Ana içeriğe geç

Lübnan Meclis Başkanı’ndan anlaşmaya veto

Ülke siyasetinin en güçlü siyasi isimlerinden Berri, Tel Aviv-Beyrut anlaşmasının uygulanamaz olduğunu ilan etti. Lübnan Hükümeti’nin Meclis’in üzerinden atlamaya çalıştığı belirtilirken, hukukçular bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu söylüyor. Sahada ise çatışmalar sürüyor.

Lübnan Meclis Başkanı’ndan anlaşmaya veto
Aydınlık
16

Lübnan siyasetinin en güçlü isimlerinden Meclis Başkanı Nebih Berri, Tel Aviv ile Beyrut arasında yapılan anlaşmanın parlamentodan geçemeyeceğini söyledi. Yaklaşık 33 yıldır Meclis Başkanlığı görevini yürüten Şii Lider Berri, devlet hiyerarşisinde başbakandan önce geliyor ve onlarca yıldır ülkenin siyasi krizlerinde belirleyici rol oynuyor.

Hizbullah’ın Meclis’teki müttefiki Emel Hareketi’ne mensup olan Berri, pazar akşamı yaptığı açıklamalarla anlaşmanın Lübnan’daki işgal güçlerine tanıdığı geniş imtiyazları reddettiklerini ilan etti:

“Bu anlaşma kabul edilmeyecek, Meclis’ten geçemeyecek ve mevcut haliyle uygulanmayacak. Bu, Lübnan’ın haklarını korumayan, dikte edilmiş bir anlaşmadır. 17 Mayıs 1983’te imzalanan ve Suriye ile Lübnanlı müttefiklerinin baskısı sonucu iptal edilen barış anlaşmasından on kat daha kötü.”

KİLİT NOKTASI

Tel Aviv ile Beyrut hükümetleri arasında geçen cuma günü Washington’da imzalanan mutabakat şu şartta düğümleniyor: İsrail, Lübnan’ın güneyinde batıdan doğuya, ülkenin içlerine kilometrelerce uzanan sözde “güvenlik bölgesi”nden çekilmeyecek. İsrail Ordusu yalnızca bu bölgenin dışında kalan sınırlı işgal alanlarını kademeli olarak terk edecek. Tam geri çekilme ise Hizbullah’ın tamamen silahsızlanmasına bağlanmış durumda.

BEYRUT’TAN MECLİS ÖNLEMİ

Ancak Berri’nin ifadelerine karşın Lübnan Hükümeti’nin, anlaşmanın Meclis’ten geçmeme olasılığını göz önünde bulundurarak bazı önlemler aldığı belirtiliyor.

Lübnan gazetesi el-Ahbar’a göre Cumhurbaşkanı ile Başbakan, mutabakatın “Bakanlar Kurulu’nun onayından sonra bağlayıcı hale geleceği ve hükümetin, ülkenin menfaatleri ve devletin güvenliği izin verdiğinde meclisi bilgilendirmekle yetineceği” konusunda uzlaştı.

Fakat el-Ahbar’a konuşan hukukçular, anlaşmanın Meclis onayına sunulmadan anayasal bir değer taşımadığını vurguladı:

“Anayasa’da öngörülen resmi kanalları izlemediği sürece, özellikle de devleti bağlayıcı maddeler içerdiği için hiçbir taraf için bağlayıcı olamaz.”

İSRAİL’DE İRAN ENDİŞESİ VE TAKVİM MESELESİ

Bu tartışmalar sürerken, anlaşmanın sahadaki uygulanma biçimine dair İsrail medyası “gizli” bir maddeyi gündeme getirdi. Kanal 12, anlaşmanın işgal güçlerine “güvenlik bölgesi” içerisinde tam hareket serbestisi tanıdığını öne sürdü. Kanal, bu düzenlemenin İsrailli yetkilileri rahatlattığını, çünkü ABD-İran mutabakat zaptının işgal kuvvetlerine hareket alanı tanımadığını hatırlattı.

Yine de Kanal 12’ye göre İsrail Hükümeti, İran’ın Washington üzerinde baskı kurarak Beyrut ile varılan mutabakatı bozmasından endişe ediyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi pazartesi günü İsrail’in tam çekilme takvimi açıklaması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak Kanal 12’ye göre Beyrut ile yapılan anlaşmada bulunan tek takvim Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılaması.

‘VATANI KORUMA HAKKIMIZ SAKLI’

İsrail Kanal 13 de anlaşma imzalandıktan sonra Tel Aviv’in hedefinin “Lübnan’ı bölmek ve iç savaşa sürüklemek” olduğunu belirtmiş, Hizbullah’ın önde gelen vekillerinden Hasan Fadlallah ise “Bu mutabakatın uygulanması imkânsız. Tabii ki bir iç savaş istemiyorlarsa...” demişti.

Hizbullah pazartesi günü pozisyonunu teyit etti: “Ateşkes ihlallerini yakından takip ediyoruz ve vatanımızı koruma hakkımızı saklı tutuyoruz.”

Tel Aviv anlaşma imzalandığından beri ateşkesi yaklaşık on kere ihlal ederken, İsrail Ordusu pazar günü bir askerin daha Lübnan topraklarında öldürüldüğünü duyurdu. Tel Aviv’in resmi rakamlarına göre mart ayından bu yana Hizbullah tarafından öldürülen İsrailli asker sayısı 36’ya çıkarken, yaralı sayısı yaklaşık bin 300 oldu.

KASIM’IN İLHAK UYARISI

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, hafta sonu açıklanan anlaşmadan sonra Beyrut’u İsrail işgalini meşrulaştırmakla suçlamıştı. Kasım, mutabakatın “güvenlik bölgesi”nde İsrail varlığını koruduğunu, bunun da Lübnanlıların topraklarına dönüşünü engelleyerek ilhaka zemin hazırlayacağını vurgulamıştı. Genel Sekreter sözlerini şu vurguyla noktalamıştı:

“En zor şartlarda bile savaş alanını terk etmedik ve terk etmeyeceğiz.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler