geçici koruma statüsündeki Suriyeli işçiler için bu geçerli olmayacak. Yani göçmen işçi çalıştıran iş yerleri, yerli işçi çalıştırmak zorunda kalmayacak. Böylece patronlar, maliyeti azaltmak için yerli işçileri istihdam etme yükümlülüğünden kurtularak ‘en ucuz’ işçiyi çalıştıracak.
Taban ücret düzenlemesi de iptal
Bu düzenleme aynı zamanda ‘kalifiye’, uzmanlık gerektiren iş kollarını da etkiliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, çalışma izni başvurularında meslek bazlı asgari ücret kriterleri uyguluyor. Çalışma Bakanlığının mevcut düzenlemesine göre patronlar göçmen işçileri üst düzey yönetici, pilot olarak çalıştırıyorsa asgari ücretin 5 katını; mühendis, mimar olarak çalıştırıyorsa asgari ücretin 4 katını; yönetici olarak çalıştırıyorsa asgari ücretin 3 katını, uzmanlık ve ustalık gerektiren işlerde ise asgari ücretin 2 katını ödemek zorunda.
Ancak çalışma izninden muaf olacak Suriyeli işçiler için bu da rafa kalkıyor. Bu zorunluluğun ortadan kalkması, işverenlerin asgari ücrete mühendislik, mimarlık ya da ustalık gerektiren diğer iş kollarında asgari ücrete Suriyeli işçi çalıştırabilmesi; yani insanca yaşanacak bir ücretle mühendis çalıştırmak yerine asgari ücrete mühendis çalıştırabilmesi anlamına geliyor.
Neredeyse tek maliyet de yok olacak
Patronlar açısından kayıtlı biçimde göçmen işçi çalıştırmanın neredeyse tek dezavantajı çalışma izni için yapması gereken ödemeydi. Suriyeli bir işçiyi kayıtlı olarak çalıştırmak için bir patronun bir yıl için 13 bin 538 lira ödemesi gerekiyordu. Ancak çalışma izni muafiyeti ile patronlar için bu gider kalemi de ortadan kalkıyor. Yani yukarıdaki iki kalemi de düşündüğümüzde, kayıtlı Suriyeli işçiler yerli işçi istihdamı yükümlülüğünden de arındırılarak ‘maliyetsiz’ biçimde her iş kolunda asgari ücrete çalıştırılabilecek.
İşsizliğin gerçek sorumluları
Gelelim işsizliğe. TÜİK’in açıkladığı son verilere göre işsizlik oranı (atıl iş gücü) yüzde 31’e yükseldi. Yani çalışabilecek durumda olan her üç kişiden biri ya işsiz ya iş aramaktan yorulmuş ya da geçinebilecek kadar çalışamıyor. Verilere göre 15 yaşının üstündeki 2 milyon 883 bin yurttaş aktif olarak işsiz. 15-34 yaş grubundaki 6.5 milyon genç ise ne eğitimine devam edebiliyor ne de istihdamda yer alıyor.
Artan işsizlik ortamında, iktidar İŞKUR gibi kurumlar aracılığıyla dönemlik istihdamlar sağlamanın ötesinde adım atmadığı gibi çarpık yükseköğretim planlamaları ile genç kuşaklar da işsizler ordusuna katılıyor. Yani Çiftçi’nin duyurduğu yeni düzenleme, göçmen işçiler için daha düşük ücret ve daha az güvence anlamına gelirken; yerli işçiler içinse kendinin yerine ‘daha ucuzunun’ geçirilmesinin önünün açılması anlamına geliyor. Emeği maliyete indirgeyen ve pazardan ‘en ucuzunu’ almayı önceleyen sermaye için yerli işçi ‘daha maliyetli’, göçmen işçi ise ‘en ucuz, masrafsız’ olan oluyor. İşsizlik için göçmen işçileri suçlamak ise tüm bu düzenlemeleri talep eden patronların ve bu düzenlemeleri geçiren iktidarın sorumluluğunu gölgeliyor.
O halde bu düzenlemeye karşı çıkmak yalnızca güvencesiz ve hangi iş kolunda olursa olsun asgari ücrete mahkum edilecek Suriyeli işçilerin derdi değil, aynı zamanda yüksek işsizlik ortamında ‘daha ucuzuyla’ değiştirilerek işsiz bırakılma tehlikesi altında olan yerli işçinin de derdi haline geliyor.