Kamu işletmelerinde çalışan 620 binden fazla işçi, aileleriyle birlikte 2,5 milyon kişiyi ilgilendiren Kamu Çerçeve Protokolü (KÇP) öncesinde, insanca yaşanacak ücret ve vergide adalet mücadelesine hazırlanıyor. Geçtiğimiz dönem hedeflenen enflasyon oranındaki zam dayatmaları ve vergi diliminin %15'te sabitlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle kamu işçileri ciddi kayıplar yaşadı. Türk-İş yönetiminin "ek protokollerle telafi edilecektir" sözünün ardından ise yeni iddialar gündeme geldi.
Kapalı kapılar ardında "gizli" ek protokol iddiası
Aralık ayında süresi dolacak KÇP ile birlikte Harb-İş, Yol-İş ve Demiryol-İş sendikalarının kamu işveren sendikası TÜHİS ile 2027 yılının başından geçerli olmak üzere ek protokoller yaptığı iddia ediliyor. Türk-İş Genel Merkezinin kamu kesimi işveren temsilcisi ile imzaladığı belirtilen “gizli” ek protokollerde işçilerin kayıplarının ancak göstermelik düzeyde pansuman edilmesi gündeme gelirken başka sektörlerde, ağır şartlarda aynı düşük ücret düzeyinde geçim mücadelesi veren yüzbinlerce işçinin ise akıbeti belirsizliğini koruyor.
Kayıp 120 bin, protokoller 10 bin lira
Aralık’ta geçerliliği bitecek KÇP, 2026 yılı için içerdiği maddeler nedeniyle ücret zamlarının rakamsal olarak gerçekleşen enflasyonun altında zamlanmasına sebep olmuştu. Sözleşmede geçen “enflasyonun yüzde 11’in üzerinde gerçekleşmesi halinde farkın yüzde 10’un üzerine eklenmesi” hali adeta ücretlerin reel olarak ezilmesini garanti altına aldı. Kamu kesiminde ortalama 60 ila 65 bin TL arasına denk gelen ortalama net ücretler yılın ilk 6 ayı itibariyle enflasyon karşısında yılın başından itibaren en az 10 ila 11 bin TL erime yaşadı. Bu bantta ücret alan işçilerden yılın ilk 5 ayında yaklaşık 70 bin TL gelir ve damga vergisi kesintisi yapıldı. Yani işçiler en az bir aylık ücretleri kadar kazançlarını kamunun kasasına aktarırken yüksek enflasyon ise ücretlerden alım gücü açısından birikimli olarak 5 ayda yaklaşık 50 bin TL kayıp yarattı.
Söz konusu ek protokollerin, KÇP’nin bitişinin ardından, Mart 2027’de yürürlülüğe gireceği belirtiliyor.
• Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın Genel Başkanlığını yaptığı Demiryol-İş’in imzaladığı protokole göre, derece kademelerinin iyileştirilmesi, fabrika işçilerine %10 üretim tazminatı ve 4. skaladaki işçilerin 1. skalaya çekildiği belirtiliyor. Toplam net ücret artışının ortalama 10-13 bin TL arasında olacağı ifade ediliyor.
• Yol-İş sendikasının protokolü ile birlikte, 2018'de taşerondan geçenlerin 1. skalaya alınacağı ve il özel idaresi çalışanlarının yol paralarının artacağı öne sürülüyor.
• Harb-İş, yıllık izinlerde kesilen verimlilik teşvik primlerinin (VTP) iade edileceği ve yaklaşık 1500 mavi yaka mühendisin ücretlerinin beyaz yakalı meslektaşlarıyla eşitleneceği ifade ediliyor.
Öngörülen bu 10-15 bin liralık artışlar, işçilerin sadece ilk 5 ayda yaşadığı kümülatif kaybın ancak 12'de 1'ine denk geliyor. Yıl sonuna kadar devam edecek enflasyon ve artacak vergi yükü ile aradaki kayıp makası daha da açılacak.
‘İki market alışverişi ile göz boyamak istiyorlar’
Her üç sendikanın da üyeleri geçtiğimiz dönemlerde eriyen ücretler ve ağır vergi yükü karşısında kamu kesimi işçilerinin mücadelesinin en ön saflarında yer alan işçilerdi.
Gazetemize konuşan Harb-İş üyesi bir işçi, imzalanan protokolden haberdar edilmediklerini ve yıllardır talep ettikleri kalemlerden birisi olan bir düzenlemenin gelecek yıl için kendilerine “Bir parmak bal” olarak sunulduğunu belirtiyor:
“En çok kayba uğrayan, yaptığı işin özel sektördeki karşılığının yarısını alan bizlere ‘sus payı’ dağıtılmak isteniyor. Ama bu vergi yüküyle, bu enflasyon ile eriyen ücretler karşısında bir anlamı kalmadı bunların. Geçen dönem E-5’i VTP için kapatmadık ki. İnsanca yaşamak için kapattık.”
Eriyen ücretler karşısında gelecek dönem de haklı talepleri olduğunu ve gerekirse tüm kamu işçilerinin birlik olarak eylemlere geçmeye hazır olması gerektiğini belirten işçi, “1 gün iş durdurma, birkaç saat işe geç başlama olduğunda İstanbul kitlendi geçen sene. Yüzde 11 dayatan bakanlıklar tekliflerini iki katına çıkardı. Primle ek protokolle olmaz. Gizli hiç olmaz. Sözleşmede imzalatacak, artık refaha ulaştıracak bir tutumda olmamız lazım” diyor.
‘Bizi bölmesinler’
Gelişmeleri değerlendiren bir sağlık işçisi ise kendi ücretlerindeki erimelerin ve kayıpların telafi konusu dahi edilmemesine tepki gösterdi. İşçi, şu ifadeleri kullanıyor:
“Bizde grev yasağı var. Eylemler ise hep baskı ve mobbing altında. Protokol imzalanarak işçilerin bölünmemesi lazım. Biz de çok tehlikeli koşullarda, hastalıkların şiddetin ortasında çalışıyoruz. İşçilerin gücü birlikleri. Göz boyamakla bizi bölmesinler. Hele de sendikacılar işçileri bölmesin. Hepimizin insanca yaşaması için mücadele etmemiz lazım. 10 bin lira iki market alışverişi demek. İşçileri getirdikleri nokta bu. Biz geçinmek için refah için mücadele edelim. Hiçbir işçi iki alışveriş için insanca yaşamaktan vazgeçmez.”
Demiryolu işçileri: Uykularınızı kaçıracağız
Ankara’dan bir demiryolu işçisi ise, “Ek protokol kapalı kapılar arkasında değil, kamu işçilerinin önünde imzalansın. Geçtiğimiz sözleşmede ketenpereye getirdiğiniz kamu işçileri borç bataklığında yüzüyor” diyerek tepki gösteriyor.
İşçilerin tatile bile değil köylerine dahi gidemediğini ifade eden işçi, “Demiryol-İş sendikasında bazı şubelerde seçim çalışmaları başladı. Bu seçim dönemi Demiryol-İş genel merkezi için rahat geçmeyecek. Mücadeleci demiryolu işçileri taşın altına elini koyup işçinin isteklerini ve taleplerinin demokratik bir şekilde yansıtan mücadeleci işçiler şubelerde adaylığını açıklayacak. Yani anlayacağınız uykularınızı kaçıracağız. Böylesi ekonomik buhranın yaşandığı bir dönemde Demiryolu işçileri bir an evvel birlikte mücadele etmenin yolunu bulacaktır. Ek zam, ek protokol işçilerin denetiminde imzalanacak.” diyor. Demiryolu işçisi, protokollerle kayıpların gizli telafiler şeklinde değil, gerçek kazanımlar için ortak mücadeleyle çözülmesi çağrısında bulunuyor.